YAZARA MAİL GÖNDER Türkiye zenginleşince The Economist'in neşesi kaçtı

YAZARLAR

İngiltere'de yayınlanan The Economist dergisi için Türkiye son yıllarda çok önem kazandı. Dergi Türkiye hakkında hiç olmadık sıklıkta yorum yapmaya başladı. Bu yorumlar peş peşe sıralanıp da değerlendirildiğinde adeta Türkiye'yi karalama kampanyasına dönüştü.
The Economist'teki yazılar önce Türkiye ekonomisinin nasıl iyi olmadığı üzerine kuruldu.
Türkiye ekonomisinin başarıları tuhaf biçimde küçümsendi.
Hatta 12 Haziran 2011 genel seçimleri öncesinde derginin editörü tarafsızlığını kaybedip, işi "Oylarınızı AK Parti'ye değil, CHP'ye verin" demeye kadar vardırdı.
Bununla da yetinilmedi, ardından The Economist, Ergenekon davasının delillerinin tatmin edici olmadığını da ileri sürdü. "Erdoğan'ın amaca zarar veren tutkusu" başlıklı bir haber yorumda, "darbe planı yapan çok sayıda generalin hapse atılmasından gözü korkan görevdeki askerler konuşmaktan korkuyor" diye yazdı.
Yani, "askerler konuşmaları gerekirken konuşamıyorlar!" dedi. Sanki İngiltere'de askerler konuşabiliyorlarmış gibi.
Economist Türkiye için bu yorumu yaparken, aynı dönemde İngiltere Başbakanı David Cameron'un, "Libya'ya harekât yapmak için yeterli malzememiz yok" diye açıklama yapan İngiltere hava kuvvetleri komutanının konuşmasını yasakladığını okuyucularına hiç hatırlatmadı tabii.
Yine aynı makalede Economist, "Türkiye'de medya patronları devletten aldıkları ihaleleri kaybetmemek için önemli gazetecilerini işten kovuyorlar " diye de yazdı. Dergi adeta medya patronunun devletten ihale almasının normal, ihaleyi kaybedeceği düşüncesiyle gazeteci kovmasının ise anormal bulduğu izlenimini verdi. Dergi bununla, gazete patronunun devlet ihalesini, maliyede vergi işini, devlet bakanlığında teşvikini, yargıda davasını takip eden, patronunun istediği bankaya el koyması için Ankara'da bürokratı tehdit edip şantaj yapan gazeteciliği Türkiye'de tekrar hayata geçirmek istediğini gösterdi.
Bütün bunların yanında dergi, peş peşe yayınladığı diğer yazılarda da örneğin 12 Haziran 2012 nüshasında Kuzey Irak Kürt petrolünün Türkiye üzerinden taşınmasının ne kadar sakıncalı olduğunu ve bunun mümkün olamayacağını okuyucularına aktardı. Bu tespit, bölgede yaşanan Kürt sorununun barışçıl çözümünün önünü kapatmanın ve Türkiye ekonomisini zora sokma isteğinin de adeta bir göstergesi oldu. Gelelim The Economist'in Türkiye'yle ilgili en son yayımladığı yazıya...
Bu haftaki sayısında, "Son on yılda AK Parti Hükümetleri yönetiminde Türkiye zenginleşti, daha güçlü oldu ama neşesi kaçtı" diyor.
Türkiye'nin ekonomik başarılarını küçümseyerek bir yere varamadığını gören Economist değerlendirmelerinde artık iyice şaşırmış durumda. Yazdıklarıyla kendi kendini ele veriyor. Türkiye için "zenginleşti, güçlendi ama neşesi kaçtı" derken aslında kendi neşesinin kaçtığı gerçeğini açık ediyor.
Çünkü zenginleşen, güçlenen Türkiye The Economist'i hiç mi hiç neşelendirmiyor.
Onlar, askeri vesayet düzeninde yaşanan yüksek enflasyonun ve yüksek faizin kendilerine sağladığı kolay para kazanma dönemini özlüyorlar. Böyle bir ortamda Londra merkezli faiz lobisinin kârına kâr katması tabii The Economist'i çok neşelendiriyordu. Şimdi yeni dönemde kârları azalınca neşeleri kaçtı.
Çünkü Türkiye'de durum değişti; kolay para kazanma dönemi kapandı. Artık vergi gelirlerinin yüzde seksen beşi faize gitmiyor.
Vatandaşın ödediği vergiler İstanbul sermayesine rant olarak aktarılmıyor. Paralar, eğitim ve sağlık ağırlıklı harcanıyor. Vatandaş artık hastane kapılarında sabah saat dörtte kuyruğa girmiyor.
Kamu harcamaları, fakir çocuklarına yapılıyor. Kamunun paraları fakir öğrencilere tablet bilgisayar oluyor, yurt oluyor, okul oluyor. Türkiye zenginleştikçe, güçlendikçe gençler fırsat eşitliğine ulaşıyor. Kısacası geçmişte ezilen fakir çocukları artık neşeleniyor. Türkiye'nin sırtından kolay para kazanmaya alışmış olanlar ise işte bu değişime çok üzülüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.