YAZARA MAİL GÖNDER Faiz lobisi 2006'daki dört puanın peşinde

YAZARLAR

Haksız faiz kazancı peşinde koşanlara güzelleme yapanlara, onların çıkarlarını savunanlara faiz lobisi diyoruz. Faiz lobisinin elemanları, "faiz lobisi" yoktur diyerek söze başlayıp, faizlerin piyasada arz ve talebe göre belirlendiğini ileri sürerler. Fakat faizleri kendi aralarında anlaşarak belirleyip halkı soydukları için Londra ve New York'ta ortaya çıkartılan Libor skandalından hiç bahsetmezler. Yine kendi aralarında anlaşıp, mevduata düşük faiz, kredi ve kredi kartı müşterisine yüksek faiz uyguladıkları için Rekabet Kurumu'nun yakaladığı 12 bankadan bahsetmek işlerine gelmez. Hatta lobinin elemanları faiz lobisinin hayali bir kavram olduğunu bile ileri sürmekten çekinmezler. Böylece, faiz lobisi, toplumsal piramidin en altındaki dar gelirlilerin alın teriyle kazandıklarını çok düşük faizle toplayıp yine bu az gelirlilere çok yüksek faizle kredi olarak satanların, emirlerini yerine getirir. Bu lobi küresel düzeydeki en zengin yüzde 1'lik sınıfa hizmet eder. Karşılığında da komisyonunu alır.
İşte bu lobi şimdi yine küresel düzeyde soygun için yeni bir fırsat yakaladı. Hatırlayacaksınız 2006'nın mayıs ve haziran aylarında aynı ABD Merkez Bankası şimdi olduğu gibi parasal daralmaya gideceğini açıkladı. İşte tam o sırada pek çok gelişmekte olan ülke bu nedenle mali piyasalarında dalgalanma yaşadı. Türkiye'de de lobi tam o sırada faaliyete geçti. Ve Türk lirası dolar karşısında 2 Mayıs 2006 ile 23 Haziran 2006 arasında yüzde 28.3 değer kaybederek 1 lira 32 kuruştan 1 lira 70 kuruşa yükseldi. Ve bunun üzerine o dönemin Merkez Bankası yönetimi gecelik borç alma faiz oranlarını yüzde 13.25'ten yüzde 17.50'ye, borç verme faiz oranlarını ise yüzde 16.25'ten yüzde 22.50'ye yükseltti. İşte o dönemde yapılan bu 4.25 puanlık faiz artışı Türkiye'de kaynak dağılımını olumsuz etkiledi. Ve dış ticarete konu olan malların (traded goods) yerine dış ticarete konu olmayan malların (nontraded goods) üretimini çoğalttı. Böylece Türkiye o tarihte büyük fırsatı kaçırdı. Oysa bu faiz artırımını yapmayarak faiz lobisinin 150 yıllık kıskacından kurtulunabilirdi. Çünkü bu yüksek faiz artışıyla Türk parası yine değer kazanarak ihracata rekabet gücü kazandırmaktan uzaklaştı.
İşte şimdi yine benzeri bir süreçten geçiyoruz. Yine ABD Merkez Bankası parasal sıkıştırmaya gideceğini açıkladı. Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerin mali piyasaları dalgalanıyor. Faiz lobisi şimdi gelişmekte olan ülkelere, merkez bankalarından ucuza alıp yine bu bankalara park ettiği, parayı pahalıya satmak için fırsatı yakaladı. O halde Merkez Bankası 2006'daki hataya düşmemeli.
Eğer faiz artışına gidecekse, küresel reel faizleri sıfıra eşitleyecek artışı yapmalı. Aksi takdirde yine faiz lobisinin tuzağına düşeceğiz. "Nedir bu tuzak?" derseniz; bu tuzak şu: Dış ticarete konu olmayan mal üretimine devam edip böylece "yüksek cari açık yüksek faiz sarmalıyla" lobinin değirmenine su taşıyacağız. İşte bu nedenle Merkez Bankası, Başbakan Erdoğan'ın sıfır reel faiz olsun önerisini dikkate almalı aksi takdirde faiz lobisine soyulmaya devam edeceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.