YAZARA MAİL GÖNDER Ekonomide yeni politika ne?

YAZARLAR

Türkiye yaklaşık otuz yıldır faiz lobisinin etkisiyle yüksek faiz -düşük kur politikası uyguladı. Hatta hükümet faiz lobisinin baskısıyla istediği merkez bankası başkanını bile atayamadı. Hatırlayacaksınız 2006'da dönemin Cumhurbaşkanı Sezer, Hükümet'in merkez bankası başkan atanması için gönderdiği isimleri hep geri çevirdi, sonunda İstanbul sermayesinin istediği ismi atadı. Tabii atanan başkanın ilk icraatı politika faizlerini hızla artırmak oldu. Lobi bu işten çok kazandı ama Türkiye ekonomisi önemli bir dönüşüm fırsatını kaçırdı. Çünkü yüksek faiz Türk parasını hızla değerlendirdiği için kaynak dağılımı bozuldu. Dış ticarete konu olan mal (traded) üretimine olan yatırımlar azaldı. Dış ticarete konu olmayan (nontraded) mallara yatırım çoğaldı. Lüks otomobil ithalatı, lüks lokanta, lüks konut yapımı arttı. Tabii bunun sonucunda Türkiye'de satılan otomobillerin yüzde 78'i ithal oto oldu.
Hemen belirtelim 2013'ün ocak-eylül döneminde Türkiye 12.4 milyar dolar tutarında motorlu araç ihraç ederken, 12.1milyar dolar tutarında motorlu araç ithal etti. Kısaca ihraç ettiğimiz kadar ithal ediyoruz. İşte oto üreten bu ülkede bu miktar anlamsız ithalat karşısında cuma günü Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ithal ürünlerde kredi ve taksit sınırı getirdiklerini, yerli ürünlerde ise sınırlama olmayacağını belirtti. Ve böylece genel olarak faiz artırımı yerine seçici düzenleme yaptıklarını açıkladı. Babacan "genel faiz artırımı herkesi kılıçla kesmek oluyor. Amacımız yerli üretimi desteklemek, istihdamı çoğaltmak" dedi.
Peki faiz artırımı yerine yerli üretimi destekleyen seçici politikalar uygulamak doğru mu? Evet mevcut koşullarda seçici politika uygulamak doğru. Şimdi hemen bazıları bu cevaba itiraz edebilirler. Çünkü Washington Konsensüsüne göre seçici politikalar istenmiyor. Fakat başta ABD olmak üzere hemen bütün zengin ülkeler seçici politika uyguluyorlar. Bir örnek verelim, ABD'nin son dönemin tek sloganı var; "Amerikan malı al" propagandası yapılıyor. Ve bu nedenle ABD ilk icraat olarak Türkiye'den ithal ettiği çeliğe kota koydu. Ve ABD-AB arasında imzalanacak serbest ticaret anlaşmasını Türkiye ile imzalamamak için ipe un seriyor. Yine ABD ve AB tarım ürünleri ithalatını Dünya Ticaret Örgütü'nün bütün uyarılarına rağmen yüksek gümrük duvarlarıyla engelliyor. Bir de bütün bunlara ilave olarak Amerikan, Avrupa ve Japon Merkez Bankaları kontrolsüz para basarak ürünlerine rekabet gücü kazandırıp kendi mallarını gelişmekte olan ülkelere satmaya çalışıyorlar. İşte bu nedenle faiz lobisinin baskısından kurtulamayan Türkiye'de işsizlik bir türlü istenen düzeye gerilemiyor. Malezya'da yüzde 3.1, Meksika'da yüzde 4.9, Güney Kore'de yüzde 2.8 olan işsizlik bizde yüzde 10 seviyesine yakın seyrediyor. O halde seçici bir ekonomi politikası akılcı bir uygulama oluyor bu dönemde. Anlayacağınız Ali Babacan, cuma günü faiz lobisinin baskısından artık kurtulmaya başladığımızı açıklamış oldu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.