Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Önceki gün ödemeler dengesi rakamları açıklandı. Buna göre, cari açık ocakta geçen yılın aynı ayına göre bir milyar dolar azalarak 5.8 milyar dolardan 4.8 milyar dolara geriledi. Peki ne anlama geliyor cari açığın gerilemesi? Bildiğiniz gibi cari açık; bir ekonominin ürettiğinden fazla harcaması anlamına geliyor. Ve üretilenden fazla harcamanın finansmanı, ürettiğinden az harcayan ülkelerden borçlanarak karşılanıyor. O halde cari açığın bir milyar dolar azalması üretim ve harcama dengesini kurmaya yöneldiğimizi gösteriyor. Bu arada cari açığın azalmasında döviz kurlarının etkili olduğunu belirtmekte fayda var.
Peki niçin faiz değil de döviz kuru cari açığı azaltıyor?
Çünkü faiz lobisinin önerdiği yüksek faiz -düşük kur politikasıyla döviz kurları aşırı değer kazandığından ithalat ucuzluyor, ihracat kârlı olmaktan çıkıyor. Böylece yatırımlar dış ticarete konu olmayan alanlara yani lüks konut, lüks otomobil, lüks alışveriş merkezlerine yöneliyor. Oysa döviz kuru rekabetçi olunca ihracat kârlı hale geldiğinden kaynaklar ihraç malları üretmeye yöneliyor. Bu tespitimizi en son yayınlanan sanayi üretim verileri doğruladı. Ve sanayi üretimi ocakta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7.3 arttı. Sanayi üretiminin çoğalması ihracatın artmasından kaynaklandı. Hatırlayacaksınız ocak ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8.6 çoğaldı. Bu arada döviz kurlarının ihracat üzerindeki etkisini doğrulayan veri Merkez Bankası'nın reel kur endeksleri oluyor. Geçen yılın ocak ayında tüketici fiyatları bazlı reel kur endeksi 120.57 düzeyindeyken bu yıl ocakta aynı endeks 101.59'a geriledi. Böylece Türk parası üzerindeki aşırı değer alınınca rekabetçi döviz kuruyla ihracatın çoğaldığını söylemek yanlış olmaz herhalde.
Gelelim faiz lobisinin beklentisinin niye gerçekleşmediğine... Faiz lobisi döviz kurlarındaki aşırı değer alınınca Türkiye'de bir kur şoku yaşanacağını ardından üretimin duracağını tasarladı. Hatta ihracatın ithalata bağlı olduğunu ileri sürüp kendi tezini doğrulamaya çalıştı. Bu teze göre kurlar yükselince ithalat kesilecek, üretim duracaktı. Oysa ithalat azalırken ikame etkisiyle sanayi üretimi çoğaldı. Ve lobi bu düşüncelerinin dalgalı kur sisteminde geçerli olmadığını öngöremedi. Hâlâ sabit kur sisteminde olduğumuzu zannetti. Ya da işine öyle geldi. Oysa dalgalı kur sistemi kendi dinamiği sayesinde harcama tasarımlarını değiştirip yeni kur seviyesine ayarlayabiliyor üretimi ve tüketimi. Böylece ekonomi durgunluğa gireceğine birdenbire dinamizm kazanabiliyor. Tabii bir de kur üzerindeki aşırı değeri hızla alan ilk ülke Türkiye oldu. Dolayısıyla küresel pazarda avantaj kazandı bu ülke. İşte bu nedenle faiz lobisinin hesapları tutmadı. Lobinin tasarımının aksine ihracat ve sanayi üretimi çoğaldı. Bu arada cari açık, kamu bütçesi katkısı olmadığından, kur etkisiyle azaldı. Anlayacağınız Türkiye için tek çıkar yolun rekabetçi kur olduğunu tekrarlamakta fayda var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER