5 günlük hava durumu
27 Ocak 2010, Çarşamba
Kim vatan haini? Ahmet Kaya mı, yoksa ona Hain deyip belgeleyemeyenler mi?
İletişim
SMS: SY yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
SEVİLAY yazıyor

Kim vatan haini? Ahmet Kaya mı, yoksa ona "Hain" deyip belgeleyemeyenler mi?

Tarih 14 Şubat 1999...
Türkiye'nin en büyük tirajlı gazetesi Hürriyet'in manşetinde ilginç ama çok ilginç bir fotoğraf.
Arkada Türkiye'nin bir bölümünü Kürdistan olarak gösteren bir harita... Haritanın tam üzerinde Abdullah Öcalan'ın posteri. Tam önünde ise 4 gün evvel Magazin Gazetecileri Derneği'nin gecesinde ödül alırken, "Kürtçe şarkıma klip çekmek istiyorum" dediği için gecede bulunanlar tarafından linç edilmeye çalışılan ünlü bestekâr Ahmet Kaya.
Fotoğrafın üzerinde ise ondan esinlenerek atılan "Ayıp ettin gözüm" manşeti.
Hemen altında, "Türkiye'nin bölünmesini istemiyorum, diyen Ahmet Kaya'nın, PKK gecesinde Apo'lu Kürdistan haritası önünde konser verdiği ortaya çıktı!" açıklaması.
Okuyanı dehşete düşüren ayrıntılar da alt spotlarda.
Fotoğraf 1993'te Berlin'de çekilmiş güya.
Kürt işadamlarının düzenlediği ve sadece PKK'lıların girebildiği geceye fotoğraf makinesi sokulmamış. Her nasılsa bir Alman kameraman girmeyi başarmış o geceye ve Hürriyet de o fotoğrafı o Alman kameramandan elde etmiş. Ve güya Ahmet Kaya o gecede, "Orkestramı getirmedim. Çünkü dağdaki gerillanın paraya ihtiyacı var" demiş.
Demiş de, demiş anlayacağınız rahmetli.
Onlara da bahane lazım ya... Türkiye'nin en prestijli gazetesi Hürriyet'teki bu manşeti gören polis de sabahın köründe apar topar Ahmet Kaya'nın evine dayanmış tabii.
Savcı, "Bu ne Ahmet Kaya?
Nasıl açıklayacaksın bu durumu?"
diye sorunca, kalakalmış.
Çünkü gittiği iddia edilen tarihte yani 1993'te Almanya'ya ayağını bile basmamış ünlü sanatçı.
"Vallahi, billahi yalan! Asparagas! Provokasyon bu!" dese de kurtaramamış kendisini tutuklanmaktan.
Ancak aynı gün avukatı pasaportu getirip, kayıtları savcıların önüne koyunca serbest bırakılmış.
Bir kumpasın içine düştüğünün farkına varan polis bunun üzerine, resmi yazı ile Hürriyet gazetesinden, "Söz konusu haberle ilgili elinizdeki bilgi, belge, kamera ve ses kayıtlarını acilen tarafımıza iletin" diye talepte bulunmuş.
Hürriyet'in cevabı ne olmuş dersiniz?
(Lütfen bu bölümü dikkatli okuyunuz.) Gazetenin o dönemki avukatlarından Aslıhan Dumlu imzası ile yazılan cevap aynen şöyle: "14 Şubat 1999 tarihli nüshamızda 'Ayıp Ettin Gözüm' başlığı ile yayımlanan yazı ile ilgili olarak elimizde kaset, görüntülü ses kaydı, bandı v.s bulunmamaktadır. Bilginize."
Zaten biliyorsunuz ki kısa süre sonra da rahmetlinin eşi Gülten Kaya, söz konusu fotoğrafın tamamen bir hayal ürünü, bir fotomontaj hilesi olduğunu mahkemelerde çatır çatır ispatladı.
Peki Hürriyet ne yaptı tüm bu rezaletin üzerine?
Bu asparagas, yalan ve tamamen düzmece olan haberinden dolayı Ahmet Kaya'dan, ailesinden, kamuoyundan, benden yani onun hayranlarından, sevenlerinden özür diledi mi?
Tabii ki hayır!
Tam aksine...
Kendi topraklarında, "hain, alçak ve bölücü sanatçı" damgası yediği için sokağa çıkamaz, halkın arasına karışamaz olan Ahmet Kaya, yüreğine taş basıp terk etmek zorunda kaldı sevdiği ülkesini.
Bu yangınla Avrupa'da bir konserinde hayranlarına, "Birkaç şerefsiz yüzünden ülkemden ayrıyım. Çok dokunuyor. Hazmedemiyorum bunu" diyerek dert yandı.
Tabii ki Ahmet Kaya'nın birkaç şerefsiz sözünden kimi ya da kimleri kastettiğini çok iyi bilen Hürriyet, aynı düzmece kafayla manşeti çekip, "Ahmet Kaya '64 milyona şerefsiz!' dedi" diyerek provokasyona devam etti.
Şimdi...
Tüm bu belgeler gün gibi ortadayken, Hürriyet'te o manşetleri atan dönemin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün ne yapması gerekiyor?
Bu konu hakkında yazılanları görmezden gelip suskun kalması mı, yoksa kendisi için değilse bile Hürriyet'in şerefini kurtarmak adına mertçe çıkıp, "Çok pis, kalleşçe bir habere imza attım!
O manşetlerden dolayı önce rahmetli
Ahmet Kaya'dan, sonra tüm kamuoyundan kalben özür dilerim" demesi mi?
Haa o bunu kendiliğinden demiyor mu?
O zaman biz de her bulduğumuz fırsatta şu soruyu sormaya devam ederiz kendisine:
"Söyle Ertuğrul Özkök. Kim vatan haini? Ahmet Kaya mı? Yoksa ona önce öyle deyip, sonra da, 'Bizde bu alçaklığın belgesi ne yazık ki yok!' diyenler mi?"
Yazarın tüm yazılarını Facebook ve Google + sayfalarından takip etmek için tıklayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Hrant'ı değil ama Ahmet Kaya'yı sen öldürdün! (22.01.2010)
Sütlüce'deki skandallardan haberiniz var mı? (20.01.2010)
Yerin dibine girdim! Kahroldum Amsterdam'da! (15.01.2010)
Her şey para mı be kardeşim! (13.01.2010)
Kürtlere neden kiralık ev verilmez? (2) (08.01.2010)
Ertuğrul Özkök'e: Lütfen gidin buralardan! (06.01.2010)
Mangal gibi yürekli nasıl olunur? (01.01.2010)
Cem Uzan'a ihanette ikinci perde! (30.12.2009)
Cem Uzan, Alara'nın kendisini aldattığını nasıl öğrendi? (25.12.2009)
Ha çarmıha gerilmiş, ha anasından emdiği süt burnundan gelmiş! (23.12.2009)
ARŞİV