YAZARA MAİL GÖNDER Gazlaya gazlaya nereye kadar?

YAZARLAR

Demokrasilerde gösteri, miting ve protesto doğal bir haktır! Dileyen herkes bu hakkını özgürce kullanabilmelidir. Bu tür durumlarda mühim olan yerel idarecilerin olayları tereyağından kıl çekerek idare etmesi ve provokatörlerin ekmeğine yağ sürecek aşamaya getirmemesidir. Ne yazık ki Tahrir Meydanı'nda yaşananları aratmayacak olaylara sahne olan Taksim meselesinde yerel yöneticiler kriz yönetiminde başarısız olup işin şirazesinden çıkmasına imkan tanımışlardır. Ve Gezi Parkı'ndaki ağaçlara sahiplik niyetiyle başlatılan tamamen masum olan protestolar İstanbul'daki yerel yöneticilerin beceriksizliği ve iktidar karşıtı provokatörlerin elbirliği ile sonunda hükümeti isyanla düşürmeye kadar evrilmiştir. Bence derhal İstanbul'un yerel yöneticilerinin milleti şu gazlama işinden vazgeçmesi ve aklı selim bir yönetim planıyla krizin kazasız belasız atlatılmasını sağlaması lazım.
Samimiyetle söylüyorum bu satırları yazarken çok endişeliyim. Zira protestolar dün gece Taksim'in dışına sıçradı. İzmir, Ankara falan derken gece saat 02.00 sularında Bahçeşehir'de de galeyana gelip yürüyüşe geçen insanların attığı, 'hadi ayaklanın' nidaları sadece beni değil, bütün Bahçeşehirliyi korkuttu. 85 yaşındaki babam ve 72 yaşındaki annemin oturduğu apartmandan sıkılan silahın kurşunlarının kimseyi hedef almamış olması en büyük tesellimiz ama neye yalan söyleyeyim ben tırstım! Hem de çok tırstım! İster istemez gözümün önüne 1980'li yılların Türkiye'si geldi. Gencecik insanların hayatına mal olan, binlerce eve ateş düşüren o kara günler de işte bugünküne benzer olaylarla başlamıştı. Hatırlıyorum daha bir lokma çocukken Malatya'da belediye başkanı Hamido'nun evinde patlayan bomba ve sonrasında sokaklara taşan o kargaşa anlarını.
Dün benzer yorumları Twitter'da yaptığımda bazı takipçilerim ne demek istediğimi anlamamazlıktan gelip sözlerimi ısrarla iktidar korkusuna falan bağladı.
Bi kere şunu herkes bilsin ki benim öyle bir korkum falan yok! Ne iktidar umurumda, ne de muhalefeti! Umurumda olan tek şey karanlık güçlerin insanları birbirine düşürme çabası ve sonuç bulmasıdır. Ayrıca bu iktidar veya başka iktidar, fark etmez, gün gelir doğru olanı yaptıklarına inancımdan sonuna kadar alkışlarım onları ayakta ama gün gelir yanlış yaptıklarını gördüğümde de dikelirim karşılarına. Yeri gelir Kürt Meselesi'nin çözümünde gösterdikleri kararlıktan dolayı AKP Hükümeti'ne en güzel methiyeleri düzerim ama yeri gelir Taksim'deki bir parçacık yeşil alana göz diktikleri için de en baba eleştirimi yaparım!
Gelelim Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dünkü konuşmasına. Dikkatle dinledim. Eylemcilerden eylemlerine son vermelerini rica etmesi, polisin orantısız güç kullanmış olduğunu kabul etmesi, gerekirse Gezi Parkı projesinin yeniden değerlendirmeye alınacağını ifade etmesi olgun bir siyasetçiye yakışandı ama keşke Sayın Başbakan o konuşmasında, "Muhalefetin 100 bin kişi topladığı yerde biz 1 milyon kişi de toplarız ama bizim böyle bir derdimiz yok!" demeseydi. Zira onun kurduğu bu cümleleri yanlış anlayabilecek birileri, "Doğru ya! Madem onlar sokakta hadi biz de çıkalım karşılarına" dediğinde bu ülke o kâbus günlere geri döner.
Kaldı ki masum niyetle başlayan bir çevre protestosunu siyasi ranta dönüştürmeye çalışanların da tek hedefi bu zaten! Sosyal âlemde yazılanlar da ayan beyan ortada ve bazıları istiyor ki herkes sokağa insin, sokaklar çatışma alanlarına dönsün ve önceki dönemlerde olduğu gibi çıkan kargaşaya son vermek için de asker yönetime el koysun! İnşallah böyle bir şey olmayacak.
İnşallah sağduyu kazanacak sonunda ama sadece iktidarın başının değil, tüm liderlerin de böyle bir ihtimalin her zaman olabileceğini hesap edip ona göre konuşması lazım.
Sözün özüne gelirsek. Bence Gezi Parkı projesi gereksiz ve çok yanlış bir projedir. Avrupa'nın en fazla AVM'sine sahip şehirlerinden biri olan İstanbul'un ekstradan bir beton yığınına değil, oksijen alacağı yeşil alanlara ihtiyacı vardır. İstanbullu AVM istemiyor, ağaç istiyor, yeşil istiyor, çiçek istiyor. O nedenle neredeyse milleti birbirine kırdıracak hale dönüşmüş bu projeden vazgeçmek hepimizin hayrınadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.