YAZARA MAİL GÖNDER Memleketi 'akrep' besicilerine mi terk edeceğiz?

YAZARLAR

Efsane midir, gerçekte yaşanmış mıdır bilmem...
Ama bugünkü yazıma Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr.
Mehmet Çelik
'ten dinlediğim bir hikayeyi sizlerle paylaşarak başlamak istiyorum.
Vaktiyle bir gün, yaz aylarını 40 derecenin üzerinde geçiren Güneydoğu'da ki küçük bir kasabada feci bir akrep saldırısı başlamış.
Ahaliye huzur vermeyen ve kasabayı adeta cehenneme çeviren yaratıklarla mücadele etmenin türlü türlü yollarını deneyen kasaba kaymakamı sonunda pes etmiş ve çareyi top yekün onlara savaş açmakta bulmuş. Ve ilçedekilere şu haberi salmış; "Onları yok etmenin tek yolu var. O da sizin onları öldürmenizdir.
Öldürün ve bize getirin size akrep başına 1 TL ödeyelim!"
Hem hayatlarını zindana çeviren bu iğrenç ve tehlikeli böceklerden kurtulacağını, hem de karşılığında gelir elde edeceğini öğrenen kasabalı da kaymakamın bu çağrısını alır almaz bir bütün olup derhal bir 'akrep avlama' seferberliği başlatmış. Ve her gün kaymakamlığın önüne kova kova ölü akrep yığan kasabalı sonunda muvaffak olmuş, akreplerin kökünü kurutmayı başarmış!
Ancak bir kişi hariç!
Kasabanın hiçbir yerinde tek bir akrep bile bulunamazken uzak bir köyde yaşayan vatandaşın biri her gün iki kova ölü akrebi kaymakamlığa taşımaya devam etmiş. Kimse akıl sır erdiremez olmuş tabii bu duruma.
Sonunda kaymakam; "Bu işin altında başka bir iş var" deyip adamlarına talimat vermiş; "Hele bi bakın bu herif nerden topluyor bu kadar akrebi" diyerek.
Bakmışlar...
Bakmışlar ki bi de ne görsünler... Uyanık kasabalı evvelden büyük baş hayvan beslediği ahırı resmen bir akrep besleme çiftliğine dönüştürmüş!
Bu hikayeyi niye anlattım?
Çünkü bu hikaye çözüm süreciyle ilgili özellikle son günlerde yaşanan olaylarla doğrudan ilintili. Görüyoruz ki 'ölü seviciler', akrep besiciliğinden rant elde edenler yine iş başında! Evet.
İstiyorlar ki tıpkı hikayedeki akrep besicisi adam gibi beslendikleri o kan kuyuları kurumasın. Biz bir taraftan bu coğrafyada yaşayan insanları yıllardır pençesine almış, acı vermiş, öldürmüş, insanlığımızdan bezdirmiş iğrenç akreplerin başını ezerken, onlar ise zehirinden beslendikleri o akreplerle kıyıda köşede dans etmeye devam ediyorlar!
Varsın etsinler ama işte buraya yazıyorum; Ne yaparlarsa yapsınlar, ne ederlerse etsinler bu barışın gelmesini engelleyemeyeceklerrrr...
Beyhude tüm çabalar. Çünkü barışı getirecek bu geminin kaptanı da, içindeki yolcuları da yola çıkarken biliyorlardı zaten o uzun ve çetrefilli yolda dev dalgalarla, boranlarla karşı karşıya kalacaklarını.
Kim dedi ki Allahaşkınıza?
Hangimiz dedik ki; "Çözüm süreci tereyağından kıl çeker gibi sonlandırılacak!" Ne sanılıyordu yani ? Öcalan; "Durdurun bütün faaliyetlerinizi!" deyince bütün PKK'lıların her şeyi durduracağını mı? Eğer böyle düşünen vardıysa içinizde valla ben onlara ancak 'pes' derim! Derim çünkü bu sürecin PKK'nın kuyruğuna takılıp yıllarca bu topraklarda şov üstüne şov çeken bazılarının da işine gelmediğini bilmemek hakikaten tam bir hayalperestliktir!
Bakın... İngiltere dünyanın en kanlı örgütlerinden olarak bilinen İRA (İrlanda Kurtuluş Örgütü) ile başlattığı barış sürecini tam 9 yılda tamamlayabildi.
Tony Blair'in siyasi anılarını anlattığı kitapta süreç boyu neler yaşandığı tek tek anlatılıyor. Yol boyu bir sürü kaza olmuş. Provokasyon olmuş. Ama süreç tüm bu kazalara rağmen devam etmiş. Düşünün...
İRA ile ateşkesi getiren anlaşma ilan edilir edilmez, kendilerini gerçek İRA olarak tanımlayan bir grup İRA'cı Belfast'ta 29 kişinin hayatını kaybettiği korkunç bir eyleme imza atmış. Blair diyor ki; "O kanlı eylem sonrası bir seçim yapmak durumundaydık. Ya 'Bu insanlar barış istemiyor!' deyip barış sürecinden vazgeçecektik.
Ya da 'Birtakım insanlar barış sürecini baltalamak istiyor, öyleyse biz de yola devam etmeliyiz' diyecektik.
Biz ikinci yolu tercih ettik."
Şimdi işte sıra bizde! Biz ne istiyoruz?
Bu akrep besicilerinin pis oyunlarına boyun eğip tüm memleketi akreplerin hakimiyetine bırak mı, yoksa besiciler ve akrepleri dahil bütün tehlikeleri yok ederek memleketi huzur dolu günlere kavuşturmak mı?
Hangisi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.