YAZARA MAİL GÖNDER Hasan Sabbah bile solda sıfır kalır!

YAZARLAR

A Haber'de yayındaydık, Fethullah Gülen'in ses kayıtlarının internete düştüğü an. Ondan da izleyenlerin Twitter'da gönderdiği mesajlar sayesinde haberdar olduk. Reklama gider gitmez birini dinledik. Kaydı yayına verenler, konuşmanın geçtiğimiz ekim ayında Tuskon Genel Sekreteri olduğu iddia edilen Mustafa Günay'la Fethullah Gülen arasında geçtiğini yazmış altına. Günay, Mustafa Koç'un kendisini aradığını ve hocanın teklif ettiği sponsorluk işine ailesinin de sıcak baktığını söylüyor ve Adnan Polat'ın da aynı nedenle devrede olduğundan bahsediyor. Hoca "İyi olur onların da bu işin içinde olması!" dedikten sonra, Koç Holding'in mali denetimiyle ilgili bir şeyler söylüyor. "Yukarıdan bir baskı var onlara. Gerçi haberdar oldular. Herhalde tedbirlerini almışlardır" diyor. Günay da "Rahatlar efendim. Size bu konuda da teşekkürlerini ilettiler" diyor.
Neyse konuşma bu mealde sürüp gidiyor. Tabii yayın arasında alelacele dinlediğimiz için ilk anda anlayamamıştık Koç'un sponsorluğuyla hangi organizasyondan bahsedildiğini. Hatta bunun Türkçe Olimpiyatları'ndaki sponsorluğu olduğunu sandık. Ama değilmiş. Yayın bitip eve döndüğümde ve bir kez daha dinlediğimde o sponsorluğun, geçen kasımda Lütfi Kırdar'da düzenlenen ve benim de katıldığım Muharrem Orucu İftarı sponsorluğu olduğunu anladım. Şimdi tabii olaya genel olarak baktığınızda bunda bir tuhaflık yok. Yani sonuçta Koç, Alevi ve Sünni kardeşliği adına atılmış bir adımı desteklemek için Gülen'in sponsorluk teklifini kabul etmiş. Bu yönde atılan her adıma yürekten destek vermeyi düstur edindiğim için, bir kez daha "Allah razı olsun Koç ailesinden" diyorum ama tabii haklı olarak da şunu sormak istiyorum: Madem bu organizasyonun asıl mimarı Fethullah Gülen'di... Madem sponsorunu bile o seçti... O halde bu niye bizden gizlendi? Niye davetlilere aslında o iftar yemeğinin düzenlenmesinin arka planında cemaatin, Gülen'in olduğu söylenmedi? Beni iftara davet eden Anadolu Alevi ve Bektaşi Derneği Başkanı Cengiz Hortoğlu'ydu. Kardeşlik temalı organizasyonu kendilerinin yaptığını ve iftarın sponsorluğu için de Mustafa Koç'a ve Adnan Polat'a kendilerinin teklif götürdüğünü söylemişti. Hoş... İftara gittikten ve Zekeriya Öz'le aynı masaya oturduktan ve onun Alevilik ritüelleriyle dalga geçen o hallerine şahit olduktan sonra hafif bir nevrim dönmüştü ama ana teması kardeşlik olan böyle bir organizasyonla ilgili halis olmayan sözcükler sarf etmek istememiştim o an. Ancak tabii o gün yanlış anlaşılmamak ve bir kez daha fitneci damgası yememek adına diyemediğimi bugün artık çok net diyebilirim. Çünkü Cemaat'in Alevilerle yakınlaşma çabası görüntüde iyi niyetli ama perde arkasındaki durum öyle değil. Yani işin arka planı başka!
Ne diyorum ben aylardır: "Başbakan Erdoğan'ın, iktidarın silkelenip sırtından atmaya çalıştığı bu vampirimsi derin yapı şimdilerde CHP'nin sırtına çöreklenmiş durumda!"
İşte Muharrem iftarı düzenlemek, sponsorlarını belirlemek, camicemevi yan yana projeler üretmek ve de Aleviler'e çiçekler, güller uzatmak da bu çöreklenmenin ön almasıydı. Başbakan dünkü grup toplantısında bu derin yapıyı Selçuklu devletini içten içten kemirerek yok etmeye çalışan Haşhaşiler'e benzetti biliyorsunuz. Ama yanlış benzetme bence. Çünkü Haşhaşiler'in lideri Hasan Sabbah bile bizim Hocaefendi'nin öngörüsüne, zekâsına sahip olamamıştır. Düşünün... Adam biliyor ki CHP'nin tabanının yüzde 70'ini Aleviler oluşturuyor. Sandığa CHP için en çok onlar koşuyor. Onun için de 2 yıldan beri var gücüyle oraya oynuyor. Ve bakıyorsunuz ki gelinen noktada Fethullah Gülen inanılmaz başarılı. Ha kabul etmiyorlar. Bas bas bağırıyorlar yazınca, söyleyince ama emin olun CHP Ankara'dan filan değil artık, Pensilvanya'dan yönetiliyor. Kılıçdaroğlu parti meclisi'nden, parti tabanından değil, Fethullah Gülen'den aldığı talimatlarla partiyi dizayn ediyor.
Mustafa Sarıgül'ün partiye transferi de, Mansur Yavaş'ın transferi de ve daha birçok il ve ilçedeki adayların transferleri de Hocaefendi eliyle gerçekleşiyor.
Yalansa çıksın yalan desin Kılıçdaroğlu! Asla diyemez! Çünkü her şey ayan beyan ortada artık. Hale bakın lütfen. 3 yıl önce gizlice buluştuğu ve 4 buçuk saat toplantı yaptığı istihbaratçı Sabri Uzun ve Hanefi Avcı'nın avukatı Fidel Okan'ın anlattıklarını duyunca; "Bunlar cemaat değil resmen çete çete! Örgüt!" diyen Kemal Bey şimdi ise "Cemaat filan beni ilgilendirmez!" diyor.
İlgilendirmez tabii... Niye ilgilendirsin ki! Almışsın arkana memleketin koca koca holding sahiplerini bile okyanus ötesinden parmağının ucunda oynatan, istediği herkesin göbek bağını istediği gibi kesen emekli vaizi... Seni bağlar mı artık bu saatten sonra cemaatinin ne haltlar yediği, memleketin dibini falan nasıl oyduğu Kemal Bey!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.