YAZARA MAİL GÖNDER Hocanın ceketi dile geldi ve...

YAZARLAR

İşim gereği hemen her gün bütün gazeteleri okurum. Dün de öyle oldu ama iki gazeteye ilgim başkaydı. Gün boyu elimden düşüremedim.
Birisi Star'dı bu gazetelerden, diğeri ise Zaman.
Birinde tam 25 yıl Gülen Cemaati içinde yer almış Prof. Dr.
Ahmet Keleş'in cemaatin örgüt yapısı ile alakalı çarpıcı açıklamaları vardı. Diğerinde ise o örgütün lideri olduğu bilinen Pensilvanyalı Fethullah Gülen'in.
Aslına bakarsanız Keleş'in Gülen Cemaati'nin felsefesini tarif ederken kullandığı şu ifadeler; "Hizmet için...
Ağabeyinden emir alacaksın.
Hizmet de telefon dinle. Hizmet de kameraya çek. Hizmet de başını aç.
Yalan söyle. Hizmet de rüşvet al. Hizmet de şantaj yap!
" hiçbirimizin yabancı olmadığı ifadelerdi. Ama adı "Hizmet" esası ise gıybet, kötülük ve fitne zeminine oturmuş olan bu örgütün deşifresi bakımından Prof. Keleş'le yapılan söyleşiyi okumadıysanız muhakkak internette bulun okuyun derim. Kuşkusuz röportajın bütünü çok önemli ama en mühim mesaj bence bir insanın, "Din adamı", "Din alimi" kimliğini kullanarak neleri başarabileceğinin açık ve net biçimde ortaya konması.
Gelelim şimdi diğer gazeteyi neden elimden düşüremediğime... Günlerdir TV'lerden, gazetelerden, internet portallarından ve yabancı müzik yayını yapanlar dahil hemen hemen tüm radyo istasyonlarından "Herkes konuştu o sustu! Şimdi o konuşacak!" anonsu ile duyuruldu haber.
Aslına bakarsanız 5 gün süreceği söylenen söyleşinin ilk bölümünü gece internette okumuştum.
Ama tabii gazetede görmek bir başka oldu. Çok etkilendim. Acayip büzüldü içim.
Hele şu ceket hikâyesi... Beni benden aldı. CIA eliyle ABD'ye nakledilen ve en müstesna eyaletlerinden birinde kocaaa bir malikânede ikamet edip Türkiye üzerine yazılan senaryolara imza atan... Ota samana fetvalar döşenen, memleketin kelli felli holding patronlarını bile parmağında oynatıp, Uganda'daki rafinerilerin dahi kime gitmesi gerektiğini kararlaştıracak kudrete sahip olan bir şahsın böyle bir ceket hikâyesi olması inanın beni çok üzdü ve bu yüzden çok kızdım röportajı yapan Ekrem Dumanlı'ya.
Dedim ki kendi kendime hatta: Ey Dumanlı! Hiç mi vicdanın yok da şu ceket hikâyesini yazıp dağladın memleketlimin yüreğini!
Yahu hiç mi utanmadın hocanı aklayayım paklayayım derken yaptığın o kötü ajitasyondan?
Yapacaktınız bari böylesi bir ajitasyon bırak gençlerden biri yapsaydı. Sen niye yapıyorsun?
Sen niye milletin aklıyla dalga geçiyorsun?
Mesleğe yeni başlamış bir çömez gibi nasıl böyle bir komediye imza atıyorsun? 'Yok o ceket Türkiye'den çıkarken giydiği ceketmiş de... Döneceği gün için saklıyormuş da... Blaa... Bla... Bla...' Kusura bakma ama tam bir YERSENİZ röportajı olmuş yaptığın iş. Ya niye sormadın hocana madem çok dönmek istiyormuş ülkesine de niye dönmemiş? Şunun şurasında kaç aydır var hükümetle aranızda husumet? 11 yıldır bu hükümet sana, hocana kol kanat germiyor muydu? Bizzat Başbakan demedi mi; "Bir dediklerini iki etmedik!"
Eee niye hocan dönmek istemedi Pensilvanya'dan? Önce bunun bir cevabını versin; sonra ceket edebiyatı ile milleti etkilemeye çalışsın. Ayrıca sen belki bilmiyorsun Ekrem Dumanlı ama biz biliyoruz. Bu millet kimlerin, hangi güçlerin, hangi amaç doğrultusunda, senin hocanın ABD'de ikamet etmesini istediğini biliyor. Valla ben size yakınların yalancısıyım. Diyorlar ki; "Gülen'in pasaportu da, bavulu da, bileti de CIA direktörü olan kankası Graham Fuller'in elinde.
O isterse ancak hoca ABD dışına çıkar.
İstemezse de sittin sene bir yere gidemez!
"
Onun için bize hikâye anlatmayın. Bence sen de, hocan da sussun Fuller ve paralelleri konuşsun!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.