Derin olan, karanlık olan, kanlı olan şey, kendini en parlak kelimelerle gizliyor. Dil değişince gerçek de değişmiş gibi oluyor. Gazze'de molozların altından hâlâ isimler değil, parçalanmış oyuncaklar ve sayılamayan bedenler çıkarılırken; dünyanın önüne bembeyaz, ütülü ve steril bir dil sürülüyor.
Bu dil, kan kokusunu bastırmak için icat edilmiş devasa bir laboratuvar ürünü. Hasbara, İbranice'de açıklama ya da izah etme anlamına geliyor. Ancak uluslararası siyasette bu terim, özellikle İsrail'in kamu diplomasisi ve iletişim stratejisi için kullanılmaya başlanmıştır. Ajans haberleri, gazete ve televizyon anlatıları, filmler ve milyar dolarlık enformasyon makinası her bir kelimeye işte bu parfümden sıkıyor.
Soykırım yerine "Operasyon" yıkım yerine "savunma", katliam yerine "güvenlik ihtiyacı" başlıklarıyla anlatılır hikâye... Fiil pasifleşir. "İsrail çocukları öldürdü" denmez. "Çatışmalarda çocuk ölümleri yaşandı" denir. Ölüm olur ama öldüren ortada yoktur. Sanki deprem olmuş gibi, sanki sel gelmiş gibi. Bu dil tesadüf değil. Öğretiliyor. Planlanıyor. Yayılıyor.

Orhan Turan'ın kaleme aldığı "Gazze Bir Soykırımın Anatomisi" raflardaki yerini aldı
GOEBBELS'TEN İSRAİL'E MİRAS...
1948'e gidelim. İngiliz manda yönetimi himayesinde Filistinlilere yönelik terör, katliam ve en önemlisi işgalle geçen bir soykırım pratiği ardından bir devlet ilan ediliyor. O dönemde terörör örgütü Haganah, ertesi sabah İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) dönüveriyor. Radikal Yahudi siyonistler ise terörist kıyafetlerini çıkarıp, üniformalarını giyerek IDF'ye dönüşüyor.
EDEBİ MAĞDURİYET, MUTLAK SAVUNMA
Yahudi davasının dünyaya sadece 'askeri başarı' olarak değil, bir 'ahlaki zorunluluk' olarak anlatılması gerektiğini söyleyen Nahum Goldmann'ın belki de dünyayı aldatma konusunda giriştiği en büyük başarı bu oldu. Artık sahada neler olduğunun pek bir önemi yoktur ve asıl olan dünyaya ne anlatıldığıdır. İşte bu anlatı zamanla bir refleks olmaktan çıkarak kurumsallaştı.
İsrail'in devlet aygıtları ve sivil toplum kanallarıyla yürüttüğü Hasbara endoktrinasyonu, toplumsal bilinci 'ebedi mağduriyet' ve 'mutlak savunma' ekseninde mühürledi. Bu müfredatla harmanlanan İsrail halkı, dünyayı bir tehdit merkezi olarak algılayan ve hayatta kalma güdüsüyle her türlü hukuksuzluğu meşrulaştıran histerik bir yankı odasına hapsedildi. İsrail'de "hakikat", henüz ilkokul sıralarında Morasha (Mirasımız) dersleriyle kurşuna diziliyor; çocuklar ebedi mağduriyet ve sözde ahlaki üstünlük ninnileriyle büyütülüyor.
ÇOCUKLUKTAN KIŞLAYA ALGI SUİKASTI
Yedi yaşından itibaren "hafıza ve meşruiyet" öğretiliyor. Holokost anlatısı, her askeri eylemi peşinen haklı kılan bir zihin haritasına dönüştürülüyor.
Lise çağına gelindiğinde ise Gadna ve IDF hazırlık programları ile genç zihinler, birer askeri mühimmat oluveriyor.
Burada "Public Diplomacy" adı altında verilen Hasbara eğitimi, öğrencilere yabancı medyayı nasıl manipüle edeceklerini ve işgali hangi kelimelerle ambalajlayacaklarını bir ezber olarak öğretiyor.
Üniversitelerde StandWithUs burslarıyla profesyonel "Hasbara Elçilerine" dönüştürülür. İletişim kürsüleri ise terminolojiyi katleden dezenformasyon merkezleri olarak çalışır.
PASAPORTLU SOYKIRIM SÖZCÜLERİ
Hasbara'nın son halkası sivil hayattır. Dışişleri Bakanlığı, turistlere ezberletilmiş soru-cevap setleri ve dijital rehberler sunar. Act.IL gibi uygulamalarla her İsrailli turiste, bulunduğu ülkedeki protestolara müdahale etmesi için anlık talimatlar gönderilir. Sonuç; okuldan mezun olan bir birey değil, pasaportuyla dünyaya yayılan, her hücresiyle soykırımı savunan mekanik bir propaganda mermisidir.
HASABARA'NIN KARARGAHINDA
Hasbara, Yahudi, siyonist egemenler tarafından belirlenen bir müfredatla şekilleniyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Birimi'nin hazırladığı yönergeler, İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi, Diaspora İşleri Bakanlığı, Stratejik İşler Bakanlığı, Shin Bet, Mossad, Yahudi Ajansı gibi ağlarla yayılıyor.
StandWithUs, Birthright Israel, AIPAC, Anti-Defamation League, İsrail Ulusal Öğrenci Birliği gibi lobi ve öğrenci ağları üzerinden dünyaya servis ediliyor. Sadece bu iş için IDF'ye bağlı Sözcülük Birimi'nde 400 muvazzaf subay ve bin 200 yedek asker görevli.
İSRAİLLİLERİN YÜZDE 75'İ VAHŞETİ DESTEKLİYOR?
Devlet aygıtıyla pomplanan bu histeri, bir halkın da zombiye dönüşmesine giden yolun taşlarını döşüyor elbette. İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün (IDI) Temmuz 2025 tarihli "İsrail'in Sesi" endeksine göre, Yahudi İsraillilerin p'i Gazze'deki açlık ve sefalet raporlarından "hiç rahatsızlık duymadığını" belirtiyor. Kudüs İbrani Üniversitesi'nin Haziran 2025 tarihli anketine göre Yahudi İsraillilerin yüzde 75'i Gazze'de "masum sivil" olmadığına inanıyor.
HASBARA SÖZLÜĞÜ
Hasbara'nın operasyonel rehberleri olan "İsrail 101" (Israel 101) ve "İsrail Savunması" (The Case for Israel), sıradan birer bilgilendirme kitapçığı değil; hakikati tahrif eden birer yalan kullanma kılavuzudur. En ağır savaş suçlarına karşı verdikleri 10 mekanik yanıt şöyledir:
SİVİL KATLİAMLARI: Biz sivil öldürmüyoruz; Hamas çocukları 'canlı kalkan' yaparak onları ölüme sürüklüyor.
SOYKIRIM SUÇLAMASI: Bu bir soykırım değil, varoluş savaşıdır. Asıl soykırım kurbanı biziz.
TOPRAK İŞGALİ: Vatan işgal edilemez; biz 3000 yıllık mirasımıza dönüyoruz. Filistin diye bir devlet hiç olmadı.
İNSANİ ABLUKA: Yardımları biz kesmiyoruz; Hamas çalıyor. Kendi düşmanımızı beslemek zorunda değiliz.
EV GASPLARI: Onlar yerleşimci değil, mülk sahibi. Atalarımızdan kalan terk edilmiş arazileri ihya ediyoruz.
APARTHEID REJİMİ: "İsrail bölgedeki tek demokrasi. Duvarlar ayrımcılık için değil, terörü durdurmak için.
ORANTISIZ GÜÇ: Savaşta orantı değil, caydırıcılık esastır. Güvenliğimiz için her türlü bedeli ödetiriz."
ULUSLARARASI HUKUK: BM taraflıdır ve antisemitik kararlar alır. Biz kendi etik kodlarımıza göre hareket ederiz.
ÇOCUK MAHKUMLAR: Onlar çocuk değil, taş ve molotof atan küçük teröristlerdir. Yasalar yaşa bakmaz.
ELEŞTİRİLER: İsrail devletini eleştirmek, Yahudi halkının varlığını reddetmektir; bu doğrudan antisemitizmdir.
HASBARA HER ŞEYE RAĞMEN DÜNYANIN GÖZÜNÜ BOYAYAMADI
Hakikat, en pahalı reklamdan daha inatçıdır. 1948'den beri dünyayı uyutan Hasbara örtüsü, 7 Ekim ile birlikte ilk kez yırtıldı. Artık ne milyar dolarlık lobiler ne de steril videolar işe yarıyor; her cep telefonu bir tanık, her feryat yalan fabrikasına sıkılmış bir mermi gibi siyonizmin dünyaya ördüğü o kara gözlüğü kırıp attı.
Siyonizmin yıllardır ilmek ilmek işlediği o mağduriyet zırhı, bizzat kendi elleriyle canlı yayında parçalandı. İllüzyon bitti, maske düştü. Geriye ise sadece çıplak, soğuk ve tüm dünyanın artık kaçamayacağı o mutlak gerçek kaldı. Hiçbir propaganda, soykırımı meşrulaştıracak kadar büyük, hiçbir sermaye ise hakikati sonsuza dek susturacak kadar güçlü değildir.