İsrail merkezli Israel Defense'e göre, Türkiye'nin otonom eskort teknolojisi; beşinci nesil "Kaan" savaş uçağı ile "Anka 3" stealth taarruz İHA'sını aynı operasyon mimarisi içinde birleştirerek insanlı ve insansız platformlar arasında ileri düzey koordinasyon sağlamayı amaçlıyor. Konsept, sürü yönetimi ve eş zamanlı saldırılar üzerinden taktik üstünlük kurmayı hedefleyen yeni bir operasyon modelini ortaya koyuyor.
Israel Defense'te, projenin Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından geliştirildiği ve 2026 Dünya Savunma Fuarı'nda tanıtılan konseptin, hava gücünde dönüşümün önemli adımlarından biri olarak değerlendirildi.
İNSANLI-İNSANSIZ EKİP MİMARİSİ (MUM-T) İLE YENİ OPERASYON MODELİ
Habere göre konsept, insanlı-insansız ekip mimarisi (MUM-T) üzerine kurulu. Bu yapıda "Kaan" pilotu görev komutanı olarak hareket ediyor; İHA'ların hareketlerini gerçek zamanlı yönetiyor, iletişimi kontrol ediyor ve saldırıları koordine ediyor.
Sistem, statik platform gösterimlerinden; eş zamanlı kalkışlar, formasyon manevraları ve entegre saldırı senaryolarını içeren dijital bir ortama geçişi temsil ediyor. Ayrıca konsept, gelecekte savaş alanındaki karar alma süreçlerini hızlandırmak amacıyla yapay zekâ destekli komuta ve kontrol sistemlerinin entegrasyonu planlanıyor.
BÖLGESEL İŞ BİRLİKLERİ VE SUUDİ ARABİSTAN AÇILIMI
Analize göre Türkiye, yeni nesil savaş uçağı programını bölgesel ortaklıkların merkezine yerleştiriyor. Riyad'daki fuarda kuyruğunda Suudi Arabistan bayrağı bulunan bir "Kaan" maketi sergilendi. Bu adımın, iki ülke arasında ortak yatırımlar ve yerel üretim hatları kurulmasına yönelik ileri düzey temasları yansıttığı ifade ediliyor.
TAI CEO'sunun açıklamalarına göre, olası anlaşmanın kapsamı 20 ila 100 uçak arasında değişebilir. En az 50 savaş uçağı ve "Gökbey" helikopterlerinin alımıyla birlikte Suudi Arabistan'da endüstriyel altyapı kurulmasının ekonomik açıdan mümkün olacağı belirtiliyor. Türkiye, programın finansmanını ve ortaklık ağını çeşitlendirmeyi hedefliyor.
TEST SÜRECİ, MOTOR GELİŞTİRME VE TESLİMAT TAKVİMİ
İsrail merkezli habere göre program kapsamında üç prototip 2026 boyunca kapsamlı uçuş testlerinden geçirilecek. Proje takvimine göre seri üretim teslimatlarının 2029 yılında Türk Hava Kuvvetleri'ne başlaması planlanıyor.
İlk uçaklarda kullanılacak yerli TF35000 turbofan motorunun geliştirilmesi sürüyor. Bu motorun 2032'den itibaren platforma stratejik bağımsızlık kazandırması hedefleniyor.
SİLAH KABİLİYETLERİ VE ULUSLARARASI PAZAR HEDEFİ
Haberde "Kaan"ın, düşük radar izi korunacak şekilde gövde içine entegre edilmiş uzun menzilli füzeler, sığınak delici bombalar ve gelişmiş elektronik harp sistemleri taşıyacak şekilde tasarlandığı vurgulandı.
Halihazırda uçak alımına yönelik çerçeve anlaşma imzalayan Endonezya ile iş birliği ve Suudi Arabistan'ın ilgisi, platformu gelişmiş savaş uçağı pazarında güçlü bir alternatif haline getiriyor. Haberde, insanlı-insansız entegrasyonuna dayalı bu modelin geleceğin hava operasyonları için yeni bir standart oluşturabileceği ifade edildi.