Usta oyuncu Ercan Kesal Çukur dizisinde hayat verdiği İdris Baba karakteri ile adından oldukça söz ettirmişti. Peki Ercan Kesal'ın şimdilerde Bir Zamanlar Çukurova'da Sevda karakterine hayat veren Nazan Kesal ile evli olduğunu bilyor muydunuz?
Nazan Kesal son olarak, Hülya Koçyiğit'in sunuculuğunu üstlendiği 'Film Gibi Hayatlar' programına konuk oldu. 14 yaşındaki oğlu Poyraz'ın da oyuncu olmak istediğinden bahseden Nazan Kesal, gerçekte doktor olan oyuncu eşi Ercan Kesal hakkında 'Babası için doktor oldu' dedi. İşte Nazan Kesal'ın çok özel açıklamaları...
Küçüklüğünde opera sanatçısı olan amcaları Mehmet Kırılmış ve Yunus Kırılmış'ın ailelerinden çıkan ilk sanatçılar olması sebebiyle hep onları örnek aldığını belirten Nazan Kesal, "Hep onlar gibi olmak istedim. Aslında şarkıcı olmak isterdim...
"BABAMIN HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRİYORUM"
Babasının hep sanatla uğraşmak istediğini ama babasının izin vermediğini belirten Nazan Kesal, "Belki de onun hayallerini ben gerçekleştiriyorum. Onun ruhu bana geçti muhtemelen. Çünkü birbirimize çok benziyoruz.
Belki kimlik olarak sanatçı kimliğini alamadı ama kendi yaşadığı kasabasında çok neşeli, herkesi güldüren, muhabbeti doyumsuz, iyi bir anlatıcı olarak hayatını sürdürüyor şu anda" ifadelerini kullandı.
Eşi Ercan Kesal'ın da benzer durum yaşadığını söyleyen Nazan Kesal, "Ercan Kesal babası için doktor oldu. Önce Siyasal Bilimleri kazanmış, sonra Diş Hekimliğini kazanmış. Çünkü sevmemiş...
Bize yaptığı taklitler karşısında ağzımız açık kalıyor. İnanılmaz komik şeyler anlatıyor. Gözlemci bir çocuk" açıklamasını yaptı.
"TOPLUM OLARAK BÜYÜTÜYORUZ"
Anne oğul ilişkilerinden bahseden Kesal, "Poyraz şu anda ergen bir çocuk, 14 yaşında. En zor dönemlerini yaşıyoruz anne-oğul olarak. Şunu anladım ki aslında bir çocuğun yetişmesi sadece ailenin içinde olan bir şey değil...
Toplum olarak onu büyütüyoruz adam ediyoruz ya da edemiyoruz. O yüzden böyle asi olmaya başladığı bir dönem. O yüzden bu dönemde ben onu çoğunlukla babasına devrediyorum" dedi.
Dayanamadım bir gün Şahika Tekand'ın kapısını çaldım. Bana 'Sen gidemezsin, böyle bir şansın yok, hakkın da yok. Çünkü bu kadar insanın arasından geldiysen bunun bir sebebi var. Sabredeceksin, aşacaksın ve bu okulda kalacaksın' dedi.
Ona olan inancım doğrultusunda okulu bitirmiş oldum. 17 yaşındaydım. Kasabadan, tütün tarlasından çıkıp yazları hep aileme yardım ederdim.
Aileyi motosikletle tarlaya götürüp getiriyoruz. Gerektiğinde biz işçiyiz, tarlada çalışıyoruz. Oradan çıkıp sahne denen bir yerde başka türlü bir dil konuşuluyor. Shakespeare konuşuluyor, Moliere konuşuluyor. Başka bir jargon vardı.