Uzun zamandır toplum üçe ayrılmıştı...
Bir...
Ağzını açınca enflasyon, hayat pahalılığı, çocukların okul masrafı, kiralar vesaireden başka bir şey konuşmayan geniş bir kesim...
İki...
Sürekli tedirgin, geleceğe dair vizyonu depresif fakat sosyal medyada mutlu ve enerjik pozlar görünmeye önem veren beyaz yakalılar...
Üç...
Para seven, para bulan, para harcayan ve "dünya yansa keyfine bakan" ama benzerlerinin 80'lerdeki görgüsünden pek uzak bir kesim...
***
Bir haftadır gözlemlerim bu üç ana sosyal kesimin ikiye inmek üzere olduğunu düşündürüyor...
Bir...
Fon mon nedir bilmemiş,
hayat pahalılığıyla boğuşan; ancak her durumda "Allah kerim!" demeyi ihmal etmeyen çok geniş kesim...
Erkekler fon krizi üzerine medya haberlerini aralarında değiş tokuş ediyor ve sosyal çürüme üzerine laflıyorlar. Kadınlar turşu kuruyor ve sabah programlarıyla avunuyorlar...
İki...
Orası karışık işte!
Beyaz yakalılar ile zengin sayılmayacak ama "yırtmış" gibi yaşayanlar için "tatil" bitti...
Orta sınıf ağır ağır çözülüyordu; şimdi süreç hızlanacak mı?..
Galiba...
Artık sadece en geniş anlamıyla
halk ve zenginler diye bir ayrım yapmak hiç yanlış olmayacak...
***
Orta sınıf...
Beyaz yakalılar...
Bu tanımları pek rastgele ve tüketim ekonomisine göre kullandık hep...
Şimdi iki yaka bir araya gelmez olursa, beyaz veya mavi veya pembe yakalı olmanın ne önemi kalacak?
Düşünüyorum da...
Para kendini güçlendirirken bizi bozuk paraya çevirmiş...
Şaşkınım da...
Çevremdeki beyaz yakalılar içinde parasını fona kaptırmamış kimse yok gibi.
Ben niye uzağım buna?
Yaşımdan ve başka bir sosyal tecrübeden gelmiş olmamdan mı?
Yaşı 30-40 arası tanıdıklarıma bakıyorum;
sanki para piyasalarının içine doğmuş gibiler; meğer yıllardır böyle yaşarlarmış; hatta bazıları birkaç yıl önce para koyup unuttukları ve batmış fonlardan söz ediyorlar, aklım almıyor.
***
Türkiye ne badireleri atlattı...
Bu sorun onların yanında fındık fıstık kalır...
Elbette bugünler de geçecek...
Lakin "orta sınıf" konusunda (aslında dünyada da öyle) da geçmiş olsun!
***
NOT DEFTERİ
Dram istiyoruz, heyecanlarımızın kullanılmasını istiyoruz. Basbayağı kandırılmak, dolandırılmak istiyoruz. Tüketicilik, bu türden bütün eksiklerimizi dolduruyor. (J. G. BALLARD / Öteki Dünya)