Sizlere pazar günü bu köşede Müge Anlı'daki değme filmlere taş çıkartan olaydan söz etmiştim. Bir genç, ilik transferi için biyolojik babasını arıyor ama ailesi ısrarla ondan bu gerçeği saklıyordu.
Programda dün de çok ilginç gelişmeler yaşandı.

Talihsiz gencimiz Hamid Yorulmaz, kendisini büyüten Mehmet Sağbaş ile canlı yayında bir araya geldi. Babaoğul gözyaşları içinde birbirine sarılırken Müge Anlı'nın "Kan bağınız olmayabilir ama can bağınız var" sözleri programa damgasını vurdu.
Hamid'i büyüten babaannesi, hastaneden çıktığında yemek yiyebilmesi için istediği yemekleri yapmayı öğrendiğini anlattı. Dedesi Tevfik Sağbaş ise tedavi için farklı şehirlerdeki hastanelere gittiklerini, kan bağışı için komşularından destek istediklerini söyledi. Müge Anlı, Mehmet Bey'e "Ben sizi çok sevdim. Yüreğinize sağlık" sözleriyle seslenirken, Hamid'e de nüfus bağının sona ermesinin, aralarındaki babaoğul bağını değiştirmediğini hatırlattı. Anneanne Naciye Yorulmaz'ın, Mehmet Sağbaş'ın gözyaşlarını küçümseyen ve Hamid'e yönelik sevgisini sorgulayan sözleri ise Müge Anlı'nın tepkisini çekti. "Ben böyle sevgisizlik görmedim. Anneanne çok kıymetli bir şeydir" diyen Anlı'nın "Seni ben vicdanınla baş başa bırakıyorum. İnşallah bu gece rahat uyuyabilirsin. Senin bu tutumun kızına da yansımış" sözleri stüdyoda büyük destek gördü.
Diğer yandan gencin babası olduğu öne sürülen ve onunla aynı adı taşıyan Sakallı Hamid adlı kişiyle ilgili olarak da araştırma başlatıldı.
Şebnem Ferah gerçeği
6 yıl sonra çıktığı sahnenin etrafına tam 52 bin kişi topladı. Hem de sadece eski şarkılarını söyleyerek...
Orasını burasını açmadı, konser öncesi PR amaçlı polemiklere girmedi, gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirmedi ve sansasyon yaratacak mizansenlere başvurmadı. Konser biletleri satışa çıktıktan 2 saat sonra tükendi ve sadece "sanatını" icra ederek 52 bin kişiyi Ankara'nın ortasına topladı.

Konserinde LED ekrana yansıtılan Anka Kuşu sembolünü kullanarak müzik kariyerinin unutulmaz şarkılarını hatırlattı. Her seferinde küllerinden doğan Anka Kuşu, onun hikayesine öyle yakıştı ki...
Bir ses sanatçısının (Bakın "şarkıcı" demiyorum) söylediği tüm şarkıları tutar mı? Adınız Şebnem Ferah ise tutar. Çakıl Taşları, Başka Bir Yol Var, Can Kırıkları, Sil Baştan, Sigara, Bu Aşk Fazla Sana, Mayın Tarlası, Ben Şarkımı Söylerken, Deli Kızım Uyan... Hangimiz, hangisini dilimizden düşürebildik ki?.. Üstelik "rock" gibi bu coğrafyaya fazla "dik" gelen bir müzik kulvarında yakalandı bu başarı.
Helal sana Şebnem Ferah...
Ye kürküm ye pazarlaması
ABD'nin en ucuz ayakkabılarını satan Payless firması müthiş bir sosyal deneye imza attı.
Önce ünlülerin yaşadığı Beverly Hills'de George Armani'nin boşalttığı lüks mağazayı kiraladılar. 20 dolarlık ürünlerini özel aydınlatılmış şaşaalı vitrinlere yerleştirdiler. Altın kaplama heykeller ve kristal avizeler eşliğinde garsonların şampanya ve havyar ikram ettiği muazzam açılış partisine ünlüleri, tanınmış moda yazarlarını ve influencer'ları da davet ettiler. Kendi ürünlerinin üzerine de Armani etiketi yapıştırdılar.
Tahmin edildiği gibi, insanlar 600 dolardan satılan ayakkabıları adeta kapıştı. Uzman yazarlar (!) ayakkabılara övgü yağdırdı: "Şu dikişlerin özenine bakar mısınız?" "Bu deri işçiliği için bu fiyat az bile..."
Partinin sonunda tüm konuklar arkadaki bir odaya çağırıldı ve burada kendilerine gerçek anlatıldı. Hepsine paraları geri verilerek, sıradan bir alışveriş merkezinde 20 dolara alabilecekleri Payless ayakkabılar kendilerine hediye edildi...
Şimdi düşünme vaktidir: Sadece algılarımızla oynadıkları için "lüks markalara" bugüne kadar kaç para bayıldık dersiniz?
Zap'tiye
Keşke birbirimize de bu kadar değer vererek sarıp sarmalasak!

Gaf kürsüsü
A Haber'de İspanya - Çekya maçını anlatan spiker Ali Okancı "Bir kez daha hoşgeldiniz beIN Sports ekranlarına" demesin mi?
Ne demiş?
"Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ile çocuklar. Ya cellatlar ölmeli ya da hiç doğmamalı çocuklar." (Che Guevara)