Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YÜKSEL AYTUĞ

İslam birleşmiş milletleri acilen kurulmalı

Yorumlarıyla köşemize çok değerli katkılar sunan sevgili olurum ve dostum Ali Uygur bu hafta da uluslararası diplomasideki yerimizi analiz etmiş:
"Yüksel Bey'ciğim, dünya üzerinde hak, hukuk ve adaleti tesis etmek; terörün, anarşinin ve süregelen zulmün kökünü kazımak için Türkiye, mutlak surette çok güçlü olmak mecburiyetindedir. Ancak mevcut konjonktürde sadece güçlü olmak yetmez; bu gücü besleyecek geniş bir stratejik derinliğe ve nüfuz alanına sahip olmak şarttır.

Kendimizi kandırmayalım; bugün Türkiye kendi coğrafyasında en kudretli ülke konumunda olsa da, henüz küresel ölçekteki dev güçlerin (ABD, Çin, Rusya, İngiltere) seviyesinde bir yaptırım gücüne sahip değildir. Bu devletlerin sömürdüğü ve katlettiği mazlumlar adına onlara gereken cevabı verebiliyor muyuz? Mesela Gazze meselesinde, insani yardımlar ve uluslararası platformlardaki kınamalar dışında kalıcı bir çözüm üretebildik mi? Henüz dünyaya nizam veren ecdadımız Osmanlı Devleti'nin o sarsılmaz gücüne tam manasıyla erişmiş değiliz.
Türkiye, jeopolitik bir zaruret olarak Ortadoğu ekseninde (Lübnan, Suriye, Irak, Ürdün ve Filistin) nüfuzunu en üst seviyeye çıkarmalı, bu bölgeleri doğrudan ya da dolaylı olarak kendi stratejik şemsiyesi altına almalıdır. Aynı vizyonla Balkanlar'daki Türk yerleşimleri ve Adalar Denizi'ndeki haklarımız konusunda gösterdiğimiz kararlılık perçinlenmelidir. KKTC'nin de anavatanla bütünleşmesi kaçınılmaz bir süreçtir. Nihai hedef olarak Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile kurduğu bağı genişleterek tüm İslam coğrafyasını tek bir çatı altında toplamalı ve İslam Birleşmiş Milletleri'ni (İBM) kurmalıdır.
Unutulmamalıdır ki tarih, coğrafya ve medeniyet mirasımız, Türkiye'ye bu büyük sorumluluğu emretmektedir. Saygılarımla..."


'Yapılamaz'ları yaptık!
Ali Uygur dostumuzun hükümet icraatları ile ilgili tespitleri de çok yerinde:
"Yüksel Bey'ciğim, şöyle bir çevremize bakalım; enerjiden savunmaya, ulaşımdan sağlığa kadar atılan her dev adımın arkasında on yılların birikimi ve 'yapılamaz' denileni yapma iradesi var. Şehir hastanelerinin koridorlarından yerli otomobilin direksiyonuna, Mavi Vatan'daki sondaj gemilerinden göklerdeki İHA'larımıza kadar her proje, aslında bağımsız bir Türkiye idealinin somut birer parçası.
Dünya çemberinin ortasında Türkiye'nin bir 'denge unsuru' olarak kalabilmesi, şüphesiz ki güçlü bir liderlik diplomasisiyle mümkün oldu.
Tahıl koridorunda dünyayı açlıktan kurtaran irade ile masada oyun kuran stratejik akıl aynı kaynaktan besleniyor. 'Dünya beşten büyüktür' diyerek küresel adaletsizliğe bayrak açan bu ses, sadece Anadolu'da değil, mazlum coğrafyalarda da karşılık buluyor.
Sonuç itibarıyla; büyük projelerin yarım kalmaması, kazanımların korunması ve 'Türkiye Yüzyılı' hedefinin bir slogandan öteye geçip ete kemiğe bürünmesi için bu yürüyüşün devam etmesi gerektiği inancı, toplumun geniş kesimlerinde yankılanıyor.
Çünkü biliyoruz ki, fırtınalı denizlerde gemiyi limana ancak ustalaşmış bir kaptan yanaştırabilir. O da Recep Tayyip Erdoğan'dır."


Yabancılar çözemiyor
Sayın Orhan Öztürk'ün son derece önemli bulduğum trajikomik paylaşımı:
"Bir Trabzon Havalimanı klasiği: Karşılayıcılar Girişi - Receivers Entrance.

Türkçesi tamam, anlıyorsun. Ama İngilizcesi? 'Receiver' cihaz ya da hukuki alıcı demek. Havalimanında 'Greeters / Meeting point' denir, 'Receivers' diye bir şey yok. Yıllardır konuşuluyor bu tür çeviri felaketleri, mizah olsun diye mi tutuyorlar bilinmez ama değişen bir şey yok. Direkt Google Translate mantığıyla yazmışlar, tıpkı 'Tavuk çevirme: Chicken translate' gibi.
Güldük geçtik ama hepsini bir gün düzeltirler inşallah..."


Zap'tiye
Denemesi bedava. (!)

Gaf kürsüsü
Tansu Sarı kardeşimden bir sobe daha: Lider Haber TV'deki Telegol programından bir diyalog: Adnan Aybaba: Ben Fenerbahçe'de Guendouzi'yi çok beğeniyorum: Serhat Ulueren: Sıfır gol, sıfır asist, sarı kartları var. Roma'dan sonra Aston Villa maçında da cezası dolayısıyla oynayamayacak. 2 maçlık cezası da ertelendi. Adnan Aybaba: Ben Greenwood demek istemiştim...

Ne demiş?
"İnsanlar fotoğraf gibidir. Ne kadar büyütürsen, kalitesi o kadar düşer." (Şiir Sokakta'nın paylaşımı)

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA