Son yıllarda Süper Lig'de hakemlerin bilinçli hatalar yaptıkları, transferlerde 'kara paranın' kullanıldığı, hakem atamalarında şaibeli kararlar alındığı ve Merkez Hakem Kurulu'nun (MHK) sistematik olarak ligi manipüle ettiği iddiaları konuşuluyor.
Transferlerin gerçekleşmesi için futbola kara para aktardığı iddia edilen eski yöneticiler tutuklandı.
Ayrıca bazı kulüplere şaibeli sponsorluk desteği verildiği konuşuluyor.
Futbolda bir arınma sürecinin başlatıldığına dair bazı emareler var.
Aslında bu arınma işlemi en başta MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ve ekibiyle başlamalıydı.
Çünkü Gündoğdu'nun Süper Lig'in kaderiyle oynayan bir hakem havuzu kurduğu iddia ediliyordu.
Ve sonunda Gündoğdu gözaltına alındı.
Gündoğdu hakkında iddialar şu yönde:

■ Objektif ve gerekçeli bir karar göstermeksizin bazı hakemleri klasman dışı bıraktılar.
■ Bazı hakemlere görev vermediler veya onları sistematik şekilde oyaladılar.
■ Bazı hakemlere ayrıcalıklı davrandılar.
■ Puanlama ve atama süreçlerine müdahale ettiler.
■ 2022 ve 2024 yıllarında hazırlanan hakem ve gözlemci listelerinde usulsüz değişiklikler yaptılar.
■ 2025 yılında Riva'da gerçekleştirilen kural sınavında sorulara ve notlandırma sürecine müdahale ettiler.
■ Bazı hakemlerin sınav sonuçlarını değiştirdiler.
Bu iddia ve suçlamalar kulağa tanıdık geliyor değil mi?
18 Eylül 2025 tarihinde Ali Koç aynen şu açıklamayı yapmıştı:
"TFF Başkanı'na şunu aktardım:
Evrakta sahtecilik, sınav sorularının manipüle edilmesi, bazı hakemlerin kayırılıp diğerlerine mobbing uygulanması...
Ferhat Gündoğdu'nun, hakemleri FaceTime üzerinden arayıp 'Şu kulüp başkanıyla görüştüm, maçta sıkıntı olmasın' gibi manipülatif ifadeler kullandığı... TFF'nin, bu niyetli MHK Başkanı'yla yola devam etmesi sıkıntı yaratır. Yazık olur." Eğer MHK Başkanı yıllardır organize bir şekilde sahada kendi istediği sonuçları aldıracak bir hakem havuzu kurduysa, bu suçun azmettiricisini bulmak için o işten en çok kimin yarar sağladığına bakılır!
JUVENTUS ÖRNEĞİ!
Bakalım bu soruşturmada sonuna kadar gidilecek mi?
Eğer gidilirse o zaman Gündoğdu'nun kime çalıştığı da ortaya çıkar!
Bakalım bizdeki soruşturma, İtalya'da Juventus Genel Direktörü Luciano Moggi'nin, İtalya Futbol Federasyonu bünyesinde hakem tayinlerini yapan yetkililerle sürekli ve sıkı temas halinde olduğunun tespit edilmesi gibi bir sürece girecek mi?
Juventus, sistematik olarak ligi manipüle etme 'girişiminde' (!) bulunduğu için cezalandırılmıştı.
Bu 'girişim' (!) için bile Juventus'un 2004-2005 ve 2005-2006 sezonlarındaki Serie A şampiyonluk unvanları geri alındı ve kulüp ikinci lige düşürüldü.
Türkiye'de ise şu an sadece MHK Başkanı'na yöneltilen suçlamalar bile daha büyük!
Bazı eski futbol yöneticilerinin kara para akladığı iddiası ile şu an konuşulan;
MHK'nın bir hedef için çalışan bir hakem havuzu kurduğu iddiası vb. hepsi bir arada incelenirse ve soruşturma derinleşirse belki de futbola kök salan kirli bir organizasyon ortaya çıkabilir.
Bakalım sonuna kadar gidilecek mi?
***
GENÇLER NEDEN ARABESK DİNLİYOR?
Arabesk müziğin Türkiye'deki yükselişi 70'lerin sonları ve 80'li yıllara denk geliyor.
Tam da köyden kente göçün en yoğun yaşandığı yıllar.
Geçim sıkıntısı, göçün getirdiği zorluklar, kültürel şoklar gibi arabesk müziği popüler yapan birçok neden vardı.
Peki, şimdi durum ne?

Popüler bir dijital platformun verilerine göre, 2020'den bu yana arabesk dinlenmeleri yüzde 435 artarken, Türkiye'deki dinleyicilerin yüzde 77'si 30 yaş altındaki kullanıcılardan geliyor.
En çok dinlenen arabesk sanatçıları listesinde ilk sırada Semicenk yer alıyor. Onu Müslüm Gürses, Ahmet Kaya, Ebru Gündeş ve İbrahim Tatlıses takip ediyor.
Arabesk müziğin özünde yer alan haksızlığa uğramışlık, çaresizlik ve varoluşsal sancılar, günümüz gençlerinin yaşadığı zorluklarla örtüşüyor galiba. Semicenk gibi isimlerin yaptığı pop-arabesk sentezleri ve elektronik altyapılarla birleşen arabesk melodiler, genç kulağa hem tanıdık hem de yenilikçi geliyor olabilir.
Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses'in de gençler tarafından dinlenmesi ilginç. Galiba bu sanatçıların müzikleri, gençlerin çocukluklarından beri evlerinde ve arabalarında duydukları 'kodlanmış' sesleri harekete geçiriyor.
***
ÖFKENİN FATURASI
Bursa'da trafikte bir otomobilin önünü keserek sürücü ve yolcuya yönelik hakarette bulunduğu belirtilen iki kişiye toplam 360 bin TL cezai işlem uygulandı.

Sürücünün ehliyetine 60 gün el konulurken, olayda kullanılan araç da 60 gün süreyle trafikten men edildi.
Demek ki, arabadan beş kişi inip zorbalık yapsaydı, bir otomobil parası kadar ceza ödeyeceklerdi.
Haklı da olsanız araçtan kavga etmek için indiyseniz, geçmiş olsun!
***
ZORAKİ ÜNLÜ!
Yeşil Burun Adaları'nın kalecisi Vozinha Dünya Kupası'nda fenomene dönüşünce sosyal medyadaki 56 bin takipçi sayısı da 14 milyona çıkmıştı.
Vozinha'nın 2026 Ballon d'Or'da yılın kalecisi ödülüne de aday gösterilmesinin ardından takipçi sayısı 28 milyonu geçti.

Ancak 40 yaşındaki kaleci bu durumdan şikâyetçi: "Artık dışarı çıktığımda sürekli benimle fotoğraf çektirmek isteyenler oluyor. Daha da kötüsü, bazıları beni videoya çekiyor. Artık mahremiyetim yok. Birçok insan ünlü olmak istiyor ama ben önceki hayatımı tercih ederdim." Vozinha'nın şunu anlaması gerekiyor; ünlü olmak istemedikçe daha popüler oluyor!
***
İZ BIRAKAN SÖZLER
"Hiçbirimiz suçsuz değiliz. Çünkü her insan, geri kalan bütün insanların suçuna tanıklık eder." (Albert Camus)
