Bir acil servis hekimi, 'İrem' adlı sosyal medya hesabından, nöbeti sırasında karşılaştığı 23 yaşındaki bir hastanın garip davranışlarını anlattı.
Hekimin anlatımına göre 23 yaşındaki erkek hasta, bir arkadaşıyla birlikte acil servise başvurdu.
Çene ve boyun ağrısı bulunduğunu söyleyen hasta, gülerek EKG ve kan tahlili yapılmasını talep etti.
Hekim, hastaya ağrı kesici uygulanmasını önerdi ancak hasta iğneden korktuğunu belirterek bunu kabul etmedi.
Buna karşın kan tahlili yapılmasını istedi. Hastanın bir süre acil serviste kalmasının ardından sekreter, hekime aynı kişinin o gün sabah saatlerinde de hastaneye geldiğini söyledi.
Bunun üzerine hastane sistemindeki başvuru geçmişini kontrol eden hekim, 23 yaşındaki hastanın son 5 gün içerisinde toplam 13 kez acil servise giriş yaptığını gördüğünü anlattı.

Hekim, "İnsanlar bu hakkı kendinde nereden buluyor; acili meşgul edip gerçek hastaların hakkına giriyorlar" sözleriyle duruma tepki gösterdi.
Bence hekim olaya çok kibar yaklaşmış.
5 günde 13 kez gereksiz yere acil servise niye gider bir insan? Bu şahsın muhtemelen psikolojik sorunları olabilir.
Geçtiğimiz yıl başka bir acil servis doktoru da hastaların şikâyetlerini şu şekilde kayda geçirmişti:
"Acilin önünden geçiyordum, bir serum taktırayım' dedim. Aktif şikâyetim yok."
"Duş almasına rağmen sürekli pis kokuyormuş."
"Kolunu sinek ısırmış çok korkmuş."
"Yeni tanıştığı insanların hemen ismini unutuyormuş." Bu hayatta garip ve bencil çok insan var. Bir de MHRS'den randevu beklemek yerine "Acile gittiğimde nasıl olsa bakmak zorundalar" diye hesap yapıp acil servislerdeki doktorları gereksiz meşgul edenler var.
Geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanlığı acil servislere yıllık başvuru sayısının 200 milyona yaklaştığını açıklamıştı.
Bu da nüfusumuzun yaklaşık 2.5 katı ediyor!
Avrupa ülkelerinde yıllık acil servis başvuruları, toplam nüfusun yaklaşık dörtte biri kadar.
Bu garip kişiler, acil müdahaleye ihtiyacı olan insanların hakkını çalıyor!
Sağlık Bakanlığı acil servis sistemini suiistimal edenlere karşı önlem almalı.
***
7,5 MİLYON KAHVE SİPARİŞ EDİLDİ
Ülkemizde bir yemek sipariş sitesinin açıkladığı son 12 aylık verilere göre, restoran ve kafelerden verilen kahve siparişlerinde yaklaşık 3,4 milyon adet sipariş edilen latte, toplam kahve siparişlerinin yüzde 45,6'sını oluşturarak birinci sırada yer aldı. Latte'yi yüzde 22,3 payla Americano, yüzde 11,3 payla mocha takip etti.
Böylece en çok sipariş edilen üç kahve türü, toplam kahve siparişlerinin yaklaşık yüzde 80'ini oluşturdu.
Soğuk kahve kategorisinde Iced Americano ve Iced Caffe Latte başı çekti. Uzmanlara göre Latte'nin birinci olma nedeni; Türkiye'de espresso bazlı kahve tüketimi arttıkça, sert ve acı kahve aromalarından ziyade sütün kahve sertliğini yumuşattığı içeceklerin öne çıkmasıdır.
Latte, süt miktarının yüksek olması nedeniyle acılığı en az hissettiren, günün her saatinde kolay tüketilebilen 'güvenli bir liman' olarak görülüyor.
Kahveye yeni başlayanlardan düzenli tüketicilere kadar en genelleşmiş damak tadına uyan tarif de Latte. Paket serviste kurye teslimat süresi boyunca yapısını en iyi koruyan kahveler de sütle homojen karışan Latte veya suyla seyreltilmiş Americano. Soğuk kahvelerin de tercih edilme nedeni teslimat süresi boyunca soğukluğunu kaybetmemesi. Bu verilerde beni en çok şaşırtan ise geçtiğimiz 12 ay boyunca sadece bir yemek sipariş sitesinden 7,5 milyon adet hazır yapılmış kahvenin sipariş edilmesi.

Evde filtre kahve veya Türk kahvesi yapmak kolay ve hesaplı.
Espresso bazlı (Latte, Cappuccino, Americano, White Mocha vb.) içecekleri üretmek için de bir espresso makinesi, süt köpürtücü ve taze çekilmiş nitelikli çekirdek almak ise maliyetli.
Yine de gerçek bir kahve tiryakisi dışarıdan hazır kahve sipariş etmez bence.
Çünkü sipariş içinde geçen süre az da olsa kahveyi soğutur. Ilık bir kahveyi tekrar mikrodalgaya koymak da kahveye yapılmış bir hakarettir.
Muhtemelen evden hibrit çalışanlar ya da öğrenciler bu kahveleri sipariş ediyor.
Oysa bir kahve yapmak en fazla üç dakika sürer.
Üç dakikalarını bile ayıramayacakları ne önemli işler yapıyorlar acaba!
Evet, asıl neden (Affordable Luxury) "Küçük Lüksler" psikolojisi!
Ekonomik olarak büyük harcamaların (araba, tatil, konut) zorlaştığı dönemlerde tüketiciler psikolojik olarak 'ulaşılabilir lükslere' yöneliyorlar.
Dışarıdan 200 TL'ye özel bir kahve sipariş etmek, kişiye gün içinde uygun fiyatlı bir şımarma ve iyi hissetme duygusu yaşatıyor olabilir.
Aynı durum kafelerin tıka basa dolu olması için de geçerli.
Bir diğer neden ise artık yemek siparişi verilirken yanına kahve de istenmesidir.
Kahve tüketimi yavaş yavaş çayı geçecek gibi gözüküyor!
Aslında klasik Türk kahvesi de çaydan çok önce milli içeceğimizdi!
***
SANKİ MAHALLE MAÇI!
Türkiye-Fransa maçında Arda Güler, serbest vuruşu kullandığı sırada Kylian Mbappe ona doğru bağırdı.
Fransız yıldızın bu hareketi Arda'nın dikkatini dağıtmaya yönelikti.
Arda'nın şutu baraja çarparak kornere çıktı.

Komik bir an.
Çocukların mahalle maçlarında yaptığı gibi Mbappe de Arda'ya bağırıyordu.
Bu fotoğraf hem çocuksu bir davranışı hem de şu an dünyadaki en yetenekli futbolcunun hırsını gösteriyor.
Mbappe daha 27 yaşında. Muhtemelen 10 yıl daha onu zirvede izleyeceğiz.
Mbappe'nin en büyük şanssızlığı onun limitlerini zorlatacak Messi-Ronaldo rekabetine benzer bir rakibinin olmaması.
***
İZ BIRAKAN SÖZLERİZ
"Herkesi öldürüyoruz sevgili dostum, kimini kurşunlarla, kimini sözlerle, kimini yaptıklarımızla ve kimini de şu ana kadar yapmadıklarımızla." (Suç ve Ceza)
