Tera dosyası medyamızda Bernie Madoff skandalına benzetildi. Oysa Madoff, bu zanlıların ancak getir götürünü yapabilir.
Maddoff'un toplam 40 yıla yayılan ponzi düzeninde buhar olan reel para 19 milyar dolar civarındaydı; üstelik 330 milyonluk bir ülkede ve dünyanın en büyük ekonomisindeki rakam buydu.
Bizde ise tasfiyeye alınan 131 fonda kilitlenen para 826 milyar lira, yani yine 19 milyar dolara yakın. Ama bunu Türkiye ekonomisi şartlarında ve sadece 4 yıl içinde başardılar!
Her ne kadar rakam emsallerine göre büyük olsa da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk borsasına yapılmış bir haksızlık olur" diyerek belirttiği gibi borsa ve ekonomi sistemimizi sekteye uğratacak bir darbe söz konusu değil. Bunu da Erdoğan'ın ekonomik vizyonuna borçluyuz.
Mevcut durumda SPK'ya göre mağdur sayısı 455 bin 758. Kilit fon, Tera'nın TLY kodlu fonu. Tasfiye günü 103 bini aşkın yatırımcısı ve 243.6 milyar lirası vardı; toplamın dörtte birinden fazlası.
Başa dönelim... 2025 başında fon içinde yalnızca 12 yatırımcı ve 889 milyon lira vardı. 30 Haziran 2025'te yatırımcı sayısı 159'du ama fon 30 milyar liraya ulaşmıştı bile; yani kişi başına ortalama 188 milyon lira. Benzer şekilde Tera'nın aracılık ettiği halka arzda 47 liradan satılan Destek Faktoring hissesi ise 17 ayda 3 bin 960 liraya çıkmıştı.
SPK, 6 Ağustos 2025'te bu "kapalı kulübün" kapısını, herkesin banka uygulamasından fon alabildiği TEFAS'a açtı. Ve yıl sonunda yatırımcı sayısı 43 bini buldu.
Bu izinden bir hafta önce, 30 Temmuz 2025'te eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, Tera hakkında CİMER'e başvurmuş, ardından savcılığa suç duyurusunda bulunmuş, Cumhurbaşkanlığı'na mektup yazmıştı. Karşılığında Tezmen'in şikâyetiyle gözaltına alınmıştı.
Adalet Bakanı Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken, Şubat 2025'te Muhammed Yarız'ın hisse işlemlerini SPK'ya bildirip acil inceleme istemişti. Ama harekete geçilmedi. Meselenin dallanıp budaklanıp buralara kadar gelmesindeki dönüm noktalarından birisi de buydu.
Oysa Bakırköy Başsavcılığı'nın iddianamesine göre 2021-2022'de Kasım Garipoğlu üzerinden bavullarla taşınan 350 milyon dolarlık dövizin 232 milyon doları Tera Yatırım üzerinden "yabancı sermaye" kılığına sokulmuş, dışarıya kapalı fonlar aracılığıyla İngiltere ve Avrupa'ya gönderilmiş görünüyor.
Garipoğlu'nun, "İşletmesini ciddi kara para aklama faaliyetlerini kolaylaştıracak şekilde yönetmeyi tercih etmiştir" açıklamasıyla İngiltere Finansal Denetleme Kurumu tarafından şerh düşülmüş birisi olduğunu da hatırlatalım.
Nitekim BDDK'nın Tera'ya banka kuruluş izni verdiği tarih de aynı döneme düşüyor: 27 Ekim 2021. Kara para aklama boyutu oradaysa, soruşturma da oraya dönmek zorunda değil mi?
Velhasıl denetim görevini yapmayanların ihmali ile suça ortak olanların payı ayrı ayrı ortaya konmalıdır. Bunun en güvenilir yolu, Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu'nun tüm zinciri incelemesidir. Bu konu, sadece aileleriyle birlikte milyonları bulan mağdurlar olduğu için değil; aynı zamanda tarihimizin en büyük dolandırıcılığı olduğu için de hayati önemdedir.