Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MELİH ALTINOK

ABD, Akdeniz’de Yunanistan’dan Türkiye’ye döndü

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Libya'nın Türkiye ile yaptığı deniz yetki alanları anlaşmasını onaylamasının ardından Amerikan yönetimi, 2019'daki sert dilin yerine daha yumuşak bir ton tercih etti.
O dönemde anlaşma "provokatif" diye anılmış, kınanmış ve Atina'nın hakları öne çıkarılmıştı.
Şimdi ise kınama ve ajitasyon yerine iyi niyetli müzakereler, ticari yatırımlar ve müttefikler arasındaki diyalog vurgulanıyor.
Bu kez Yunan basını, ABD'yi kınıyor.
ABD Dışişleri'nin, Demokratların yaptığı gibi Yunanistan lehine konuşmak yerine bu kez Türkiye'yi de gözetmesinin en önemli sebebi şüphesiz Trump'ın Erdoğan'la diyaloğu.
Ancak bu değişim, Trump'ın izlediği genel dış politika perspektifiyle de uyumlu. Washington'un Libya tutumu, Trump'ın Suriye ve Irak'taki askeri varlığı azaltma kararlarıyla aynı çizgide duruyor. Her iki durumda da daha az askeri taahhüt, daha fazla ikili ilişki ve ekonomik çıkar ön plana çıkıyor.
Aynı yaklaşım Ukrayna konusunda da görülüyor. Demokratlar savaşı daha uzun süre ve daha yoğun biçimde destekleme eğilimindeydi. Trump ise Putin ile diyaloğu artırdı, savaşın erken sona ermesi için müzakere çağrılarını sıklaştırdı ve Demokratların savunduğu düzeyde askeri ve mali destek vermekten kaçındı.
İşte bu nedenlerle, Trump ile Erdoğan arasındaki yakın ilişkiden rahatsız olan Türkiye'deki muhalif çevreler ile Ortadoğu'daki mevcut fiili durumu değiştirmek isteyen, eski dengelerin geri gelmesini uman çeşitli örgütler ve gruplar, Trump'ın seçimlerden sonra topal ördeğe dönüşmesini dört gözle bekliyorlar.
Hesaplarına göre Meclis'in el değiştirmesi başkanı daha fazla sınırlayacak ve eski, daha angajmanlı politikaya dönüş kolaylaşacak.
Ancak bu umut, başkanın idari yetkilerini kullanmaya devam edebileceği gerçeğiyle sınırlı kalabilir.
Evet, kasımdaki ara seçimler, başkanın yasama desteği gerektiren adımlarını zorlaştıracak gibi görünüyor. Temsilciler Meclisi'nin Demokratlara geçmesi güçlü bir ihtimal. Mevcut çoğunluk zaten çok ince; birkaç koltuk değişse yeter. Bütçe onayları, yeni büyük yardımlar ve uzun vadeli taahhütler Meclis'in rızasına bağlanır. Araştırmalar da artar, kararların gerekçeleri daha sık sorgulanır.
Buna rağmen başkan, diyalog kanallarını açık tutmaya, mevcut destek düzeyini sınırlamaya veya ikili anlaşmalara yönelmeye devam edebilir.
Senato tarafı daha belirsiz. Demokratların birkaç kritik eyalette öne geçmesi mümkün olsa da harita Cumhuriyetçilere biraz daha uygun ve eşitlik halinde Başkan Yardımcısı'nın oyu Cumhuriyetçilere avantaj sağlıyor. Senato da el değiştirirse atamalar ve uluslararası anlaşmaların onayı da sıkıntıya girer.
Meclis Demokratlarda, Senato ise Cumhuriyetçilerde kalırsa iki taraf birbirini frenler. Bazı düzenlemeler Senato'dan geçer, Meclis'te takılır; başkan veto yetkisiyle karşılık verebilir.
Sonuçlar henüz belli değil; yakın eyaletlerdeki oylar her şeyi değiştirebilir. Yine de mevcut tablo, başkanın dış politikadaki temel tercihlerinin büyük ölçüde devam edeceğini, Kongre'nin desteğine bağlı işlerin ise daha zorlaşacağını gösteriyor.
Ege'de, Doğu Akdeniz'de ABD'nin eski desteğini arayan Yunanistan'ı ve Suriye-Irak'ta eski durumu özleyen bölgesel rakiplerimizi anlıyoruz...
Ancak iktidarı zayıflatmak için uluslararası politikada Ankara'nın zora düşmesinden, Demokratlara göre Türkiye ile daha uyumlu bir politika izleyen Trump'ın zayıflamasından medet uman bizim muhalefetin hâli içler acısı.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA