Gelin, Kardeş-Gardaş'a, duygusallıktan uzak konuşalım, biraz da dertleşelim.
Ama şu iki liderin sözünü, ayrıca o tarihi belgeyi imzalayanların kıymetini asla unutmayalım!
Azerbaycan'ın sevinci bizim sevincimiz, gamı bizim gamımızdır. (Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Lideri Atatürk)
"Biz, bir millet, iki devletiz!" (Azerbaycan'ın Ümummilli Lideri Haydar Aliyev)
Ve Şuşa Beyannamesi! Türkiye ile Azerbaycan arasında 15 Haziran 2021'de Karabağ'ın sembol şehri Şuşa'da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından imza altına alınan ve iki ülke ilişkilerini "müttefiklik düzeyine" çıkaran stratejik belge...
Bu vesileyle... 18 Ekim 1991. Azerbaycan Bağımsızlık Günü (Müsteqilliyin Berpası Günü) kutlu olsun, nice 35 yıllara.
Şimdi sadede dönecek olursak...
Azerbaycan'ın yeniden bağımsızlığına kavuşması bizleri çok mutlu etmişti. O yıllarda Türkiye, bugünkü gibi güçlü değildi. Türk Cumhuriyetlerine daha çok hamasetle yaklaşabildik. Yer yer "büyük ağabeylik taslamakla" eleştirildik. Ama Azerbaycan'ın ayakları üstünde durmasını önemsedik. Efsane lider Haydar Aliyev'in (1995'te) bir darbe ile tasfiye edilmesine karşı durduk. Zaman içinde biz de dersler çıkardık, siz de. Böylece, göz hizasından konuşmaya başladık.
***
Ekim 2009'a gelindiğinde ise Türkiye, Ermenistan'la normalleşme hamlesi yaptı. Ankara, Kafkasya'da güvenlik ve istikrarın inşasını amaçlayan o malûm protokolle, Bakü'nün hak ve menfaatlerini de garanti altına alacağını düşündü. Ancak sizlerle, ikna edici ölçüde müzakere ve istişarede bulunulmadığını savundunuz. İki kardeşin ilişkisi derin bir kırılma yaşadı. Türkiye, bu protokol diplomasisi ile Karabağ sorununun da çözülebileceğini varsayarken Azerbaycan, "Ermenistan işgal ettiği Dağlık Karabağ'dan çekilmeden sınırların açılması plânına!" şiddetle itiraz etti. Sonrasında... Travmatik etkileri olan, kırıcı, manevi açıdan yıkıcı kararlar aldınız. Bakü Türk Şehitliği'ndeki bayrağımızı indirdiniz! Bin metreküpünü 120 dolardan verdiğiniz doğal gazın fiyatını 330 dolara çıkardınız!***
Bugün, iki kardeş ülkenin ilişkileri yeni bir sınamadan geçiyor. Sağ olun, o gerçekle yüzleşmemizi sağladınız. "Tek millet" tamam, ortada "İki devlet" de var! "Tek millet romantizmi, iki devlet rasyonelliğine" taşınsa dahi asli konu farklı. Güncel olarak bakıldığında...
Türk medyasındaki yorumlar, sosyal medyadaki paylaşımlar, hatta Külliye'deki başdanışmanların beyanları bile sandığınız gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayına tabi değil. Yazılıp çizilenler, resmi devlet görüşü gibi okunursa öküzün altında buzağı aramış olursunuz.
Başörtü yasağı bizim için hassas mesele. Siz de iç meseleniz olarak görüyorsunuz. Eyvallah. Kimse iç işlerinize karışmıyor. Türkiye sadece tecrübesini hatırlatıyor. İstifade edip etmemek sizin bileceğiniz iş!
İsrail'le ilişkileriniz de kritik eşik. Özellikle Netanyahu katili, BM'de konuşurken temsilcinizin salonda kalması hoşumuza gitmedi. Ama bir gün iki devletli çözüm süreci başlar. Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni dönemin kapıları bakarsınız sizin de katkınızla açılır!