Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NURULLAH GÜR

Merkez Bankası ara hedefinde ısrarcı

Merkez Bankası yüzde 16’lık ara hedefte değişikliğe gitmedi. Para politikası kurmayları, yıl sonu enflasyonunun yüzde 20’nin altında kalabileceği ihtimalini koruyor. Merkez Bankası’nın bu seviyeleri dile getirmeye devam etmesini anlaşılabilir bir tutum olarak değerlendiriyorum

Geçen hafta açıklanan 2026'nın ilk enflasyon rakamı aylık bazda yüksek gelmişti. Ramazan etkisiyle şubat ayı enflasyonunun da yüksek gerçekleşeceği öngörülüyor. Bu gelişmelerin ardından gözler, Merkez Bankası'nın bu haftaki "Enflasyon Raporu" bilgilendirme toplantısına çevrilmişti. Yıl sonuna ilişkin ara hedefin ve tahmin aralığının revize edilip edilmeyeceği merakla bekleniyordu.
Yüzde 16'lık ara hedefin tutturulması artık neredeyse imkânsız görünüyor. Buna rağmen ara hedefte değişikliğe gidilmedi. Güncellenen para politikası iletişim stratejisi kapsamında, ara hedefin sık aralıklarla değiştirilmeyeceği geçen yıl duyurulmuştu. Merkez Bankası da bu çerçevede hareket etti.
Bununla birlikte, yıl sonu enflasyonuna ilişkin tahmin aralığında revizyona gidildi. Daha önce yüzde 13-19 bandında olan tahmin aralığı, yüzde 15-21 bandına yükseltildi. Piyasalar zaten yüzde 16'lık ara hedef yerine, tahmin aralığının üst bandı olan yüzde 19'u referans alıyordu. Üst bandın iki puan artırılmasına rağmen yüzde 19'un bant içinde kalması, önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Para politikası kurmayları, yıl sonu enflasyonunun hâlâ yüzde 20'nin altında kalabileceği ihtimalini koruyor.
Geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi, yüzde 19 civarında bir enflasyon hâlen ihtimal dahilinde olsa da ulaşması zor bir seviye. Buna karşın, beklenti yönetimi açısından Merkez Bankası'nın bu seviyeleri dile getirmeye devam etmesini anlaşılabilir bir tutum olarak değerlendiriyorum.

DÜŞÜŞE GEÇER BEKLENTİSİ
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'a göre mart ayı ve sonrasında aylık enflasyon rakamlarının düşüşe geçme ihtimali yüksek. Bu beklenti şu unsurlara dayandırılıyor:
Deprem harcamalarının bütçe üzerindeki yükünün azalmasına paralel olarak bütçe açığının gerilemesi bekleniyor. Böylece para politikası ile maliye politikasının daha eş güdümlü hareket edebilmesi mümkün olacak. Bunun ilk işaretleri, 2026 yılı için vergi ve harçların yeniden değerleme oranının yüzde 25.49 yerine yüzde 18.95 olarak belirlenmesinde görüldü.
Geçen yıl ülke genelinde kuraklık vardı. Bu yıl yağış miktarının daha iyi seyretmesi, gıda fiyatlarındaki ani dalgalanmaların sınırlanabileceğine işaret ediyor.
Özel eğitim kurumları fiyatlarına yönelik düzenlemede bu yıl değişikliğe gidildi. Bu düzenleme, yeni fiyatların sadece geçmiş enflasyona endekslenerek belirlenmesini engellemeyi hedefliyor. Özel eğitim ücretleri yüksek kalmaya devam etse de fiyat artış oranlarının 2026 yılında bir miktar gerilemesi mümkün olabilir.
Jeopolitik risklerdeki kısmi gevşemeye bağlı olarak enerji fiyatlarında düşüş yaşanabileceği değerlendiriliyor. Merkez Bankası, 2026 yılı için ortalama petrol varil fiyatı tahminini 62.4 dolardan 60.9 dolara indirdi. Ayrıca içeride kamu 2026 yılında da enerji fiyatlarını sübvanse etmeyi sürdürecek. Bu çerçevede enerji fiyatlarının enflasyonu aşağı yönlü etkilemesi bekleniyor.


UMUDU CANLI TUTMAK
Dezenflasyon sürecine dair risklere baktığımızda ise şu unsurlar karşımıza çıkıyor:
Enerji haricindeki emtia fiyatlarında, özellikle de metallerde, artış yaşanıyor. Jeopolitik riskler şimdilik azalmış olsa da radardan çıkmış değil. Dolayısıyla emtia fiyatlarının üretim maliyetlerine olası etkilerinin yakından takip edilmesi gerekiyor.
Gıda fiyatlarında bu yıl daha iyimseriz ama hâlâ kırılgan bir noktadayız. Dolayısıyla gıda fiyatlarını riskler tarafına da yazmadan geçemiyoruz. Et, süt, yumurta, bakliyat, domates, patates ve soğan fiyatlarında denge sağlanmadan hanelerin enflasyon beklentilerini yeterince aşağı çekmek zor. Enflasyonu tek hanelere indirmenin yolu artık büyük ölçüde buradan geçiyor. Kuraklık, sel ve zirai don gibi aşırı hava olayları maalesef iklim değişikliğinin kaçınılmaz sonuçları. Bu gerçeklere göre tarım politikalarımızı yeniden tasarlamalıyız. Su taşkını riski yüksek bölgelerde seracılık yapılmamalı; zirai dona karşı yağmurlama ve rüzgâr pervaneleri gibi teknikleri aktif olarak kullanmalı; teknoloji ve eğitim desteğiyle sulama daha etkin biçimde yapılmalı; tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde yaş ortalamasını düşürmek için kırsalın cazibesi artırılmalı ve 2025'te TÜİK'in ülke genelinde gerçekleştirdiği tarım sayımı çok iyi analiz edilerek bilinçli ve programlı ekim teşvik edilmelidir.
Yüzde 15-21 aralığındaki tahmin, gerçekleşmesi zor bir patikaya işaret ediyor. Mevcut görünüm, yüzde 22-23 civarında bir kapanışı daha olası kılıyor. Yine de yüzde 20'nin altında bir yıl sonu enflasyonu hedefi için tüm politika araçlarını etkin biçimde kullanarak şartları zorlamalıyız. Zira 2027'de ekonomi ajandası, üretim ve iktisadi aktivitenin canlılığını enflasyonla mücadelenin önüne koyabilir. O noktaya gelmeden, 2027'nin bir aşamasında enflasyonun yeniden tek haneye yaklaşabileceği umudunu canlı tutmalıyız.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.