AB ile yeni bir sayfa mümkün mü? AB kaybettiği gücünü ve imajını Türkiye ile birlikte yürüyerek düzeltebilir mi? AB için Türkiye bir fırsat mı?
Bu sorulara yanıt olarak bizim perspektifimizi anlatmak için Türk iş dünyası tabiri caizse Avrupa'nın kalbine çıkarma yapıyor. Brüksel'de yarın 500 kişinin katılımıyla ikincisi gerçekleştirilecek AB-Türkiye İş Zirvesi birliğe üyelik için bir lobi gücüne dönüşüyor.
AB ile yeni bir sayfa açılabilir mi? Bence açılabilir. Ancak bunun için Avrupa'nın Türkiye'ye bakışında da yeni bir sayfa gerekiyor. Türkiye'yi sürekli kapıda bekleten yaklaşımın, küresel rekabetin sertleştiği bugünün dünyasında en büyük zararı AB'ye.
Avrupa ekonomik ağırlığını korumak, üretimini güçlendirmek ve dünyada yeniden söz sahibi olmak istiyor. Peki bunu Türkiye'nin kapasitesini dışarıda bırakarak ne kadar başarabilir? Türkiye, Avrupa için güçlü bir fırsat. Sanayisi, girişimcileri, enerji bağlantıları ve stratejik konumuyla ortak geleceğin kurulmasına katkı verebilecek bir ülke. AB Türkiye'nin en güçlü ticari ortaklarından biri. AB'nin Türkiye'nin ihracatındaki payı %43, ithalatındaki payı ise %32.
AB-Türkiye İş Zirvesi'ni bu gözle okumak gerekiyor. DEİK ve European Business Summit'in buluşturacağı siyaset ve iş dünyasının önünde, yıllardır tekrarlanan sorunları somut iş birliklerine dönüştürme imkânı var. DEİK Başkanı Nail Olpak'ın ekonomik ortaklığı yeni küresel rekabet düzenine hazırlama çağrısı meselenin özüne dokunuyor. Artık birlikte ne üreteceğimiz, hangi teknolojiyi geliştireceğimiz ve enerjiyi nasıl güvenceye alacağımız belirleyici.
DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'ın daha güçlü entegrasyonla yeni bir güç merkezi oluşturma fikri bu yüzden kıymetli. Avrupa'nın sermayesi ve teknolojisiyle Türkiye'nin üretim kabiliyeti birleştiğinde, iki tarafın da dünyadaki ağırlığı artabilir. Bu çerçevede Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB Ticaret ve Ekonomik Güvenlik Komiseri Maros Sefcovic ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın mesajları da önemli olacak.
Elbette güçlü bir birlikteliğin yolu karşılıklı güven ve öngörülebilir kurallardan geçiyor. 30 yıllık Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, yeşil ve dijital dönüşümde ortak yatırımların önünün açılması gerekiyor. Malın dolaştığı ama onu üreten, satan insanın vize kuyruğunda beklediği bir ilişkiyle geleceğe yürümek zor.
AB, Türkiye ile birlikte yürüyerek gücünü ve imajını düzeltebilir mi? Evet, buna önemli bir katkı sağlayabilir. İtibar da ortaklarına nasıl davrandığıyla güçlenir. Türkiye ile eşit ve samimi bir ortaklık, Avrupa'nın dünyaya daha güçlü bakmasını sağlayabilir. Ve bu yolda iş dünyasının ticari diplomasi adımları takdiri hak ediyor.
***
TARİHİ KARAR
Bir çocuğun başını telefondan kaldırıp dünyaya bakması... Arkadaşıyla oynaması, bir kitabın sayfalarında kaybolması, sofrada ailesiyle sohbet etmesi... Çocukluk biraz da bunlar değil mi?
6–15 yaş grubunun yüzde 91.3'ü internet, yüzde 66.1'i sosyal medya kullanıyor. 12 yaş ve üzerindeki çocukların yüzde 15.7'si sosyal medya kullanımını kontrol etmekte zorlanıyor; yüzde 22'si günlük yaşamında işlev kaybı yaşıyor. Bu veriler çocuklarımızın nasıl bir dijital dünyanın içinde büyüdüğünü anlatıyor.
15 yaş altına sosyal medya sınırı, Türkiye'nin geleceği için atılan en önemli adımlardan biri. Çocuklarımızın zamanını ve dikkatini korumak, geleceğimizi korumak demek.
Şimdi bu kararı hayatla buluşturmalıyız. Mahallede oyun alanı, okulda spor, ulaşılabilir sanat etkinlikleri ve evde birlikte geçirilen zamanla... Telefonu bırakınca çocuğun elinde bir boşluk değil, güzel bir hayat olmalı.