Cebinde dünyanın bütün kütüphanelerini taşıyor "dijital çağın" çocuğu. Gerçi kütüphanelerde dolaşmasına da gerek yok.
Yapay zekâ hazretleri ne güne duruyor...
Sen iste yeter ki, aradığın her bilgi şappadak önünde. Öyle bir bilgi ambarındasın ki tabiri caizse yediğin önünde yemediğin arkanda.
Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmadı.
Fakat bu kolaylığın da bir kusurcuğu var; bilgiye ulaşmanın hızına paralel şekilde cahillik de arttı.
Çünkü "erişmek" ile "öğrenmek" birbirine karıştırıldı.
"Nasıl olsa bulurum!" zokası afiyetle yutuldu.
Bulduğun cevabı tartacak zihinsel birikimin yoksa, zihin ambarın tamtakırsa ne yapacaksın?
Bilgiye zihinde taşınmasına gerek olmayan bir "harici disk" muamelesi yaparsan bilgi okyanusunun ortasında kaybolursun. Dahası, zihinsel emeği kapı dışarı edersen kişiliğin de çürümeye başlar.
Sonuç mu?
Cehalet kılık değiştirir, kişilik başkalaşır.
***
Dijital çağın çocuğunun hiçbir eleştiriye de tahammülü yok.***
Dijital çetelerin asıl silahı teknoloji değil, mensubiyet ihtiyacıdır.