Türk Telekom, Türk Telekom Akademi Liderlik Okulu kapsamında Stanford Küresel ve Çevrim İçi Eğitim Merkezi (CGOE) ile eğitim iş birliği başlattı. "Shaping Culture & Leading Change (Kültürü Şekillendirmek, Değişime Liderlik Etmek)" programı, üst düzey yöneticilerin kurumsal dönüşüme liderlik edecek stratejik yetkinliklerini güçlendirmeyi hedefliyor. "Shaping Culture & Leading Change", Türk Telekom'da görev yapan direktör seviyesindeki yöneticiler için tasarlandı. Katılımcılar titiz bir değerlendirme sürecinin ardından belirlenecek. Eğitimler 4 modül ve 7 başlık altında, tamamen İngilizce ve doğrudan Stanford öğretim üyeleri ile eğitmenleri tarafından verilecek. Türk Telekom, güçlü liderlik kültürüyle çalışan bağlılığını, kurumsal çevikliği ve performansı artırmayı planlıyor. Şirket bu adımla, globalleşme odağı doğrultusunda kurumsal dönüşüme ve Türkiye'nin teknoloji ekosistemine yön veren liderlik kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor.

LİDERLİK DÖNÜŞÜMÜN PARÇASI
Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı İskender Bayrak, programın arkasındaki yaklaşımı şöyle anlattı: "Teknolojinin gücünü yetkin insan kaynağımızla buluşturmayı, dijital dönüşüm yolculuğumuzun en önemli unsurlarından biri olarak görüyoruz. Yöneticilerimizin ekiplerine güven veren, gelişimi destekleyen ve her bir çalışanımıza değerli hissettiren bir çalışma ortamı sunmalarını son derece önemsiyoruz. Bu program sayesinde liderlerimizin inovasyon, değişim yönetimi ve stratejik iletişim yetkinliklerini en üst seviyeye taşıyarak gelişimleri için güçlü bir katkı sunacağız." Türk Telekom Akademi öncülüğünde Stanford Küresel ve Çevrim İçi Eğitim Merkezi (CGOE) ile başlatılan "Shaping Culture, Leading Change (Kültürü Şekillendirmek, Değişime Liderlik Etmek)" programı ile üst düzey yöneticilerin kurumsal dönüşüme liderlik edecek stratejik yetkinliklerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
AYNI DİLİ KONUŞAN YÖNETİCİLER YETİŞTİRECEK
Telekom şirketinin en bilinen derdi "çekmiyor" şikâyetidir. Türk Telekom bu kez sinyali sahadaki kulelerden çok kor-i dorlardaki kulelere, yani yöneticilere taşıyor. Hikâyeyi bir baz istasyonuna benzetebiliriz. Altyapı ne kadar güçlü olursa olsun, istasyon iyi kurulmamışsa telefon çekmez. Kurumda da strateji ve teknoloji ne kadar iyi olursa olsun, yöneticinin "verici" gücü zayıfsa mesaj ekibe ulaşmaz. Stanford programı bu yüzden bir anten yükseltmesi gibi. Değişim yönetimi kapsama alanını genişletiyor, iletişim ve bağ kurma sinyal kalitesini artırıyor, takdir kültürü de "şarj göstergesini" yüksek tutuyor. Program hedeflerine ulaşırsa, direktörlerin ekiplerinde daha az "arıza", daha çok "tam çeken hat" görmeyi bekleyebiliriz. Çevrim içi derslerle başlayıp bitirme projesiyle biten bu 8 haftanın sonunda yöneticilerin kendi "roaming" tarifelerini de bırakıp aynı dili konuşması hedefleniyor.

***
YAPAY ZEKÂ DAHA GÜÇLÜ AMA DAHA DENETİMSİZ OLDU
Stanford Üniversitesi'nin AI Index Report 2026 raporuna göre, yapay zekâ 2025 yılında beklenenden çok daha hızlı bir gelişim gösterdi. Ancak gelişimi izleyecek, denetleyecek ve yönetecek sistemler aynı hızda ilerleyemedi
Yapay zeka teknolojisiyle ilgili rekabet ve yenilikler büyük hızla ilerliyor. Ancak gelişimi deneleyecek ve yönetecek teknolojiler geride kaldı. Yani denetimsiz büyüyen güce dönüştü. Üstelik güç belli ülkelerdeki şirketlerde toplanıyor. Stanford Üniversitesi'nin İnsan Merkezli Yapay Zeka Enstitüsü (HAI) tarafından yayımlanan AI Index Report 2026'ya göre, yapay zeka 2025 yılında beklenenden çok daha hızlı büyüdü ve gelişti. Raporun ortaya koyduğu en çarpıcı tablolardan biri, ABD ile Çin arasındaki model performansı farkının fiilen kapanmış olması. Şubat 2025'te DeepSeek-R1'in kısa süreliğine ABD'nin en iyi modeliyle başa baş gelmesinin ardından, Mart 2026 itibarıyla Anthropic'in modeli rakiplerini yalnızca yüzde 2.7 gibi küçük bir farkla geride bırakıyor. Buna karşılık ABD hâlâ en fazla üst düzey model üreten ülke konumunda. Çin ise yayın hacmi, atıf sayısı ve patent üretiminde önde.
OLİMPİYATI KAZANIYORLAR
Modellerin yetenekleri de "pürüzlü" bir manzara çiziyor. Google DeepMind'ın Gemini Deep Think modeli, Uluslararası Matematik Olimpiyatı'nda altın madalya kazanacak düzeyde bir performans sergilerken, aynı sistemler analog bir saati doğru okumakta yalnızca yüzde 50 civarında başarılı olabiliyor. Benzer bir çelişki robotikte de görülüyor. Kontrollü laboratuvar ortamlarında yüzde 89'a varan başarı oranlarına ulaşan robotlar, gerçek ev ortamlarındaki günlük görevlerin ancak yüzde 12'sini tamamlayabiliyor.

GELİR ARTMAYA DEVAM EDİYOR
Rapor, teknolojinin toplumsal ve ekonomik etkilerine de geniş yer ayırıyor. Üretken yapay zekâ, kişisel bilgisayar ve internetten daha hızlı bir yayılma göstererek üç yıl içinde küresel çapta yüzde 53 kullanıcı benimseme oranına ulaştı. Kurumsal benimseme yüzde 88'e çıkarken, ABD'li tüketicilerin üretken yapay zekâ araçlarından elde ettiği tahmini yıllık değer 172 milyar dolara ulaştı. Ancak bu büyümenin bir bedeli de var: özellikle yazılım geliştirme gibi alanlarda 22-25 yaş arası genç çalışanların istihdamında belirgin bir düşüş gözlemleniyor, oysa aynı sektörde verimlilik artışları en net şekilde bu alanda kaydediliyor. Yatırım cephesinde ABD açık ara önde. 2025'te ABD'deki özel yapay zekâ yatırımı 285.9 milyar dolara ulaşarak Çin'in 23 katına çıktı. Ne var ki ABD'nin küresel yetenek çekme kapasitesi zayıflıyor. Ülkeye taşınan yapay zekâ araştırmacısı ve geliştirici sayısı 2017'den bu yana yüzde 89 azaldı, sadece son bir yılda düşüş yüzde 80'e ulaştı.
SORUMSUZ VE SORUNLUYA DÖNÜŞME RİSKİ
Sorumlu yapay zekâda ise tablo daha sıkıntılı. Belgelenen yapay zekâ kaynaklı olayların sayısı 2024'te 233'ten 2025'te 362'ye yükseldi. Önde gelen modellerin şeffaflık düzeyi de geriledi. Foundation Model Transparency Index puanı geçen yıl 58 iken bu yıl 40'a düştü. Araştırmacılar güvenlik gibi sorumlu yapay zekâ boyutunu iyileştirmenin, doğruluk gibi başka bir boyutu zayıflatabildiğini ortaya koydu. Bilim ve tıp alanlarında yapay zekâ yalnızca destekleyici değil, bazı görevlerde insanları geride bırakan bir aktör haline geldi.
***
AKILLI GÖZLÜKLER SİZİ İZLEYEN TEZGÂHTARA MI DÖNÜŞÜYOR?
Meta VR Glasses'ın göz ve el takibi odaklı tasarımı, veri mahremiyeti sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Gözlük, cam evde yaşamaya ya da sizi sürekli izleyen tezgâhtara benziyor
Meta, Connect 2026'da yaklaşık 100 gram ağırlığındaki yeni cihazı Meta VR Glasses'ı tanıttı. Şirkete göre cihaz bir sinema, bir maç tribünü, bir çalışma alanı ve bir oyun konsolunu bir gözlüğe sığdırıyor. Satış baharda 2027'de başlayacak, ancak v207 SDK'ları geliştiriciler için şimdiden açık. Cihazın en dikkat çeken özelliği, birincil girdi olarak gözleri ve elleri kullanması. Kumandaya gerek kalmadan film açılıyor, uygulama seçiliyor, arama yapılıyor. Kullanım açısından bu etkileyici. Mahremiyet açısından ise bir soru işareti taşıyor. SDK'lar şimdiden açık olduğuna göre, uygulamaların bu verilere nasıl erişeceği ilk günden tasarlanıyor. Bakış verisini "sadece arayüz için" kullanan bir uygulama ile aynı veriyi analitik için toplayan bir uygulamanın kullanıcıya nasıl anlatılacağı, sektörün önümüzdeki en önemli tartışmalarından biri olabilir. Bir mağazada dolaşırken kimseye bir şey söylemiyorsunuz. Ama tezgahtar hangi rafa kaç saniye baktığınızı, hangi ürünün fiyatına gözünüzün kaç kez kaydığını, ne zaman tereddüt ettiğinizi ve neye heyecanlandığınızı not alıyor olsaydı ne hissederdiniz?

GÖZ VERİSİ ÇOK ÖNEMLİ
Kumandalı cihazlarda bilgi, bastığınız tuşlarla sınırlıydı yani yalnızca yaptıklarınız. Göz ve el takibinde girdi bakışınızın kendisi oluyor. Bu, "Neye tıkladın?" sorusundan "Neye baktın, ne kadar baktın, ne zaman ürperdin?" sorusuna geçiş demek. Hem de bunu ne zaman yaptığınızı bilmeden. Meta VR Glasses, elde kumanda tutmadan sinemaya girmenin ve çalışma alanını havada kurmanın kapısını açıyor. Ama bu rahatlığın bedeli, gözlüğün sizi gözlemesine duyulan güven. Camlı bir evde yaşamak, manzarası güzelse cazip gelebilir yeter ki perdeleri kimin çektiğini ya da çekemediğini bilelim. Bakış verisi sıradan bir teknik girdi olmaktan çok, dolaylı bir kişisel profil kaynağı olabilir. Hangi reklama, kişiye ya da içeriğe baktığınız, söylemediğiniz tercihleri açığa çıkarabilir.
YANITSIZ KALAN GÖZLÜK SORULARI
Cihaz QUEST ile aynı işletim sistemini, mağazayı ve ödeme altyapısını kullanacağı için mevcut Quest gizlilik politikalarının nasıl uygulanacağı da netleşmeli.
- Göz ve el takibi verisi cihazda mı işleniyor, yoksa buluta mı gidiyor?
- Ham bakış verisine uygulamalar erişebilecek mi, yoksa yalnızca "şuna baktı" gibi soyutlanmış olaylar mı paylaşılacak?
- Bu veriler reklam kişiselleştirmede ya da model eğitiminde kullanılacak mı?
- Kullanıcı, takibi kapatıp cihazı yine de kullanabilecek mi?
- Türkiye ve AB gibi bölgelerde açık rıza süreci nasıl işleyecek?