- İletişim
- SMS: SEO yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
ÖNERİ-YORUM
Nitelikli ihracat
Geleceği, "
bugünün uzantısı" diye tanımlarsanız, "
kullanılmış geleceğe" varırsınız bu da bir işe yaramaz.
Hayatın pratiği,
bugünü geleceğe uzatırken asla
doğrusal denklemler kurmaz. Gelecek, daha karmaşık
dinamikler ve
kırılmalarla kendini var eder.
İhracatın yarını için bugünden söylenenlere bakıyoruz; "
2015'te ihracatı
170 milyar dolara, Cumhuriyetin 100'üncü yıldönümünde ise
500 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." İddianın sahibi, Devlet Bakanı
Zafer Çağlayan. Bu alanda söz söyleyecek daha yetkin biri yok.
Peki bu gelecek tanımı, ne işimize yarayacak? Ya da bu veriden yola çıkmak mümkün müdür? Mümkün ise
kim neyi nasıl yapacak ve mevcudu nasıl dönüştüreceğiz? İhracat için
nicelik hedefi koymak bir şeydir. Fakat
nitelik hedefine ulaşmak için
bir şeyler yapmak, daha başka bir şeydir.
Yeni Dış Ticaret Yol Haritası diyerek; bugünün (hatta dünün) niceliklerini, bir katsayı ile çarpıp, geleceğe taşımak, kolay...
Zor olan, mevcut
yapısı,
kurumları,
pazarları,
anlayışları,
üretim gamı, ürünlerin
katma değeri ve
aktörlerin tutumunu dönüştürmektir.
21 bin 82 ihracatçı işletme ile ortalama
100 milyar dolarlık ihracat yapıyoruz. Bundan 1 yıl önce
121 milyar dolarlık ihracatı
20 bin 252 işletme ile yapabiliyorduk.
Nicelikler, bazen bize ters köşeye de yönlendirebiliyor. Burada sorun, işletme sayısı veya ihracatın cirosu değildir. Eğer 4 yıl sonra ihracatı 170 milyar dolara çıkaracak isek bu
% 70'lik artışı sağlayacak bazı
sıçrama tahtalarına ihtiyaç var.
Amerika, önümüzdeki 5 yılda 2 milyon Amerikalıya iş bulmak için
ihracatını ikiye katlamayı hedefliyor ama bu hedefe varmak için "
ihracatçıya gaz verme" dışında adımlar atıyor. Mesela ihracatın
mal ve pazar bileşenini değiştiriyor. Mesela ihracatın
mal desenini değiştirecek teşvikler planlıyor.
Mesela
istihdam yaratıcı yeni zenginlik alanları tanımlıyor.
Bizim yol haritamızın da "
dünü geleceğe uzatmak" dışında bazı stratejiler taşıması gerekiyor.
Bakan Çağlayan'ın "
ihracat odaklı çalışma" ile ipuçlarını verdiği yol haritasına bakıyoruz.
Okyanuslara açılmaktan söz ediliyor. Ben bunu "
AB ve ABD" odağı dışına çıkmak olarak algılamak isterim. Neticede küresel kriz sonrasında zenginliğin büyük ölçüde el değiştirdiği ve
Chindia (Çindistan) gibi yeni aktörlerin parladığı, farklı coğrafyalar söz konusu.
Brezilya ve
Rusya gibi yeni ve farklı davranan pazarlara odaklandığımızda, bu yeni müşterileri daha iyi okuyabilen sanayici türünü geliştirmemiz şart.
Mevcut sanayicinin yapabildiği
, % 65'ini zaten ithal ettiği hammaddeyi
biraz eğip bükerek ama asla akıl (
yüksek katma değer) ilave etmeden ihraç etmek ise bu "
okyanuslara" neyi nasıl satacağız? Beni en çok umutlandıran, ihracata dönük üretim stratejilerinde
düşük teknolojili sektörlerden
katma değeri yüksek üretime geçmek ve
orta teknolojileri de
yükseltme kararlığı...
DTM tarafından verilen devlet yardımlarının yeniden yapılandırılıp
Exibank'ın sermaye ve kaynaklarının arttırılacağı da gerekli bir adımdı. Fakat Eximbank'ın ihracatı destekleme tutumunu değiştirmeden bu kaynaklar, "
nitelikli ihracata" dönüşebilir mi?
Unutmayın ki 90'lı yıllarda Eximbank'ımız, ona emanet edilen kaynağı olabildiğince fazla döndürerek (rotatif kredi) ihracatı desteklemek yerine, bu kaynak üzerinden
ne kadar kâr ettiğiyle övünüyordu. Bu kurumun başındaki iktisat hocası, Eximbank'ın kaynağıyla nasıl isabetli "
repolar" yaparak devlete kazanç sağladığını savunabilmişti.
İhracat yapılan ülkeleri daha yakından tanımak için
ülke masaları kurulacağı fikri ise bana
son derece saçma geliyor. Neticede ihracat, hele ki "
nitelikli" ihracat, masa ile olmaz. Daha fazla bürokrasi yaratır. Umulan faydayı yeni
ticaret ağlarından ve
internetten kat be kat
nitelikle,
ucuza,
hızlı ve elde etmek mümkün. İhracatımızın tek sorunu
ciro değildir.Temel sorun, ihracatın
niteliğidir. Türkiye,
ihracata dayalı sanayisinin nitelik sorununu çözmek zorundadır. Aksi halde o çok övündüğümüz "
17'nci büyük ekonomi" ile dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmek mümkün olamaz.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın