Bilirsiniz, eceli gelen köpeğin cami duvarına işediği söylenir. Ben o hayvancağıza acırım. Çünkü köpek kirlettiği yerin niteliğini bilmez. Ama benzeri bir şeyi insan yaparsa iş değişir. O davranışa "belasını aramak" deriz.
Bugün kendisine dünyanın büyük bölümü tarafından zaten ecel hazırlanmakta olan Suriye yönetimi için Türkiye sınırı "cami duvarı" niteliğinde. O çizgiyi aşıp can alan mermilerin "serseri kurşun" olup olmadığı önemli değil. Herhangi bir nedenle menzil içinde Türkiye yönünde silah atılmaması gerekir.
Peki, şimdi ne olacak? Ne yapılacak?
Üç seçenek var: 1. Hiçbir şey yapmamak. 2. Askerî müdahale dâhil, yapılabilecek her şeyi denemek.
3. Hemen o kadar ileri gitmeden, hiç değilse vahşeti dizginlemek için "bir şeyler" yapmak.
Birinci seçeneğin sürgit uygulanması düşünülemez bile; kan gövdeyi götürüyor. Sonuçları kestirilemeyen ikinci seçenek bölgeyi altüst eder. Kalıyor üçüncüsü. Türkiye onu öneriyor. "Ama o işe tek başıma sıvanmam doğru olmaz, ilgili devletler de taşın altına ellerini sokarsa öncülük ederim" diyerek. Oysa Batılı yorumcuların pek çoğunun yaklaşımında bir tuhaflık var:
"Âciz durumda kaldıkça Türkiye küçük düşmekte. Gürlüyor ama bir şey yapamıyor."
Gerçekte hiçbir şey yapmayanların safından "Gelin bir şeyler yapalım" diyene yöneltilmiş zeytinyağı yorumu...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.