Editörün seçtiği köşe yazıları

    Giriş Tarihi: 09.07.2016 13:04
    • Editörün seçtiği köşe yazıları

      Son dönemde AK Parti, İsrail ve Rusya ile eşzamanlı normalleşmeye girdikten sonra muhalefet "Kemalist ayarlara dönülmedikçe rahat yok" söylemini yeniden ısıttı. Bu söylemin üç boyutu var. İlki dış politikada "barışı" öncelemek.
      Halbuki "komşularla sıfır sorun" ya da "dostları artırmak, düşmanları azaltmak" söyleminden "yurtta sulh cihanda sulh" ilkesinin pek de bir farkı yok. Uygulanması diğer aktörlere de bağlı olan prensipler bunlar. İkincisi, dış politikada laikliği uygulamak. Retorik bir yana, AK Parti dış politikasının ana ilgisi hep ekonomi olmuştur. Dış politikada İslam'ın etkisi sanılanın aksine milli çıkarların rasyonalitesinin dışına çıkmadı.
      Mursi zamanında Mısır'a laikliği önerenin de, İsrail ile ilişkilerini normalleştirenin de AK Parti iktidarı olması buna örnekler. Müslüman Kardeşler'e gösterilen ilgi de demokratik duyarlılıktan fazlası değil. Kemalist ayarlara dönmek söyleminin üçüncü boyutu ise dış politikada "iddialı aktör" olmamak. Bu boyut birçok soruyu akla getiriyor: "Kemalist ayarlara dönmek" bugünün Ortadoğu'sunda ne ifade eder? Uluslararası sistemde etkin bir aktör olma hedefini terk etmek bizi DAİŞ ve PKK tehditlerinden korur mu? Küresel sorumluluklarından soyunarak bölgesel güçleri rekabetin şiddetine terk eden ABD'den klasik müttefiklik statüsü dilenmek bizi selamete çıkarır mı?
      Suriye'de Esed, İran ve Rusya ile anlaşarak içe kapanmak Kuzey Suriye'deki PYD oluşumunu barışçıl kılar mı? "Asrı saadete dönüş" formatında tekrarlanan "Cumhuriyet'in ayarlarına dönüş" argümanı içi boş bir kalıptır.