Editörün seçtiği köşe yazılarından...

    Giriş Tarihi: 13.10.2016 12:31
    • Editörün seçtiği köşe yazılarından...

      Nasıl olduğunu anlatalım. Çok değil 5 ay önce, mayısta PKK'nın sivil uzantısı DBP yöneticisi Hurşit Külter'in gözaltında kaybolduğu iddiası ortaya atıldı. O günlerde yüzde 80 oy aldıkları ilçeleri bile "halk savaşıyla" ele geçirmek isteyenler arasında o da vardı ve devletle "savaşı"yordu. İşin en vahim yanı ise PKK ve çevresinin bu iddiasını, eski merkez medya yazarlarının, İHD ve Mazlum-Der gibi sivil toplum örgütlerinin hiç itiraz etmeden sahiplenip kampanyaya dönüştürmesiydi.
      Olay Meclis'e ve BM'ye kadar taşındı, ABD Başkanlık sözcüsü bile açıklama yaptı.
      Devletin, ısrarla "Gözaltına alınmadı" demesi ne yazık ki işe yaramadı. İş büyüdükçe büyüdü ve "Hurşit Külter nerede?" sorusu her defasında Twitter'da trend oldu. Bu olay, devletin "eski devlet" olduğunu kanıtlamak için bulunmaz fırsattı. Durumu en çarpıcı biçimde internette "Deli Gaffar" mahlasıyla yazan eski bir solcu anlattı: "Beyaz Toros'ları görmüş bir kuşaktık, siyaseten ne kadar farklı düşünürsek düşünelimsonuçta bir vicdanımız vardı, Külter'in devlet tarafından öldürüldüğüne inandık."Gördüğünüz gibi milyonlarca insanı inandıran bir kampanya yürütülmüş ve başarılmıştı. Ama film, PKK-HDP hattının tarihi açısından şaşırtıcı olmasa da çoğu insan için şaşırtıcı bitecekti. Çünkü Hurşit Külter Kerkük'te ortaya çıkacak ve yaşadığını söyleyecekti.
      Tezgâhın kapsamını asla bilemeyiz, ama çok büyük olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
      Türkiye'nin bütün 'ciddi' yayın organları olayı adeta bir kampanyaya destek verir gibi 'heyecanla' haberleştirmiş, yabancı basın sayfalarca konuyu işlemiş, vaka HDP siyasetçileri tarafından ta BM'ye kadar taşınmıştır. Demek ki karşımızda en masum duyguları istismar etmekte uzmanlaşmış bir çete vardır. Buna bugünden sonra 'Türkiye'nin insan hakları çetesi' diyebiliriz."

      Mahmut Övür/Sabah