Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 23.12.2015 11:55
    • Peki, örgütün megali ideasına ikna olanların aklına şu sorular gelmiyor mudur:
      Örneğin bazı HDP'li siyasetçilerin zaman zaman dile getirdikleri gibi, kendini "bölgede laikliğin, sekülerliğin" teminatı olarak gören bu yapı, çoğunluğu oluşturan muhafazakâr ve dindar Kürtlere karşı nasıl bir politika izleyecek?
      Pek çok siyasi tarafından bölgenin CHP'si olarak tanımlanan ve işi cami yakmaya kadar vardıran PKK, örneğin ezanın Kürtçe okunması için yasa çıkartır mı?
      Ya da ulus devletin kuruluşunun ardından kaçınılmaz olarak bir uluslaşma sürecine girecekleri için bölgede "başka dil" konuşan vatandaşlara Kürtçe konuşma mecburiyeti getirecek mi?
      En büyük Kürt kenti İstanbul'daki Kürtlerle, bölgedeki Türk vatandaşların değişimini öngören bir nüfus mübadelesi planları var mıdır?
      Bakarsınız kılık kıyafet devrimi de yaparlar ve "çağdaş giyimi" reddedip puşide ısrar eden Kürtleri idama bile gönderirler, ne dersiniz?
      Kulağa şaka gibi geliyor ama 21. yüzyılın eşiğinde Stalinist bir yapılanmanın inşa edeceği ilkel bir ulus devlet formuna geri dönmenin başka bir anlamı yok.
      "Barzani'nin kurduğu model ne olacak" diyorsanız da, Kuzey Irak Kürt bölgesel yönetiminin yıllardır düşman olduğu PKK ile ne ideolojik ne de pratik olarak tek bir benzerliklerinin olmadığını hatırlatalım. Neticede sözünü ettiğimiz Barzani yönetimi, onlarca yıllık pratiğe sahip köklü bir geleneğin temsilcisi. PKK gibi bölge ve dünya devletlerinin dizayn edip Kürtlerin içine yolladığı amorf bir örgütlenme değil.
      Kaldı ki, onca yıllık devlet deneyiminin ardından bu süreçleri de geçerek şimdiki aşamasına varabilen Türkiye Cumhuriyeti bile envai çeşit demokrasi problemi yaşıyor. Bu sorunların tamamına fazlasıyla ortak olan Kürtler, yarınını bugünden açık eden PKK'nın uluslaşma macerasına seve seve katlanmazlar elbette.

      Melih Altınok/Sabah