Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 12.01.2016 09:49 Güncelleme Tarihi: 12.01.2016 14:35
    • O güne kadar hemen her konuda ve özellikle "Barış Açılımı"nda AK Parti iktidarını ve Tayyip Erdoğan'ı tavizsiz destekleyen bazı kalemler, "Gezi olayları"nın başlatıldığı sabah, sosyal medyadaki mesajları ile halkı ayaklanmaya çağırdılar. Sanki bir dış güç onlara "Erdoğan'ın sonu geldi" mesajını vermişti. Bunlar Kahire'nin Tahrir Meydanı ile İstanbul'un Taksim Meydanı'nın aynı olduğuna inandırılmışlardı... Bunların o günden bugüne takılmış plak gibi her gün Erdoğan'ı hedef alan yazıları sürmekte...
      Oysa o günden bugüne siyasi yaşamda çok büyük değişiklikler oldu. "Fethullah Gülen Örgütü"nün foyaları açığa çıktı... Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi. 1 Kasım seçimleri ile AK Parti ezici çoğunluğa sahip oldu. Ama Gezi ruhuna tutulanlar, tıpkı akıl tutulmasında olduğu gibi o ruhu içlerinden çıkartamadılar. Bunlar başlarına taş düşse "Sorumlu Erdoğan'dır" içerikli yazılarına ve söylemlerine devam etmekteler.
      İşte bu durum Türkiye'nin sosyopolitik yaşamındaki "Gezi ruhu tutulması"nın somut örneği değil midir? Bu "Gezi ruhu" sade belirli isimlere değil, medya organlarına da girmiştir. Kendilerini kitle gazetesi olarak sunan gazeteleri yönetenler adeta övünürcesine "Bize Gezi ruhu hâkim" benzeri açıklamalar bile yapmışlardır.
      Kürt siyasi hareketi başlarda Gezi ruhuna tutulmamıştı. Ama onların bir bölümü şimdi "Gezi ruhu"nu Güneydoğu kentlerinde "Hendek ruhu"na dönüştürmeye çalışmaktalar. Dünkü Sabah'ta yer alan demecinde Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi Genel Koordinatörü İdris Kardaş da bu gerçeği "Kürtleri Gezi'ye çekemeyen gruplar Gezi'yi Diyarbakır'a taşıdı" şeklinde ifade etmişti. Bu "Tutulmalar" en azından akla zarar gelişmeler değil midir?

      Mehmet Barlas/Sabah