Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 05.02.2016 09:43
    • Böyle hep dokunsan kırılacak gibi bir duygusallık, hep ihtimam talep eden bir incelik,içeriği vasat fakat mahallesi pek entelektüel bir düşüncelilik...
      Hele biraz da politize edersen...Hafiften iktidara çatan, çaktırmadan halkı horlayan bir hava da katarsan haline... Ve yuvarlak laflarla memleketin halinden, dünyanın zalimliğinden sürekli şikâyet edersen... Sosyal medyada şanın yürüyor. Hele bir de kıyısından köşesinden ünlüysen falan... İyi numara, doğrusu!
      Hem bazen gözüne pek anlamsız gelen depresyonuna anlam kazandırdığını sanıyorsun, hem de bu yalandan hassasiyetlerin (artık literatüre bile girmek üzere: pseudo-sentimentality!) alıcılarıyla dayanışıyorsun.
      Genç pop-rock şarkıcılarımızdan biriyle yapılmış bir söyleşiyi okudum. Adı gerekmez, çünkü konumuz bir kişi değil, bir tip. Huysuz ve modern genç kadın tipinin duygularını şarkı sözlerine aktarmakta pek başarılı bulduğum bu müzisyen kendisini pamuklar içinde saklamamız gerektiğini düşündürten bir tablo çizdikten hemen sonra şöyle diyor: "Memlekette garip şeyler oluyor; birileri birilerine saldırıyor; insanlar insanları ve hayvanları öldürüyor."
      Şu "birileri birilerine saldırıyor" kalıbı yok mu? Bitiriyor beni! Kim o "birileri" yahu? Açık konuş, ciğerimi ye! Ama hep uzakta "birileri" var ve bu "cici" arkadaşlar hep masum, hep temizler! Elbette alttan alta "mahalle"ye de selam çakılıyor.
      Memleketten şikâyet ettin mi, hele oturduğun yerden hayvanlara sahip çıktın mı, mesaj alınıyor ve mahallenin abileri sana sahip çıkıyor. Bilmediğimiz şeyler değil...
      Eskiden bu arkadaşlara yanlış yerde doğmuşlar diye acıdığım olurdu. Çoğunu yakından tanırım. Onlara baktıkça içimden keşke İskandinavya'da doğsalardı, diye geçirirdim. Fakat hiçbir şey o kadar basit değil.

      Haşmet Babaoğlu/Sabah