X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mutluluğumuzu konuşup göze sokmaya gerek yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mutluluğumuzu konuşup göze sokmaya gerek yok

  • Giriş Tarihi: 17.11.2013

Bergüzar Korel, dizi sektörünün en önemli kadın karakterlerinden biri. Bunun yanı sıra Halit Ergenç'le sürdürdüğü mutlu evliliğiyle de hayranlarının gözdesi. Ama tüm bu sıfatları bir yana en çok Ali'nin annesi

Binbir Gece'nin Şehrazat'ı, Bitmeyen Şarkı'nın Feraye'si, Karadayı'nın Feride'si o. Bergüzar Korel, Kurtlar Vadisi Irak filmiyle, "Kim bu kadın?" nidaları eşliğinde hayatımıza gireli sekiz yıl oluyor. O günden beri, yer aldığı dizilerle, ünlü oyuncu Halit Ergenç'le evliliğiyle gündemimizde olan Korel, basına çok sık konuşan isimlerden değil. Ama sosyal hayatını da basından uzak yaşayamıyor. Onu Feriköy Organik Pazarı'nda alışveriş yaparken de görebiliyoruz, oğlu Ali'yi parkta eğlendirirken de. Ben onu gerçek anlamda eğlenirken görenlerdenim. Antalya Televizyon Ödülleri Töreni sonrasında düzenlenen partide, dizilerde görmeye alışık olduğumuz o asil, dokunsan kırılacak kadın olmadığına, son derece eğlenceli, gülmeyi, dans etmeyi seven biri olduğuna şahit oldum. O günden beri onunla gerçek Bergüzar Korel'i konuşmak istedim. Kısmet bugüneymiş... Korel röportaja magazin basınına sıkça malzeme olan oğlu Ali ile geldi. Dünyalar tatlısı Ali ile fotoğraf çekimi sırasında uzun uzun sohbet ettik. Anladığım o ki, Ali tam bir müzik tutkunu. Müze gezmeyi de seviyor. Daha neler neler... Ama detaylar Ali ile benim aramda... Ali'yle sohbetimiz bitince teybi Bergüzar Korel'e uzattım.

- Uzun zamandır sektörde olan, başarı grafiği yükselen bir isimsiniz... Neye göre seçim yaparsınız?
- Duygularıyla ve içgüdüleriyle hareket eden biriyim. Senaryoları da gelişigüzel seçmiyorum, tabii ki bu işin bir stratejisi var. İyi bir seyirciyim. Artık anlıyorum seyircinin neyi sevip neyi sevmeyeceğini, işin matematiğini biraz çözdüm galiba.

- Bolca da eleştiriliyorsunuz...
- Eleştiri elbette yaptığımız işin doğasında var. Ama bence sorun olan bu işten anlayan ya da anlamayan herhangi birinin eleştiri adı altında söylediği bir cümlenin çığ gibi büyümesi. Konu hakkında doğru düzgün fikri ve bilgisi olmayan insanlar atıp tutmaya bayılıyor. Ama şunu unutmamak gerekir ki; hangi konuda olursa olsun, eleştiri yapabilmek için önce konuştuğun konu hakkında sağlam bir bilgi birikiminin olması veya ciddi bir otorite olman gerek. O zaman söylenenlere eleştiri derim ben! Oyunculuğa dair yapılan eleştiri; gözle, boyla posla alakalı olmamalı. Tabii ki seyircinin yorumları, mesleğime dair yapılan bütün eleştirilere gerçekten değer veriyor ve dinliyorum.

OYUNCULUKLA İLGİLİ FORMÜLLERİM VAR
- İlk zamanki eleştiriler yok artık. Son dönemde sosyal medyada çok da takdir ediliyorsunuz aslında...
- Ben aktif bir Twitter kullanıcısı değilim. Sosyal medyanın son yıllardaki gücü elbette yadsınamaz ama herkesin dilediğince vahşi bir dille her şeyi orada ifade etme yarışı beni gerçekten ürkütüyor. Fakat son zamanlarda çevremden o kadar çok 'Bergüzar, hakkında yazılanları okuyor musun?' cümlesini duyuyorum ki, biraz biraz takip etmeye başladım... Mutlu oluyorum tabii... Geçirdiğim zamanı, gelişimimi görüyorum. Bazen de çok gülüyorum..

- Oyunculukla ilgili kendinizi geliştirmek adına bir şeyler yapıyor musunuz?
- Sezon süresince haftada 120 dakikalık bir bölüm yetiştirmek zorunda olduğumuz için, sürekliliği olan herhangi bir workshop'a katılmam elbette mümkün olmuyor. Ama okumak ve izlemek için her zaman vaktim var... Sonuçta her gün kalkıp sete gidiyorum ve elime verilen senaryoyu okuyup, karakteri çalışıp sete çıkıyorum. Ve beni etkileyen birçok faktör var. Zamanla yarışıyorum bir anlamda. Bu noktada karakterin kısır bir döngüye girmemesi ve kendisini tekrar etme tehlikesine karşı kendime ait formüllerim var. Feride'ye hazırlanırken gerek kuramsal, gerek pratikte çok çalıştım, çok okudum. Dizi gerçekliğinde Feride'nin insani tarafını irdelerken, mesleki duruşunu unutmamak gerek. İşte bu noktada dizi öncesinde topladığım kitaplarım giriyor devreye. Bu mesleği yapmış insanların yazdığı birçok biyografi ve anıların toplandığı kitaplar var, sıkışınca onlara sarılıyorum. Konservatuvara ilk girdiğimizde tüm hocalarımızın söylediği bir cümle vardı; 'Yeteneğiniz bir yere kadar, çalışmazsanız karanlıkta bir gün yolunuzu kaybedersiniz.' O yolu aydınlatmak da çok okumak, dinlemek ve öğrenmekten geçiyor bence...