X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Eleştiriye kurşunla yanıt vermek hastalık!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Eleştiriye kurşunla yanıt vermek hastalık!

  • Giriş Tarihi: 24.2.2015
Eleştiriye kurşunla yanıt vermek hastalık!
Eleştiriye kurşunla yanıt vermek hastalık!

Bizim inandığımıza inanmayanı öldürmek, hastalıklı bir ruh halinin işareti. Ruh sağlığı yerinde olmayan bazı insanlar kendilerini hukuktan üstün görerek meseleleri kendi ceza yöntemleri ile çözmeye çalışıyor

Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Örsan K. Öymen ile son zamanlarda dünyada sıkça karşılaştığımız terör ve canlı bomba eylemlerini konuştuk...
Etnik duygular, din, mezhep, ülke; bir insanın katil olmasını gerçekten bu kadar etkiliyor mu?
Temelde ruhsal bozukluktur insanı katliama, teröre, cinayete yönlendiren. Ama ruh sağlığı bozuk olan insan; bazı siyasi, sosyolojik, ekonomik, dini unsurlardan da beslenir. Bu beslendiği unsurları eyleminin temel çerçevesi haline getirse de, özünde ruhsal bozukluktan dolayı insan öldürür. Bir insanı öldürmek öyle kolay bir şey değildir. Birçoğumuzun siyasi duruşu, dini inancı veya inançsızlığı vardır ama hepimiz gidip de insan öldürmüyoruz. Düşünceye karşı düşünceyle yanıt veriyoruz, mücadelelerimizi siyasi çerçevede yapıyoruz. Ama ruh sağlığı yerinde olmayan bazı insanlar katil oluyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünün olduğu demokratik bir ülkede, herkes eleştirilebilir. Her eleştiriye 'hakaret' damgası basılırsa, o ülkede demokrasi diye bir şey kalmaz, o ülkede faşizm hakim olur. Hakaretin tanımı ve ölçütü hukukta, yasalarda zaten bellidir ve hukuken cezası da vardır. Ancak ruh sağlığı yerinde olmayan bazı insanlar, kendilerini hukukun üzerinde görerek, başkalarını cezalandırmayı, üstelik de cinayetle cezalandırmayı iş ediniyorlar.

SADECE KINAMANIN FAYDASI YOK


Yani bu davranışın dinle veya milliyetçilikle alakası yok mu? Bu insanlar normal ruh halinde olmadıkları için mi katliam yapıyorlar?
Demokratik bir ülkede herkes dindar olacak diye bir şey yok. İsteyen Tanrı'ya, Allah'a, peygambere inanır, isteyen inanmaz. "Herkes benim inandığıma inanmak zorundadır. İnanmayanı veya inançlarımı eleştireni yok ederim." Bu hastalıklı bir bakış açısıdır. 'Benim kutsalımı kimse eleştiremez' faşizan bir bakış açısıdır. Çünkü kimine göre kutsal olan, başkasına göre kutsal olmayabilir. Eleştiriye kurşunla yanıt vermek hastalıklı bir ruh halinin sonucudur. Üstelik bu dine de zarar veren, dini de zora sokan bir anlayıştır. İnsanların terör eylemlerine karşı göstermelik kınamaların ötesine geçmeleri, bu tür eylemlere etkin ve içten bir biçimde karşı çıkmaları gerekir.

#Sayfa#

PARA TEŞVİK EDİYOR OLABİLİR


Yoksa sebep sadece para mı?
Para tek başına bir etken değildir, belki etkenlerden bir tanesi olabilir. Kişileri teröre yönlendirenler, yani tetikçilerin arkasında olanlar, eylemcilere şöyle vaadlerde bulunuyorlar: 'Sen zaten Allah için öleceksin, o nedenle cennete gideceksin, arkanda kalan ailene de biz bakacağız veya şu kadar para yardımı yapacağız'. Bu oldukça etkili oluyor. Yani para temel bir etken olmasa da, teşvik edici bir unsur haline gelebiliyor. Cennet vaadi de başka bir etken oluyor. Tabii Kuran'ın kendisine göre bu kişilerin cennete gitme ihtimalleri sıfır, cehenneme gidecekleri ise kesin. Çünkü insanları öldürmek, canlarını almak Kuran'daki en büyük günahlardan bir tanesi. Kuran'daki bazı ayetleri kafalarına göre yorumlayıp kendi ruh hastalıklarını kamufle etmek için kullanan teröristlerin önüne geçemeyiz. Onun dışında terörizmin zaman zaman profesyonel bir hal aldığı, tamamıyla bir para kazanma amacına dönüştüğü durumlar da olabiliyor.

ÇEVRESİ ETKİLEYEBİLİR

Çevre, yaşanılan bölge insanı psikopat yapar mı, yoksa nerede olursa olsun bir kişi katil/canlı bomba olabilir mi?
Çevre, mahalle, ev ortamı, ülke, şehir, içinde yaşanılan bölge elbette önemli bir etkendir. Ama kişinin sadece dışı değil, içi; yani ruh dünyası da önemlidir.

MEDYA YETMEZ

Sosyal medya sizce bu olayları nasıl etkiliyor olabilir?
Kim neye inanırsa inansın, insanların toplumsal olarak teröre, şiddete ve nefrete 'dur' demesi son derece önemli bir konudur. Ancak sadece sosyal medyadan yazılar yazmak veya tepki göstermek tek başına yeterli değildir. Sosyal medyada yazdıklarımıza dikkat etmeliyiz. Özellikle de şiddeti ve nefreti körükleyen cümleler paylaşılmamalıdır. Bunları her yaş grubundan çocuğun okuyabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

#Sayfa#

HER IRKTAN İNSAN CİNAYET İŞLEYEBİLİR

Bazı milliyetçi duygular katilleri tetikliyor olabilir mi? Yoksa katliam yapmanın milli veya dini duygularla hiç alakası yok mu?
Katliam yapmanın dini, mezhebi, ırkı yoktur. Her dinden, mezhepten, ırktan insan cinayet işler, katliam yapar, şiddet uygular. Bugün İslam dünyasında yaşananlar, bir zamanlar Avrupa'da da yaşanıyordu. Müslümanları veya herhangi bir dine üye insanları katil diye damgalamak elbette yanlıştır. Öncelikle bu teşhisin konması, ondan sonra da ona göre tedaviye geçilmesi gerekir. Teşhis yanlış konursa, bunun tedavisi de olmaz. Kendimizi ve başkalarını aldattığımız sürece, sorunlara bir çözüm bulamayız. Sorunun kaynağı dışarıda değil, kendi içimizdedir. Öncelikle bu sorunları çözmeye odaklanmalıyız.

ASLINDA KATİLLERİN KAYBEDECEK ÇOK ŞEYLERİ VAR

Bu katillerin, canlı bombaların aileleri var mı yoksa kaybedecek bir şeyleri olmadığı için mi bu kadar kolay öldürüyorlar?
Bu kişilerin kimilerinin aileleri var, kiminin yok. Ama aileleri olsa da, ailelerinin bu kişilerle çok fazla ilgilenmedikleri, onları iyi yetiştirmedikleri kesin. O anlamda aileleri olanların bile aslında ailelerinin olmadıklarını söyleyebiliriz. Onun dışında evet, kaybedecek bir şeyleri olmadığına dair geliştirdikleri kurgu da eylemlerinde etkili olabiliyor. Aslında kaybedecek çok şeyleri var ama bunun farkında olmuyorlar ne yazık ki. Sadece kendilerinin ve öldürdükleri kişilerin değil, insanlığın da onlar yüzünden kaybedecek çok şeyi oluyor.

Bir canlı bombayı, katili normal hayatın içinde fark etmemiz mümkün değil mi?
Bazıları fark edilebilir, bazıları ise edilemez. Bazı kişiler, eylemi yapana kadar hiç fark edilmiyor. O nedenle şiddeti teşvik eden düşüncelere sahip olanlara, nefret, kin ve öfke dolu insanlara her zaman daha fazla dikkat etmek, onları sürekli gözlem altında tutmak gerekir. Bu anlamda istihbarata da, bu kişilerin çevresindeki insanlara da çok önemli işler düşüyor.