X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sevenim de sevmeyenim de çok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sevenim de sevmeyenim de çok

  • Giriş Tarihi: 8.7.2013

O bir teknik direktör, o bir avukat o bir rock yıldızı ama bir kahraman değil, çünkü; Formasını giydiğim tüm takımlarda canla başla mücadele ederdim. Oyuncu olarak beni bu nedenle severlerdi. Milli Takımı çalıştırırken başarısızlıklar nedeniyle bana kızdılar. Bir kahraman değilim, sevenim de sevmeyenim de var

Beşiktaş Teknik Direktörü Bilic renkli bir kişilik. Sadece bir futbol adamı değil. Röportajın ilk bölümde hukukçu, sanatçı, futbol adamı gibi üç önemli kimliği üzerinde barındıran Bilic'i daha yakından tanıtmaya çalışacağız. Yarın ise Beşiktaş ve rakipleriyle ilgili açıklamalarını sizlerle paylaşacağız.

Ülkeniz Hırvatistan'da bir halk kahramanı gibi görünüyorsunuz bunun sebebi sadece başarı mı yoksa karizmatik kişiliğinizin de payı var mı?
Bir kahraman olduğuma inanmıyorum beni seven insanların en büyük sebeplerinden biri şu olabilir; Hajduk Split'te, Hırvatistan Milli Takımı'nda ve oynadığım diğer takımlarda her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırdım, canla başla mücadele ederdim. Oyuncu olarak beni bu açıdan severlerdi sanırım. Öbür taraftan Milli Takım hocalığım döneminde başlangıçta dünya kupasına katılamadık, sonra Avrupa Şampiyonası'na katıldık bazı insanları bu durum etkiledi. Bazıları başarısızlıklardan dolayı bana kızdılar, bazıları başarıdan dolayı beni sevdiler. Bir grup insan da sebepsiz yere sevdi, sebepsiz yere kızdı. Yani bir kahraman değilim sevenim de var, sevmeyenim de.

BABAMI BAHANE ETTİLER
Yugoslavya döneminde Milli Takıma alınmama sebebiniz olarak, otonomi oylaması döneminde Hukuk Fakültesi Dekanı olan babanızın olayların içinde olması gösteriliyor. Bu konuda neler söylersiniz siyaset futbola bu derece karışmış olabilir mi?
Belki. Bilemiyorum. O dönemde Prosinecki, Suker, Boban gibi ortalamanın çok üzerinde olan isimler de var. Ancak onları siyasi sebeplerle Milli Takım'a almama şansları yoktu. Bunları zaten oynatmak zorundaydılar. Ben daha ortalama bir oyuncuydum belki beni gözden çıkarmayı kolay görmüş olabilirler. Ancak şunu da söylemeliyim babam hiçbir zaman ekstrem hareketlerin içinde yer almış bir insan değil. Bilemiyorum babam yüzünden mi beni milli takıma almadılar ama en azından bana daha sonra anlatılan böyleydi.

SANKİ EVE GELDİK!
Türkiye'ye iddialı mı geldi yoksa Beşiktaş'ın bazı şartları gereği o da mı "Feda" havalarında bunu soruyoruz. İşte cevabı: "Split'te doğmuş biri olarak büyük beklentilerle yaşamaya alışkınım. Beşiktaş'ın da benden büyük beklentileri olduğunu biliyorum. Türk futbolunu tanıyorum. Türk insanını seviyorum. Beşiktaş sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın en büyüklerinden. Türkiye ile Hırvatistan birbirine benziyor. Sizler ve bizler çok tutkulu, hırslı insanlarız. İnanıyorum ki taraftarlarımız da böyleler. Zaferler yaşamak istiyorlar. Bu benim işimi kolaylaştırıyor. Çünkü benim için çok tanıdık bir atmosfer bu. Yardımcılarımla buraya adapte olmak konusunda zorluk çekmedik. Yeni bir ülke gibi değil burada zaten evimizde gibiyiz."

M. JACKSON DA BEŞİKTAŞLI!
Bilic
Beşiktaş taraftarı hakkında oldukça bilgi sahibi. "Onları çok iyi tanıyorum" diyor ve ekliyor, "Onlar sanki en tepede oturuyorlar ve her konuda görüşlerini belirtiyorlar. Bu güzel bir şey. Bir bakıyorsunuz Michael Jackson'un Beşiktaşlı olduğunu belirtiyorlar (Kahkahalarla gülüyor) çünkü hayatının yarısını siyah yarısını beyaz yaşadığı için. Eto konusunda hepimiz zenciyiz dediler. Bu konuda beni de bilgilendirdiler."

HEM METALİCA HEM CHOPİN
Bilic
rock sevdasının, motorsiklet tutkusunun insanların gözünde farklı bir görüntü oluşturduğunun altını çizip "Bu algılama tam doğru değil!" diye ekliyor. Rock ve gitar tutkusunu soruyoruz, bir çok gitarı olduğunu ancak kırmızı Gibson'un yerinin farklı olduğunu söylüyor. Rock grubuyla yaptığı Vatreno Ludilo (Öfkeli çılgınlık) bestesinin Hırvatistan'da gayri resmi milli marş gibi kabul edildiğini hatırlattığımızda ise şunları söylüyor: "Birbirlerinden çok uzak görünen hatta birbirine zıt görünen şeylere karşı bir hayranlığım var. Bir taraftan heavy metal, metalica dinlerken bir taraftan da Chopin dinliyorum. Sevmediğim tek bir tür var o da caz. Bir taraftan Che Guevera tişörtü giyiyorum bir taraftan çok dindar ya da farklı düşüncelerden arkadaşlarım olabiliyor. Birbirlerine aykırı görünen fikirlerden besleniyorum. Che'den aldığım ilhamı, dindarlık ve tanrı duygusuyla da alabiliyorum. Hepsinden faydalanıp bunu zenginlik haline getirmeye çalışıyorum. Hayatımı bu yol üzerinden yönlendirmeye çalışıyorum. Farklılıkları zenginliğe çevirmek önemli."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.