X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Galatasaray'a yüz nakli
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Galatasaray'a yüz nakli

  • Giriş Tarihi: 1.10.2013 10:42

Belalı İkizler... Tarihe geçtiği Sampdoria'daki partneri Vialli ile bu isimle anılırdı Mancini... 10 numara giyerdi ancak tipik bir oyun kurucu değildi. Tipik bir santrafor olmadığı gibi... Çok yüksek bir oyun zekâsı ve milimetrik asistleri vardı evet, az beslemedi Vialli'yi. Ancak skor yönü de çok güçlüydü, Rui Costa, Mesut Özil gibi klasik 10 numaralardan farklı olarak. Daha çok bir Alex'di. Zaten bu oyun karakteriydi muhtemelen ona antrenörlük eğitiminde "oyun kurucu" diye bitirme tezi yazdıran.

BAKMAYIN ÖYLE AĞIR DURDUĞUNA

Saha kenarında baksanız çok ağırbaşlı çok "cool" adam dersiniz. Ama ne fırtınalar kopuyor o vakur duruşun altında bir bilseniz. Oyuncuyken asabiyeti ona çok parlak geçmesi muhtemel bir milli takım kariyerine mal olmuştu örneğin, Sacchi gibi bir efsaneye kafa tuttuğu için. Bir Atlanta maçında hakeme kızıp "Beni alın oyundan yoksa elimde kalacak bu adam" demişliği bile vardı.
Yaşı yetenler bilir, büyük topçuydu Mancini. Benim gibi iflah olmaz Sampdoria tutkunları içinse çok daha fazlası... Gullitli Van Basten'li efsane Milan'ı geçerek gelen (kulüp tarihindeki tek) lig şampiyonluğu demekti. İtalya kupaları ve en dramatiği de Barcelona'ya finalde kaybedilen Şampiyon Kulüpler finali demekti...
O fevri, o kool adam, uzatmada Koeman'ın bazukasıyla kaçan kupadan sonra ağlarken saha içinde, ben de ekran başında İtalya'dan aldığım Doria formasını ıslatıyordum gözyaşlarımla.

Tarih tekerrür etti, Terim Fiorentina'daki gibi yine başkanıyla ters düştü ve ondan kalan işi bitirmek üzere yine Mancini geçti takımın başına. Tıpkı 12 sene evvel olduğu gibi. Tek fark, bu kez deplasmana gelen Mancini'ydi.
Zor olacak Fatih Terim gibi bir isimden sonra G.Saray taraftarına tabiri caizse "hoca beğendirmek" elbette. Dahası Mancini'nin gelişiyle çok derin bir değişim yaşayacak muhtemelen camia. Adeta kimlik değiştirecek. Bugünden yarına değil belki ama yakında... Gece ile gündüz gibidir Terim'le Mancini desek abartmış olmayız zira.

HIZLI VE ÖFKELİ YERİNE İTALYAN İŞİ

Proaktif Terim'in aksine Mancini daha ziyade reaksiyonerdir. Terim'in aklında hep karşı kale vardır. Kendi oyununu dikte etmeye çalışır, felsefesinden ödün vermez kolay kolay. Mancini ise önce kendi kalesini gözetir. Önceliği gol yememektir. En favori skoru 1-0'dır. "Öndeki yıldızlar nasılsa atar yeter ki yemeyelim" vardır kafasında. Defansa önem verir ama defansif bir inovasyonu da pek yoktur. Topu kaybedince genellikle pozisyon alıp rakibi karşılar Mancini takımları.
Fakat G.Saraylılar korkmasın defansif derken tutup da içerideki sıradan lig maçlarında da takımı dizginlemez. Ama Terim'den farklı olarak 10 kişi kalınca ya da öne geçince yeni bir forvet değil defansif orta saha sürer sahaya misal. Üstelik bu garantici bu pragmatik anlayış, yol kazalarını, olası ters skorları önleyip sancılı geçmeye namzet geçiş sürecini daha yumuşak hale getirebilir

G.Saray taraftarı, 6-7 kişiyle önde basmaya, turboya basmış gibi hızlı hızlı oynamaya veda edecek muhtemelen.
Sneijder, Drogba, Burak ve Selçuk 4'lüsüne aynı anda kolay kolay forma vermez. Verirse son birkaç ayda kişilik değiştirmiş demektir. Biri hatta maçına göre 2'sine kulübe yolu gözükür, maçına göre. Hem kendisinin hem de oyuncunun geçmişine bakarak Sneijder'dan rakip defans ile orta alan arası hatları işleyen, forveti besleyen bir misyon bekleyebilir. Sever öyle adamları. Ama asıl soru işareti, geldiğinden beri süren çizgisiyle ve demode 10 numara anlayışıyla, bu beklentiyi karşılar mı acaba Hollandalı?
İçeride daha zayıf gördüğü takımlara karşı 3'lü savunmayla oynayabilir. Böylece önde Drogba-Burak ortaklığına yer yaratmayı deneyebilir.

Velhasıl Terim ne kadar adrenalin bombası "Hızlı ve Öfkeli" gibiyse Mancini de o kadar soygun filmi klasiği "İtalyan İşi"dir. Daha yavaş, daha ince plana dayalı ama sonuç odaklı. Puanları çalıp kaçmaya bakar Mancini takımları.

FLORYA'DA 'BABA' FİGÜRÜNE SON

Fatih Terim'le diğer derin fark ise iletişim şeklidir. Terim'in en güçlü silahlarından biri motivasyondur. Oysa Mancini profesyonelliğe inanır. Hatta beşeri ilişkilerde eksik olduğu bile söylenebilir, damarlarında gezen fevriliğin de etkisiyle. Nitekim Manchester'da görevine son verilmesindeki en büyük 2 etken Avrupa başarısızlığı ve insan ilişkilerindeki bu zaafıdır.
"Kulübe yakın kaynaklara" göre Mancini görevdeyken oyuncularla arasında bir birliktelik yoktu. Dayatmacı bir tarzı vardı ve talebeleriyle fikir alışverişi yapmaya gerek görmüyordu. İnsan yönetimini bilmiyordu.
Bunun belki de tek istisnası problem çocuk Balotelli oldu. Ona baktığında, 17 yaşında Bologna'da oynayan Mancini'yi gördüğünü söylüyordu hoca. Allahı var az da uğraşmadı islah etmek için. Ama diğer yıldızlara bu kadar babacan yaklaştığı pek görülmedi.
İtalya Serie A ve İngiliz Premier Lig'de zaferler yaşadı Mancini. İngiltere'de 2 sezonda yakaladığı yüzde 62 galibiyet oranını geçebilen sadece 3 menajer Manchester City'nin 35 yıllık kupa ve 44 yıllık lig şampiyonluğu susuzluğunu dindiren oydu. Hükmen gelen 2006'daki şampiyonluk bir tarafa, Inter Milan'a 17 yıl sonra ilk "fiili" şampiyonluğu getiren de...

EVET, BAŞARILI AMA...

Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var. Seria A'yı domine ettiği dönemde, şike skandalı nedeniyle 2 dev Milan ve Juventus yarış dışı kalmıştı. Neredeyse rakipsizdi Inter. İngiltere'de ise Arap sermayesi para musluklarını sonuna kadar açmıştı. Sadece şampiyonluğun geldiği 2011-12 sezonunda transfere net 65 milyon sterlin harcandı. Hatta Fiorentina ile gelen kupa zaferinde dahi Terim yarı finale kadar gelmiş, Mancini'ye sadece topa dokunmak kalmıştı. Finali kazanıp CV'sine İtalya kupası kattı. Hani biraz abartıyla yurdum insanının "Ne var ki ben de yaparım" dediği kadar vardı kariyerindeki kilometre taşları...
Fakat Avrupa karnesi hep zayıf kaldı. Ne Inter ne de Manchester City ile Avrupa'da bekleneni veremedi, hatta yanına bile yaklaşamadı. Lokal başarıların adamı oldu genelde.

Mancini çok önemli bir futbol figürü şüphesiz. Geçmişiyle, tarzıyla, parlak ama bir o kadar da ikilemler yaşatan kariyeriyle, G.Saray'ın alışageldiğinin dışındaki futbol felsefesiyle… Geçiş hatta değişim sürecinin izleyeceği seyir ise ona ve gelecek sonuçlara olduğu kadar camianın Terim sonrası vereceği reaksiyonlara da bağlı olacak. Tribünler biraz sabredip bir şans verse zamanla severler belki yeni G.Saray'ı da…

degerlibulent/twitter.com

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.