F.Bahçe'nin problemi problem çözememek

Giriş Tarihi: 7.10.2013 13:39

F.Bahçe’nin en büyük derdi problem çözme becerisiydi dün akşam. Oyuncuların enerjisi ve iştahına akıl fikir katacak bir organizatörü çok aradılar. Baktılar ki elde rakibin kilidini açacak çilingir yok, tempoyla, basarak, koşarak kapıyı kırmaya çalıştılar. Bu kadro Yanal’ın inandığı futbola göre şekil almadı. O yüzden hücumda plan repertuvarı çok sınırlı.

"Tek eksik olan goldü" dedi Ersun Yanal maçtan sonra. Fakat topa rakibinden neredeyse 2 kat fazla sahip olan, iştahlı ve moralli bir takımın üretimde bu denli sıkıntı yaşaması, başka eksikler olduğunun da kanıtı. F.Bahçe, Kocaman dönemiyle taban taban zıt bir kimliğe bürünüyor, en azından deniyor. Çok da normal zira 2 hoca oyuna çok farklı bakıyor. Birisi yoğurdu 3-4 kere üfleyip yavaş yavaş yerken diğeri iştahla heyecanla yiyor, "Varsın üstüme dökülsün" diyor.
Geçmiş 3 sezonun temel direkleri pas oyunu, set hücumu yerine önde baskıyı, tempolu ve çabuk oyunu yerleştirmeye çalışıyor Yanal. Ancak eldeki malzeme kabuk değiştirmek için ne kadar uygun, asıl soru bu.

10 NUMARA İÇİN ENERJİ YETMİYOR

* Sivas maçı sonrası demiştik, Holmen'in o günkü ofansif orta saha performansı yanıltıcı olabilir diye. Zira o bölgenin gerektirdiği topla yumuşaklık ve oyun görüşü bakımından eksik. Evet, post modern futbolda 10 numaralardan da yüksek fizik güç bekleniyor. Rakibin defansif orta sahalarına basacaklar, kanatlara kayarak beklere karşı adam fazlalığı yaratacak, yeri gelince de geri devrilip merkezde pas opsiyonu olacaklar. Ancak bunlar 10 numara olmak için yeter koşul değil. Dolayısıyla Holmen de tüm fizik kalitesine ve taktik disiplinine rağmen yetmiyor.

* Meireles F.Bahçe'nin "merkez kulesi". Zekası ve tecrübesiyle önünde ve arkasında oynayanları konumlandırıyor. Onun yokluğunda, Alper ve Holmen nerede duracakları ve nasıl oynayacakları konusunda kafa karışıklığı yaşadı. Holmen-Alper-Topal üçlüsü arasında kolektif uyum ve sağlıklı pas bağlantısı oluşmadı (normal olarak). Çok koşup mücadele ettiler ama öne servis yapamadılar, üçüncü bölgeye kalite katamadılar. Bir de üstüne Alves'in yokluğunda F.Bahçe hem arkadan temiz çıkamadı hem de defans tandemi orta alanla araya zaman zaman fazla mesafe koydu, takımın boyu fazla uzadı.

ÇİLİNGİR BULAMAYINCA KAPIYA OMUZ ATTILAR

* Tüm bu faktörler bir araya gelince ortaya çok koşan, basan ama asla organize olamayan bir takım çıktı. Hücum organizatörü/organizasyonu olmayan, baskıyı skora tahvil edecek yaratıcılık ve klası yansıtamayan F.Bahçe de çareyi "kapıyı kırarak" açmakta aradı. Pres ve tempoyla, gücünü kullanarak Trabzon kilidini kırmaya uğraştı. Zira kilidin şifrelerini çözecek çilingiri sahada bulamadı.
Trabzonspor'un tedbirleri, sistemin kilit noktası kanat bindirmelerine de sekte vurdu. Hal böyle olunca zaten adam eksiltemeyen ya da pas oyununa geçemeyen takım, rakibi iki yakasından tutarak da açamadı.

Pozisyon sayısının, kurduğu baskıyla bu kadar ters orantılı olması bu tablonun eseriydi. F.Bahçe'nin dün akşam en büyük eksikliği problem çözme becerisiydi kısacası.

YANAL'IN İNTİHAR GİRİŞİMİ

* Son bölümde orta alanı tamamen boşaltarak pratikte 3-1-6'ya dönüşen çılgın bir plan denedi Ersun Yanal. "Daumculuk" oynadı, problemin çözümünü sahaya sürekli hücumcu atmakta aradı. Kaos yaratıp karambollerde uzanacak ayak sayısını arttırmak istedi. Oysa sorunun kaynağı merkezdeydi. Kadrodaki tek gerçek 10 numara Salih, aranan kan olabilir, hücumlara akıl katabilirdi. Ama hoca onu düşünmedi. Emre ise hem fiziken düşmüş hem de yapayalnızdı, yetmedi.

Rakibe Konya ovası gibi boş alanlar kaldı, dahası zaten organizasyon sıkıntısı çeken takım hepten ipini kopardı. Panik hakim oldu, şuur sıfırlandı. Maç sonrası "İkinci yarı geri gelmedik" dedi Yanal, haklıydı. Zira geri gelecek adam kalmamıştı.

Arkada "şartlar gereği" önstopere dönüşen Mehmet Topal, merkezde tek başına Emre, beklerin de açık gibi oynamasıyla önde 6 kişilik bir kalabalık… Alan yaratmak bir tarafa çarpışan araba gibi zaman zaman birbirlerinin yoluna çıktılar.
Bu bölümde Trabzonspor'un, kapanın elinde kalacak merkezi zapt etmek yerine pivot santrafor Janko tercihi imdadına yetişti (!) F.Bahçe'nin... İkramı geri çevirdi konuk takım. Yine de Caner, Egemen ve Topal'ın can havliyle yaptığı müdahaleler olmasa, rakibinin ilk bir saatte kaleyi dahi bulamadığı bir maçta travmatik bir sonuç düşebilirdi F.Bahçe'nin payına.

İŞTAHTAN LEZZET ÇIKARACAK FORMÜL ŞART

Ersun Yanal, "Driplingle pozisyon yaratmakta eksik kaldık" diyor. Haklı da… Ancak bu özellikte hücum silahı neredeyse yok elinde. Zira bu malzeme, Ersun Yanal felsefesine göre şekillenmedi. Öyle olsa, kafasındaki plana hiç uymayan ağır Kadlec'in sırf bonservisine 4.5 milyon euro verdirmezdi mesela. Ya da yola tek bir yerli forvet yedeği dahi olmadan çıkmazdı muhtemel ki...

Şimdi eline verilen bu malzemeyle yeni bir felsefe oturtmaya çalışıyor. Ancak bu maç gösterdi ki elinde sadece 2 silah var. Baskılı ve çabuk oyun ile oyuncuların arzusu. Evet, oyuncular istiyor, uğraşıyor. İştahtan yana sıkıntıları yok.
Ancak acil durumlarda çare üretecek, sahadaki 11 adamın enerjisine yön verecek bir organizasyon, bir beyin de gerekiyor.

degerlibulent/twitter.com
ARKADAŞINA GÖNDER
F.Bahçe'nin problemi problem çözememek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz