X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Benim dünyam gitti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Benim dünyam gitti

  • Giriş Tarihi: 8.8.2014

İşte acılı eşin söyledikleri: "Benim dünyam gitmiş. Geride sadece çocuklarım var. Erkan, 'Çocuklarım okusun' derdi. Tek isteğim eşim Erkan'ın hayallerini gerçekleştirmek."

Türkiye'nin en iyi spor foto muhabirlerindendi Erkan Koyuncu. Geçtiğimiz hafta görev başında 37 yaşında feci bir şekilde can verdi. O sadece Galatasaray'ın Florya Tesisleri'ndeki idmanını izleyecekti. Ama 5 tonluk ölüm kapısı onu bu dünyadan ayırdı. Geride ise gözü yaşlı bir eş, 'Babam gelecek mi' diye soran bir oğul ve 'Babam işe gitti. Ama niye dönmüyor' diyen bir kız çocuğunun dinmeyen özlemi kaldı. Oysa 8 yaşındaki Seda, her gün yatağından kalkar kalkmaz, babasının yanına koşar, onun saçlarını okşayıp 'Uyan baba, sabah oldu' diye uyandırırdı çok sevdiği babasını. Babası da onu 'aşkım' diye kucaklardı. Seda, çok sevdiği babasını şimdi çok özlüyor. Zihinsel gelişimi için özel eğitim alan Seda'nın tek isteği babasının işten geri dönmesi. Hiç kimse Seda'ya babasının bir daha onun saçlarını okşayamacağını söyleyemiyor. Seda'nın dilinde ise tek bir cümle dolanıyor: 'Anne, babam işten ne zaman gelecek?'

KALBİME ACI ÇÖKTÜ
Ramazan ayında Erkan'ın iznine çıktığını, on gün birlikte zaman geçirdiklerini anlatan Bedriye Koyuncu, "Meğer birlikte geçireceğimiz son zamanlarmış. Sonra o G.Saray'ın Avusturya'daki kampına gitti. Bizi de Kayseri'de oturan annemlere gönderdi. Hiç gitmek istemedim. Seni evde bekleyelim' dedim. Ama bizi yalnız bırakmaya gönlü razı olmadı. Havalimanında uğurlarken, hepimize sıkı sıkı sarıldı. Meğer biz de onu uğurlayacakmışız. Hem de son yolculuğuna" dedi. Olayın olduğu gün kendisine, 'Erkan'ın tansiyonu çok yükseldi. Onu hastaneye kaldırdık. Gelmen lazım' dediklerini anlatan Koyuncu, "Bu haberle kalbime acı çöktü. İstanbul'a gelene kadar içim içimi kemirdi. Ve İstanbul'a geldiğimizde ölümün soğuk yüzüyle karşılaştık" dedi.

SEDA ONSUZ YAPAMAZDI
8 yaşındaki Seda'nın babasına çok düşkün olduğunu anlatan Bedriye Koyuncu, "Seda, onsuz yapamaz. Erkan da bunu bilirdi. Her gün telefon açar, kızıyla uzun uzun konuşurdu. Yine bu olaydan önce Seda ile telefonla görüşmüşlerdi. 'Kızım işten geleceğim. O zaman görüşeceğiz' demiş ona. Şimdi Seda babasının işten eve geleceğine inanıyor. Babasını bekliyor" diyor. 12 yaşındaki oğulları Selahattin'in Kuleli İlköğretim Okulu 7. sınıf öğrencisi olduğunu, 8 yaşındaki Seda'nın da aynı okulda özel eğitimli öğrenci olduğunu belirten Bedriye hanım, "Erkan tek maaşla geçimimizi sağlamaya çalışırdı. İşine aşıktı. Ekmek paramızdı. Ben de eve katkı olsun diye perdelere boncuk işlerdim. Erkan'ın omzundaki yükü hafifletmeye çalışırdım. Tek maaşla, hem kira verip, hem de 2 çocuk okutup, geçinmek kolay değildi" ifadesini kullandı.

KIZIMIZIN SON İSTEĞİNİ DE YAPMIŞ...
Seda'nın her sabah uyanır uyanmaz yatağından fırlayıp, babasının yanına geldiğini ve onu saçlarını okşayarak uyandırdığını anlatan Bedriye Koyuncu, "Seda babasının saçlarıyla oynamayı çok severdi. Onu her sabah saçlarını okşayıp 'Baba hadi uyan. İşe gitmen lazım' diyerek uyandırırdı. Erkan da yataktan kızının sevgi dolu karşılamasıyla uyanır, ona 'Aşkım' diye sarılırdı. Seda şimdi babasını bekliyor. Onu işte zannediyor. Onu kimse babasının öldüğüne inandıramıyor. Bir de gerçeği bilse, o okşayıp sevdiği babasının saçlarının o korkunç kapıya sıkışıp, öldüğünü bilse buna dayanması mümkün değil" diyor. Seda'nın babasıyla en son yaptığı telefon konuşmasında ondan dondurma istediğini söyleyen Bedriye Hanım, "Erkan dondurmayı almış, buzdolabına koymuş. Dolapta dondurmayı gördüm. Gözyaşlarımı tutamadım. Biricik kızının her istediğini yerine getiren sevgili eşim, Seda'sına dondurmayı da almıştı ama yedirmek bana düştü" dedi.

SELAHATTİN DE İNANMAK İSTEMİYOR
Erkan Koyuncu'nun 12 yaşındaki oğlu Selahattin de babasının öldüğüne inanmak istemiyor. 'Babam gelecek mi' diye soruyor ama gelmeyeceğini o kardeşi Seda'dan çok daha iyi biliyor. Babasını kaybetmenin şokunu üzerinden atamayan Selahattin "Onunla en çok gezmeyi severdik" diyor. Ve son sözü acılı eş, acılı anne Bedriye Koyuncu söylüyor: "Benim dünyam gitmiş. Geride sadece çocuklarım var. Erkan 'çocuklarım okusun' derdi. Tek isteğim Erkan'ın hayallerini gerçekleştirmek."

DEVLETİN ZİRVESİNDE BİLE BÖYLE KAPI YOK
Galatasaray idmanını izlemek için Florya'daki tesislere giden Erkan Koyuncu (37), tesis girişine konulan 'anti terör kapısı'nın kurbanı olmuştu. Koyuncu'nun ölümü 5 tonluk kale kapısı görünümündeki dev tuzağın bir spor tesisine yapılması tartışılıyor. SABAH Spor olarak Türkiye'de sabotaj ihtimali yüksek ve üst düzey güvenlik gerektiren kurumların giriş kapılarını mercek altına aldık. Devletin zirvesi Çankaya Köşkü, Başbakanlık, engel ve kapıların bulunduğu, polis nizamiyesinin olduğu kapılardan gerçekleştiriliyor. MİT gibi güvenlik ve istihbarat kurumları da bu tarz kapıları kullanmıyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın girişlerinde de ağır kapı önlemi kullanılmıyor. ABD ve İsrail büyükelçiliklerinde de ağır tonajlı kapılar yerine çift girişli kapılar ve beton bariyerler kullanılıyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.