X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kaybederek kazanmayı öğrendiler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kaybederek kazanmayı öğrendiler

  • Giriş Tarihi: 21.5.2016
Kaybederek kazanmayı öğrendiler
Kaybederek kazanmayı öğrendiler

Sabah Spor Yazarı ve efsanesi ‘Sarı Fırtına’ Metin Tekin, ligde fırtına gibi esen ve 7 yıl aradan sonra şampiyonluğa ulaşan Şenol Güneş ve talebelerinin şifrelerini sizler için çözdü

Her şampiyonluk güzeldir ama bazı şampiyonlukların daha özel anlamları olur... Kulüp tarihi için olumlu kırılmalar yaratan, elde edilen kadroyla gelecek yıllara ambargo koymanın habercisi olan zaferler vardır. 'ın şampiyonluğu ve eldeki genç ancak tecrübeli kadrosu, bu bakımdan şampiyonluktan fazlasını vadediyor gibi görünüyor. Metin Tekin de 'şampiyon olan kadro' ile 'şampiyon kadro' vurgusuyla bu konuya değiniyor ve Beşiktaş'ın geleceğini aydınlık görüyor: "Bu takım kaybederek kazanmayı öğrendi ve bu çok değerli bir süreçtir. Milne dönemi de böyleydi." Söz Beşiktaş'ı belki de en iyi anlatabilecek kalemde...
Beşiktaş taraftarı şampiyonluğu beklerken, "Bu sene sanki Metin-Ali-Feyyaz" sloganını belirledi, hatta karikatürlere bile konu oldu bu. Sizce de iki takım arasında benzerlikler var mı? İki takım için en önemli ortaklık şampiyon olmaktır. Bu slogan, tribünde daha önce de kullanıldı. Enteresan geldi bana da... Bir gidişatı anlatmak için kullanıldı belki de. Hepsine teşekkürler. Dönemler genelde forvet oyuncuları üzerinden anlatılır genellikle ve sonuçta ben, Ali ve Feyyaz'dan öte o takımı simgelemek için kullanılıyor, üçümüzü değil. En büyük ortak noktası şampiyonluk ama kadronun da çok benzer tarafları var. O dönem kadrosu da kaybederek kazanmayı öğrenmişti. Üç kere ikinci olup sonra şampiyon olmuştuk. Genç ve deneyim kazanmış bir kadro olmuştuk. Bu o kadar önemli bir deneyimdir ki, kaybederek kazanmayı öğrenmek... Çok da kalıcıdır. Sadece kaybetmek değil, kazanmayı öğrenme süreci vardır. Bu da kalıcı olur. Önümüzdeki sene için de geçerli bu, umuyorum Beşiktaş için de böyle bir süreç başlayacaktır Vodafone Arena'da...

Güneş şampiyon olmadı, şampiyon yaptı
Samet Aybaba'nın döneminde başlayan bir değişim var. Slaven Bilic'le özellikle taktiksel sadakat anlamında şekil bulan bir takım oldu. Şenol hocanın da oyun ve seyir keyfi olarak çok şey kattığı ortada. Tabii ki Aybaba ve Bilic'in bıraktıkları vardı ama Şenol Güneş'in imzası çok net oldu. Şenol Güneş'in de ilk şampiyonluğu olacak. Bazen erken yakalarsınız başarıyı, bazen çok geç de olsa şampiyonluk şansını yakalarsınız. Benim teknik adamlarda bir ayrımım vardır: Bir takımda şampiyon olan hocalar vardır, bir de şampiyon yapanlar... Bazı teknik direktörler şampiyon yapar. Şenol hocanın katkısı da kesinlikle şampiyon yapan sınıfındadır. Bana göre; günümüz futbol dünyasında şampiyonluk yetmez, futbol keyfi de vermek gerekir. Keyif vererek bu başarıya ulaştı, çok değerli. Hücum zenginliği, pozisyon zenginliği ve gol... Adı gol olan bir şampiyonluktur. Bazı şampiyonlukları doğru oyunlarla, emniyetli bir oyunla anlatırsınız ama böyle seyir zevki yüksek oyunlarla şampiyon olmak iz bırakır. Günümüz futbolunun talebi de bu. Hatta yarıştığı taraftarına da sorsanız, "Beşiktaş hak etti" diyecektir. Bir takım niye hak eder? Rakip takım seyircisi de keyif aldı çünkü... Şampiyonluğun yanında bunu söyletebilmek çok önemlidir.

En özeli Oğuzhan'dı
Sosa, Oğuzhan, Atiba, Gomez... Hepsi harika sezon geçirdi ama birini seçin desek? Bütün Beşiktaşlılar bu sezon dört oyuncudan birini seçer. Finali yapan adam Gomez'dir ama oyunun gelişimi, Sosa, Oğuzhan, Atiba'dan anlatılır. İlla bir tane mi seçeceğiz? (Gülüyor) Bence Oğuzhan'dır en özel oyuncu. Geçen sene ile bu sene arasındaki farkı da vurguluyorum. En büyük oynamayı performans ve devamlılık açısından o yapmıştır. Oyunuyla takıma şekil de veriyor. Bu dört oyuncu arasında saymadık belki ama benim son ana kadar Şenol Güneş'in gizli silahı olarak kullanmasını beklediğim bir Gökhan Töre var. Burada yapının doğru kurulmasının da etkisi var. Oğuzhan, Atiba ve Sosa üzerinden kurulunca oyun Gökhan'ın yokluğu çok etki etmedi ama oynayabilse çok faydalı olacaktı.

Ayağa kalkmayı hep bildi
Beşiktaş'ın bu sezonki farkı aslında hiç kırılmamasıydı. Beşiktaş hiç çözülmedi. Bir maç kaybetti, ikinci maç yine ayağa kalktı. Fenerbahçe ne kaybetti şampiyonluğu, Osmanlı, Konya, Galatasaray... Şampiyonluğu bir süreçte kaybedersiniz. Fenerbahçe'nin biraz emeklemesi, şampiyonluğu Beşiktaş'a getirdi. Kırılma anı olarak bir maçı düşüneceksek Akhisar Belediyespor maçında alınan 1 puan ve o direkten dönen toptur. O maçta yenilmek ile berabere kalmak arasında büyük fark vardı ve o direkten dönen top maçı 4-2'ye götürecekken maç 3-3'e geldi. Yine de bence burada esas mesele ayağa kalkmayı bilmektir. Zaman zaman olmayabilir ama büyük takım refleksi budur.

Quaresma kendini geç buldu
Ben de transfer gerçekleştiğinde Quaresma'nın saha içi katkısından çok saha dışındaki ortamı, takım birlikteliğine zarar verebileceğini düşünüyordum. Quaresma'nın sorunu hiçbir zaman yetenek olmadı ki, performans oldu. Fakat performans yoksa yeteneği ne yapacaksınız? Beşiktaş'a ilk geldiğiyle bu geldiği arasında cidden çok fark var. Sezonun bütününde olmasa da 4-5 maçta çok ciddi katkıları oldu. Doğru oyunu yakaladı. Futbolcular bazen final dönemlerinde geç de olsa bulurlar doğruyu. Birkaç yıl daha faydalanabilir Beşiktaş ondan. Kerim için de bu sezon şu cümleyi kurabildik: "Kerim Frei seneye çok iyi olabilir gerçekten!"