X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İstanbul'suz Olimpiyat Meşalesi sönük kalır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İstanbul'suz Olimpiyat Meşalesi sönük kalır

  • Giriş Tarihi: 27.3.2013

Gelinen noktadan ümitliyiz ve bu dev organizasyona ev sahipliği yapma şansının bizlere verileceğine inanıyoruz. İstanbul'suz bir dünya boşluğa düşer. İstanbul'suz bir Avrupa eksik ve fakir kalır

Olimpiyat ruhu İstanbul'a, İstanbul ruhu da Olimpiyatlara şimdiden büyük bir heyecan kazandırdı. 76 milyon bunun için kenetlendi, İstanbul 2020 Olimpiyatları'nın Türkiye için milli bir hedef olduğu şimdiden tescillendi. Türkiye toprakları Olimpiyatlara yabancı değildir. Türkiye'nin toprakları Olimpiyat ruhuna fazlasıyla aşinadır. Modern Olimpiyat oyunlarının mimarı olan Baron Pierre de Coubertin Olimpiyat düşüncesini fiiliyata geçirirken kitleleri şu cümlesiyle ikna etmişti: "Beşeriyetin noksanlıkları Olimpia'daki atleti, Roma sirkindeki gladyatör haline getirmektedir. Bunu önlememiz gerekmektedir." İşte bu çıkış Olimpiyat ateşinin ilk kıvılcımı olarak daha sonra bütün insanlığa barışın ve kardeşliğin yolunu sporla açacaktı. Bu düşüncenin "Citius-Altius-Fortius" sloganına dönüşmesi anlamlıdır. Yani "Daha süratli, daha yükseğe, daha kuvvetli..." Sporun kitleleri etkilediğini, sporcuların, bugünün dünyasında gençlere, çocuklara, yetişkinlere herkesten çok daha fazla etki ettiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Spor, ülkeleri, medeniyetleri, farklı kültürleri buluşturuyor, farklılıkları aynı oyun sahası içinde kaynaştırabiliyor. Şu tarihi örneğin altını çizmekte fayda var... 1967'de Nijerya'da, bu ülkeden bağımsızlığını ilan etmiş Biafra Cumhuriyeti ile iç savaş vardı. Ama Pele'nin bir dostluk maçı için Lagos'a gelmesi sayesinde bu iç savaş sırasında iki günlük ateşkes ilan edilmişti. Burada yine Pele'nin anlamlı bir sözünü paylaşmak isterim... Diyor ki Pele: "Dünyada futbol oynayan her çocuk Pele gibi oynamak istiyor. Benim çok büyük bir sorumluluğum var. Onlara sadece nasıl iyi futbol oynanacağını değil, nasıl iyi bir insan olunacağını da göstermek zorundayım." Yine efsanevi boksör, Muhammed Ali; "Keşke insanlar, beni sevdikleri kadar birbirlerini sevselerdi. Eminim ki dünya o zaman çok farklı bir yer olurdu." demişti. Spor, ırkçılığın da, ayrımcılığın da, hoşgörüsüzlüğün de panzehiridir. Spor, insanları zararlı alışkanlıklardan olduğu gibi, zararlı düşüncelerden de kurtarır. Sporun insanlığa vereceği birçok ders vardır. Yeter ki bizler ders almayı bilelim. 1936 Berlin Olimpiyatları... 1936 Olimpiyatları ideolojilerin birbirine üstünlük gösterisi haline dönüşmüş, beyaz ırkın diğer ırklardan nasıl daha yetenekli olduğuna dair bir gösteri olması amaçlanmıştı. Bu oyunu bozan biri vardı. Adı tarih boyunca hatırlanacak olan, alt ırk olarak kabul edilen bir zümreden gelip, 4 ayrı dalda altın madalya alma başarısı gösteren biri. Siyahi olduğu için ülkesinde ikinci sınıf kabul edilen, otobüslerin arka kısımlarına binmek zorunda kalan, beyazların girdiği lokanta ve dükkânlara giremeyen, hatta dükkân kapılarında köpekler girebilir fakat zenciler giremez yazılarıyla karşılaşan birisi... Azmi ve gayreti sayesinde Nazizm'in zirvelerde gezdiği tarihte, üçüncü Reich'in başşehrinde bir ilki gerçekleştirerek, 4 dalda altın madalyaya ulaşarak 1936 olimpiyatlarının en başarılı sporcusu kabul edilir. Amerikalı hızlı koşucu ve uzun atlamacı atlet Jesse Owens'den bahsediyorum. Jesse Owens, dünyaya o gün, bir şeyi kanıtladı. İnsanoğlunun rengi ne olursa olsun, hangi dili konuşursa konuşsun, ailesi nereden gelirse gelsin, hayalini kurup o uğurda çalıştıktan sonra başaramayacağı bir şey yoktur, yeter ki hayal etsin. Tarih ilerledi, dünya değişti, duvarlar yıkıldı, perdeler indi, fakat temel düstur aynı kaldı. Bugünün Türkiye'sinin parolası da bu yöndedir. Hedefimizi belirledik ve emin adımlarla o hedefe yürüyoruz. Türkiye demokrasisiyle, ekonomisiyle, genç ve dinamik nüfusuyla, geniş bir coğrafyada yankı uyandıran mesajlarıyla Olimpiyatlara çok yakışacaktır. Avrupa Birliği sürecimiz başlı başına Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne verdiğimiz teminattır. Son 11 yılda, Hükümetimiz döneminde kat ettiğimiz mesafeler bu yolda en büyük teminatımızdır. Bu noktada, sporun içinden gelen bir Başbakanımız olduğu için çok şanslıyız. En önemlisi de hem sporun içinden gelen, hem de İstanbul'a Belediye Başkanlığı yapmış olan bir Başbakanımız olduğu için çok şanslıyız. İstanbul'u en iyi tanıyan, İstanbul'a Cumhuriyet tarihinde en çok hizmet eden bir lider olarak Başbakanımızın bu işin arkasında olması İstanbul için çok önemlidir. Genç ve dinamik bir toplum yapısına sahibiz ve bunu hayatımızın her alanına yansıtmaya çalışıyoruz. Biz bu karakterimizi yansıtan bir olimpiyat düzenleme niyetindeyiz. Olimpiyatlar daha önce hiç İstanbul gibi bir şehirde oynanmamıştı. İstanbul'un elbette Olimpiyat ruhuna kazandıracağı birçok zenginlik var. Ama bir şey var ki İstanbul'un katacağı zenginliklere dünyanın bir başka şehrinde rastlayabilmek mümkün değil. İstanbul'da gerçekleştirilecek bir Olimpiyat, aynı anda dünyanın iki kıtasında gerçekleşecek bir Olimpiyat olarak tarihe geçecektir. Bir tarafta Avrupa, diğer tarafta Asya Olimpiyat ruhunu birlikte kucaklayacak, Olimpiyat meşalesi iki kıtanın tam ortasından dünyayı aydınlatacaktır. Bunu dünyada başka hiçbir şehir vaat etmiyor ve edemeyecektir. Olimpiyat bayrağındaki iç içe geçmiş o 5 halka İstanbul'da birleşerek tek bir barış çemberi halinde insanlığı kucaklayacaktır. Türkiye bu organizasyonun altından kalkacak büyüklüğe ve deneyime sahiptir. Bu Türkiye için bir hayal değildir. İstanbul bu deneyimi yaşamak için gerekli heyecana ve imkana sahiptir. Türk misafirperverliğini göstermek için de Olimpiyatları fırsat sayıyoruz. Türkiye'nin rakiplerinden hem İspanya hem de Japonya bu tecrübeyi yaşamıştır. Olimpiyat ruhu ancak yeni bir heyecanla diri tutulabilir. O yeni heyecan İstanbul'dur. Olimpiyatlar, eğer kendisini tekrar etme yoluna giderse, bu Olimpiyat ruhunun özünü ve özgünlüğünü de kaybetmesine sebep olur. Türkiye bu oyunlar için hazırdır, İstanbul ve İstanbullular hazırdır, heveslidir. 2010 Avrupa Kültür Başkenti, 2012 Avrupa Spor Başkenti unvanını başarıyla taşıyan İstanbul 2020 Olimpiyatları'na da ev sahipliği yaparak bir Olimpiyat Merkezi olarak da yükselebileceğini ispat edecektir. Gelinen noktada ümitliyiz ve ev sahipliği yapma şansının bizlere verileceğine inanıyoruz. Bütün bir ülke olarak, bu yolda gayretlerimizi sarf ediyoruz ve ulaşacağımız hedeflerin hülyası ile hizmetlerimize devam ediyoruz. İstanbul'suz bir dünya boşluğa düşer. İstanbul'suz bir Avrupa eksik ve fakir kalır. İstanbul'suz bir olimpiyat meşalesi de her zaman sönük kalır


kalan karakter 1000

cık cık cık cık cık cık

Tevekkeli bu güne kadar yapılan olimpiyatların meşaleleri yanmıyordu!

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 27.03.2013 09:00

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.