Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

Merhametsizler

Daha önce İstanbul'dan seçilen, Haziran 2011'den beri de AK Parti Sivas Milletvekili olan Nursuna Memecan, kürtaj hakkında çok önemli bir açıklama yaptı. Önce Memecan'ın dediklerine bakalım:
"Kürtaj da, sezaryen de kadın için eziyet. Karar verilmesi çok zor bir şey. Durup dururken bir kadın 'gidip oramı buramı kestireyim' demez. Bir sürü negatif sonuçları olabilecek bir şey."
"Mevcut durum iyiydi. Ama bir artış varsa, normal doğumun faydaları, kürtajın sebepleri, sonuçları konusunda toplumu bilinçlendirip aydınlatalım."
"Ben yasağın hiçbir zaman fayda getireceğini düşünmüyorum, hele böyle komple yasağın fayda değil, çok büyük zarar getireceğini de düşünüyorum. Yasaklandıkça ortadan kalkmıyor, yeraltına, ehil olmayan ellere iniyor, kadına bir kat daha zorluk getirilmiş olunuyor. Hayatını tehlikeye atıyor."
Nursuna Memecan'ın dokunduğu iki nokta çok önemli:
1) Yasak; ölüm, sakatlanma ve yaralanmalara yol açar.
2) Kürtaj aslında istenen bir şey değil. Çoğunlukla mecburen, şartlar gereği, kerhen yaptırılıyor.

Bu kötülük diye
Bu vesileyle üzüldüğüm bir konuya değinmek istiyorum. Ama önce bir analoji...
Dün karneler dağıtıldı ya... Birçok yayında, "Aman çocuğunuzu hırpalamayın" şeklinde haberler çıktı. Psikologlar, zayıf bir karne getirmiş çocuğa nasıl davranılması gerektiğini anlattılar.
Niye? Çünkü, "Komşulara, akrabalara rezil olacağım" ya da "Babamdan dayak yiyeceğim" korkusuyla bazı çocuklar olmadık işler yapıyor. İntihar edenler dahi oluyor.
Bu gerçek karşısında, "İntihar ederse etsin; ne yapalım, o da zayıf bir karne getirmeseydi" diyor muyuz?
Hayır! Tam tersine çocukları yanlış kararlardan korumaya çalışıyoruz.
Peki aynı mantıklı ve merhametli tavrı niye kürtaj karşısında göstermiyoruz? Niye paniğe kapılmış, töre infazından ve çevre baskısından korkan genç kadınların ölmesine, sakatlanmasına, yaralanmasına yol açacak kararlar veriyoruz?

Toplumu unutuverdiler
Vesayet rejimine karşı mücadele ederken sürekli olarak topluma vurgu yapanlar, kürtaj konusu açılır açılmaz, söylediklerini unutuverdi.
Toplumu yok sayan bir tutum aldılar.
Sanki insan hayatı söz konusu değilmiş de... Entelektüel-felsefi bir tartışma sürüyormuşçasına... Yaratıcı, can, bedenin sahibi gibi kavramların uçuştuğu yazılar kaleme aldılar.
Kemalist jakobenlerden farkları kalmadı: Çünkü topluma doğruyu öğretmeye çalışıyorlardı.
Gazete köşelerinden yükselen bu vaazlarda, karmaşık toplumsal ilişkiler, sistematik olarak göz ardı ediliyordu.
"Etmeyin eylemeyin, kadınların ölmesine yol açacaksınız" uyarılarını, duymazdan geldiler.
Nursuna Memecan'ın karar alıcıları sağduyuya davet eden gerçekçi açıklamasını, "çatlak ses" diye sunanlar oldu.
Bazı muhafazakârların (ki aralarında bizzat tanıdıklarım var) böylesine merhametsiz bir yaklaşım göstermelerine gerçekten üzüldüm. Düşünün ki Melih Gökçek'in hunharca sözlerine bile ses çıkarmadılar. "Biraz ayıp oldu" dahi demediler.
Eski arkadaşlar çekinmesin... "Bizim inancımıza uygun yaşamayanların zerre kadar değeri yoktur" diyebilirler. İtiraf, rahatlatır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA