Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

Fitne söyleminin anlamı

Yıl 1922. Yunan Ordusu, İzmir'e doğru kovalanmaktadır. Zafer yakındır. Milli Mücadele'ye önemli katkılarda bulunmuş aydınlardan Halide Edib, "İzmir'i aldıktan sonra artık biraz dinlenirsiniz Paşam. Çok yoruldunuz" dediğinde... Mustafa Kemal'in cevabı şöyle olur:
"Dinlenmek mi? Yunanlılardan sonra birbirimizle kavga edeceğiz, birbirimizi yiyeceğiz..."
Gazi'yi en iyi tanıyan kişilerden biri olan, İsmet İnönü, "Atatürk'ün en önemli vasfı neydi" diye sorulduğunda, "Siyasetçiliği..." demişti.
Atatürk siyasetin özünü kavramıştı: Bir hasım arenadan çekildiğinde, yeni hasımlar, yeni çekişmeler ortaya çıkar.

Çatlak hep olur
"İç çelişki", Türk sağının yabancısı bir durum değil. Kapışma, çekişme, birbirini yeme süreçleri; defalarca "bölünmeye" kadar varmıştır.
Menderes'in Demokrat Partisi bölünmüştü... Süleyman Demirel'in Adalet Partisi de bölünmüştü.
Tayyip Erdoğan ve AK Parti liderliğinde, yüzde 50 oyu yakalayan büyük koalisyonu kurmuş olan Türk sağı... Bir süredir çekişmeyi, didişmeyi, birbirini yemeyi yaşamaya başladı.
Ancak Ortadoğu'nun siyasi kültürüne özgü bir kavrama bolca atıfta bulunarak, aslında bir çatlak olmadığını ispatlamaya çalışanlar var: Batı dillerine tam manasıyla çevrilemeyen o kavram FİTNE...
Bu kelimenin son zamanlarda sıkça kullanılması boşuna değil elbette. Artık lider konumundaki figürlerin hemen her konuşması, "Fitneye son verdi" diye selamlanıyor.
Başbakan, Türkiye'ye dönmesi için ABD'deki Fethullah Gülen'e mesaj gönderdiğinde, "fitneye son vermiş" oluyor... Ama Hocaefendi "Dönmem" dediğinde, olay yine "fitneye geçit vermemek..." şeklinde gerekçelendiriliyor.

Kim kimi yiyecek?
Halbuki manzara apaçık: Vesayetçi-darbeci askerlere karşı oluşturulan büyük koalisyon çatırdamakta. Çünkü eski hasım karşılaşmayı kaybederek (şimdilik) ringi terk etti. O halde koalisyon ortakları birbirini yiyecek!
Ancak işleri tıkırında olanlar... Mesela muhafazakâr burjuvazi... Ya da büyük koalisyon sayesinde kıyak bir koltuk kapmış olanlar, bu durumdan çok rahatsız.
"Fitneye izin vermeyin" diyerek çekişmeyi engellemeye... Ya da hiç olmazsa ötelemeye çalışıyorlar.
Fitne söylemini kullananlar, "Çeşmenin başını tutmuşuz, küpümüzü dolduruyoruz; siyasetin lüzumu yok..." diyor satır aralarında.
İyi ama Başbakan'ın çağrısına, hiç vakit geçirmeden "Dönmeyeceğim" diye cevap vermesi, çatlağın bizzat Hocaefendi tarafından ilan edilmesi değil mi?

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA