YAZARA MAİL GÖNDER Nejat Bey sayesinde oldu bunlar

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Eczacıbaşı Holding'in kurucusu Nejat Eczacıbaşı (1913-1993), sosyal sorumluluk kavramının henüz icat edilmediği bir dönemde, işadamlarının topluma karşı sorumlu davranması gerektiğini söylemişti. "Eğitim ve kültür, ülke meselelerinin başında geliyor..." saptamasından hareketle de, Türk Eğitim Vakfı ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın kurulmasında öncülük etmişti.
Nejat Bey'i vefatının yirminci yılında anma etkinlikleri, cuma akşamı Haliç Kongre Merkezi'ndeki New York Filarmoni Orkestrası konseriyle başladı. Önce Bülent Eczacıbaşı, daha sonra da Faruk Eczacıbaşı ile karşılaştığımda aynı şeyi söyledim: "Babanız çok önemli bir işi başardı. Nur içinde yatsın.
Bugün onun sayesinde buradayız."
Adettendir diye söylemedim... Eğer Nejat Bey'in çabaları olmasaydı, dünya kenti yolunda ilerleyen İstanbul'un kültür- sanat ayağı aksardı.

Süper bir orkestra

Biraz da ortamdan söz edeyim: New York Filarmoni dünyanın en önemli orkestralarından biri... Şu sıralar Avrupa turunda. Konserde iki tür seyirci vardı:
Davetliler ve biletliler...
Biletli seyirciler, kendilerine ayrılan bütün koltukları doldurmuştu. Bilet fiyatlarının ucuz olmadığını hemen belirteyim:
Sanat zevki kadar, kredi kart limitlerinin de arttığının işaretidir bu...
Eczacıbaşı ailesinin davetlileri ise tahmin edeceğiniz gibi İstanbul'un kalburüstü simalarından oluşuyordu.

Erkekler de imaj yapar
İmaj
dendi mi akla önce kadınlar gelir. Ama erkekler de kendilerine imaj yapıyor. Süreklilik ve yenilik erkek imajında da geçerli:
Mesela Cem Boyner kaç yıldır yanık tenli. Üstelik dört mevsim aynı tonda! Belli ki 45'ten fazla göstermemek için ciddi çaba harcıyor; doktorlara ve solaryumculara epey mesai yaptırıyor.
İmaj tazeleme akımına Zülfü Livaneli de katılmış.
Yeni gözlük çerçevesiyle, İtalyan aktör Marcello Mastroianni'nin canlandırdığı 1970 model bürokratlara benzemiş.
Haliç'e açılan teras serindi. Parlak güneşe kanan bazı hanımlar, derin sırt dekolteleri, hayli kısa ve ince elbiseleriyle şifayı kapmış olabilir. Kış beyazı tenlerinin, diken diken olduğunu görmemek imkânsızdı.

Bak şu sıvışana!

Sohbeti sevenlerin, müziği de sevdiği söylenemez. Ara verildiğinde dışarı çıkan bazı davetliler geri dönmedi. Valla ben buna gıcık oluyorum: Sevmiyorsan, hiç gelme birader. Ama yok; illa boy gösterecek!
Bir gün tepem atacak, arada kaçanları isim isim yazacağım, mahcup olacaklar. (Ondan sonra işin yoksa mazeret dinle.)
Not: Dedikodu yapmaktan, bizim seyirciyi de coşturan keman virtüözü Joshua Bell'den söz edemedim.
2007'de, Washington Post'un önerisiyle, beysbol şapkası takıp metro istasyonunda 45 dakika keman çalan Bell...
Önünden geçen 1,097 kişiden, onu tanıyabilen sadece bir kişinin verdiği 20 dolar hariç, 32 dolar (58 TL) kazanmıştı. (YouTube'da videosu var.) Joshua Bell bir gece önce konserde aynı parçaları çaldığında, kazancı çok daha fazla olmuştu. Taş yerinde ağırdır, denir ya...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.