YAZARA MAİL GÖNDER Mangal politikamız var mı bizim?

YAZARLAR

Ben ne yüksek apartmanlara karşıyım, ne de AVM'lere... Öte yandan çayır-çimen-ağaç fetişisti de değilim.
Bütün hikaye dengeyi tutturmakta, neyinereye- ne zaman yapacağını bilmekte.
Mesela parklar büyük kent yaşamının vazgeçilmez ögeleridir.
Sağlık için spor yapan kadınlar ve erkekler, çocuklar, yaşlılar için park fevkalade gereklidir.
Ama olur olmaz her yere, bir karışlık alanlara dahi park yapmanın da gereği yoktur:
Böylesi parklar, hem israfa yol açar, hem de beklenen işlevleri yerine getirmez.
Onu yerine (şimdilik) merkezi, büyük, kullanışlı parklar yapmak daha doğru olur.

Valla moralim düzeldi
İşte zihnimde bunlar olduğu için...
Topçu Kışlası'nın yeniden yapılması, "ilginç fikir" olarak hoşuma gitmesine rağmen, karşı çıkmıştım.
O çevrede hiç büyük park yoktu. Gezi güzel bir çok-işlevli parka dönüştürebilirdi.
Ayrıca Beyoğlu dükkan doluyken, Taksim'e AVM yapmak da gerekmiyordu. Sanırım bütün bu tartışmalar şahane bir fikre yol açtı (veya olanı hızlandırdı)... İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş çok önemli bir açıklama yaptı:
Bakırköy ile Zeytinburnu arasındaki Veliefendi Hipodromu ve çevresi, devasa bir parka dönüştürülecek. "Sayın Başbakanımız ile görüşüp desteğini aldım. (New York'taki) Central Park'tan daha büyük bir park yapıyoruz.
Birkaç ay içinde kamulaştırmayı tamamlarız" diyor Başkan Topbaş...

Kadıköy'e güzel haber

Bitmedi! Başkan Topbaş'ın verdiği ikinci güzel haber, bu kez Kadıköy'le ilgiliydi Salıpazarı kaldırıldıktan sonra otopark olarak kullanılan, bir zamanların ünlü Kuşdili Çayırı, parka dönüştürülecek.
Otopark ise parkı altına alınacak.
Hatırlar mısınız? "Kuşdili'ne AVM yapılacak" diye söylenti çıktığında...
"Koskoca Kadıköy Çarşısı varken, sakın yapmayın.
Kuşdili'ne kültür-sanat kompleksi kurun.
Rıhtımdaki Haldun Taner Sahnesi'ni de oraya taşıyın, çevresini de park olsun" demiştim. (23 Şubat)
"Kültür karın doyurmaz" demeyin.
İstanbul bir dünya kenti: Sadece otellere ve depremde yıkılmayacak binalara değil, konferans ve konser salonlarına da ihtiyacı var. (Dün bizim gazetedeki haber çok önemliydi: Türkiye kültür endüstrisi 60 milyar doları yakaladı.)

Mangalcıdan utanmayın!
Bu arada bir önerim var:
Bizim millet mangal yapmayı seviyor. Havanın güzel olduğu pazar günleri, otoban kanarları bile piknikçilerle doluyor...
O halde yeni parkları öyle bir tasarlayalım ki isteyen pazar günü mangal yapsın. (Lütfen 12 Nisan 2008 tarihli yazıma bakın; tam bu konuda...) Bizim enteller ise utanıyor onlardan: "Efendim parkı kirletiyorlar"... Varsın kirletsinler! Mangalcı ailelere birer büyük çöp torbası dağıtın. Giderken çöplerini bunlara doldursunlar. Sonra belediye toplasın.
Semt pazarlarının yarattığı kiri belediye temizliyor da, mangalcıların çöpünü niye toplamasın?
Gördünüz işte: Mangalın da bir politikası olmalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.