YAZARA MAİL GÖNDER Gözetleyen devlet

YAZARLAR

Özden Toker, babası İsmet İnönü ile Atatürk arasındaki ilişkinin ilginç bir yönünü anlatıyor: "Ülkü'nün yaş günü için Köşk'e gitmiştim.
Atatürk yanıma gelip beni sevdi ve babamı sordu. Babam o günlerde viyolonsel ve İngilizce dersleri almaya başlamıştı.
Hissettim ki Atatürk hepsinden haberdar!
Babamın ne yaptığını, kimlerle görüştüğünü, bütün hayatımızı takip ettiği belliydi..." (Kübra Par'ın röportajı, HaberTürk)
Doğru bir izlenim bu...
Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye'si tam bir gözetleme devletiydi. Atatürk'ün söylediklerinden milim şaşanlar an be an takip edilirdi.
Anılara bakılırsa, takip edilenler, sivil polisleri ve MİT'çileri, bir devlet kuruluşu olan Sümerbank tarafından üretilen ayakkabılarından tanırdı.
Hayır, sadece solcular, köşeli milliyetçiler, demokratlar, Kürtçüler değil; Kurtuluş Savaşı'nı yürüten kadro da takip altındaydı.
İnönü ailesiyle yapılan bu röportaja "Atatürk babamı takip ettirirdi" diye başlık koymuşlar... Sanki sadece İnönü edilirdi gibi bir izlenim çıkmış. Halbuki bütün kalburüstü insanlar takip edilirdi. (Kolaydı o zaman takip işi: 15 milyonluk nüfusun sadece yüzde 25'i kentlerde otururdu.) Hadi diyelim mesela Doğu Cephesi Komutanlığı'nı yapmış olan Kazım Karabekir Paşa, biraz muhalif olduğu, Milli Mücadele'yi bambaşka açıdan anlatan bir kitap yazdığı için takip ediliyordu...
Peki ya İsmet Paşa? Uzun yıllar Başbakanlık yapmasına rağmen yine de takip edilirdi.
İsmet İnönü (başbakan değilken) bir gün tek başına Ankara'da sinemaya gidiyor. Orada olduğunu bilen kimse yok...
Karanlıkta film izlerken birisi omzuna dokunuyor: "Köşk'ten çağrılıyorsunuz Paşa hazretleri" diyor bir sivil polis.
Bu gelenek hâlâ devam ediyor: Hani bazı Batı ülkelerinde eski başbakanlar korumasız dolaşır, bisiklete filan binerler ya... Bizde asla mümkün değildir böyle bir şey.
Siyasetçinin canı çekerse, olan korumalara olur; bisikletin arkasından koşarlar kan ter içinde.
Yalnızca bir koruma faaliyeti değildir bu... Eski başbakanın veya kuvvet komutanının neler yaptığı sürekli takip edilir.
Korumalar aynı zaman jurnalcidir; icabında olup biteni rapor ederler.
Ben gençken bu koruma olayına kızardım. Ama zamanla gördüm ki hem Türkiye'nin şartları, hem de taa Osmanlı'ya uzanan gelenekleri, böyle bir organizasyonu gerekli kılıyor.
Şimdi sadece çevredeki insanları yersiz yere itip kaktıklarında kızıyorum.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.