YAZARA MAİL GÖNDER Niye 'istiklal' meselesi?

YAZARLAR

Başbakan Erdoğan, 17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu'nu yapanlara niye karşı olduğunu anlatırken, "Bu süreç yeni Türkiye'nin istiklal mücadelesi sürecidir" demişti ya...
Yılbaşı tatilinden döndüğümde, bu sözün birçok eleştiri aldığını gördüm. Hepsi kendi meşrebine göre bir şeyler söylemiş.
Tamam, elbette hemen her şey eleştirilir. Ancak önce eleştirilen şeyin ne anlama geldiğini kavramak gerekir.
O halde hemen soralım: Bütün bu kavga gürültünün "istiklal" (bağımsızlık) kavramıyla ne alakası var?
İlk bakışta yokmuş gibi gözüküyor: Öyle ya... Birileri yolsuzluk yapmış... Polis ve savcılar da bunu saptamış... İzlemişler, delil toplamışlar... Ve 17 Aralık'ta da operasyon düzenleyip zanlıları gözaltına almışlar...
"Türkiye'nin bağımsızlığı" bu olayın neresine düşüyor? Adım adım giderek anlatmaya çalışayım.

İşin rengi anlaşıldı
Eğer 17 Aralık Operasyonu, "sadece" AK Parti ve Hükümet çevresinde yuvalanmış çürük elmaları hedef alsaydı, bu kadar gürültü kopmazdı.
Neticede olay yasalarla ve ahlakla ilgili olurdu. "Bazı ahlaksızlar yasaları çiğnemiş" derdik.
Halbuki operasyonun içinde öyle bir öğe daha var ki... İşin bütün rengini değiştiriyor. O da Halkbank olayı.
Çok karmaşık ve uluslararası boyuttaki ilişkileri basite indirgersek, orta çıkan manzara kabaca şöyle:
ABD'nin girişimiyle İran'a ambargo uygulanıyor... İhracat imkânları fevkalade daralan İran sıkıntılar yaşıyor... Bunun üzerine nakit akışına ihtiyaç duyan Türkiye, İran'a, el altından yardımcı oluyor...
Bence ABD istihbaratı baştan beri bu işin farkındaydı. Çünkü bizzat ambargocuların kimi şirketleri de benzeri bir faaliyet içindeydi. Yani bütün bunlar biliniyordu ama çok büyük boyutta olmadığı, ambargoyu dinamitlemediği için göz yumuluyordu.

"Çizgi dışına çıkarsın ha!"
ABD nihayet "nükleer" meselesinde İran'ı ikna etti. Eğer İran sözünde durursa ambargo yavaş yavaş kalkacak.
Şimdi soru şu: Tam da İran'a uygulanan ambargonun kalkması söz konusuyken... Daha önce göz yumulmuş bir olay, niye büyük bir skandalmış gibi ortaya sürüldü?
Çünkü... Başbakan'ı topa tutan birçok eleştirmenin dahi kabul ettiği gibi, Batı merkezli güçler, Başbakan Erdoğan'ı hedef almış durumda.
Sadece İran ticareti değil olay. Asıl sıkıntıları, Hükümetin Suriye, Mısır ve hatta Kuzey Irak politikasından kaynaklanıyor. Tabii bir de Çin füzesi meselesi...
Açıkçası şu: Başbakan Erdoğan "bağımsız" bir dış politika izlemeye çalıştığı, yani çizgi dışına çıktığı için hedefe kondu.
Erdoğan, "Yüzde 50 oya sahip bir Hükümet döneminde bile Türkiye bağımsız olamayacaksa, ne zaman olacak" derken...
Batı merkezli güçler ise, "Sen bizim sistemimizin parçasısın; kafana göre iş yaparsan başına çorap öreriz..." demekte.
İşte "istiklal" kavramı buradan çıkıyor.
O halde Başbakan'a ilk taşı, "Tayyip, emperyalizmin taşeronudur" diye bağıran ulusalcılar atsın bi'zahmet.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.