YAZARA MAİL GÖNDER Erdoğan'ın ününden yararlanma taktiği

YAZARLAR

Kısa bir aradan sonra yeniden merhaba! Ne yalan söyleyeyim, geçen 10 gün içinde siyasetle hemen hiç ilgilenmedim. Başbakan Erdoğan'ın Köşk'e aday olduğunu, Midilli adasının tenha bir koyunda, bir kesilip, bir gelen internet aracılığıyla öğrendik; o kadar.
Türkiye'ye döndüğümde Çankaya seçiminde neler oluyor diye baktım... Şu iki haber gidişatı apaçık ortaya koyuyordu:
1) Araştırma şirketleri istatistikleri inceleyip, "Muhalefetin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu halka tanıtılamazsa, Erdoğan ilk turda seçilir" demişler.
2) Ekmel Bey, "Ramazanda miting yapmak doğru değil" dedikten sonra, "Tayyip Erdoğan ile canlı yayına çıkmayı düşünür müsünüz" sorusuna şu cevabı vermiş: "Gayet tabii isterim. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi bir yenilikse, bunun gereği adayların bir araya gelip açık oturuma katılması ve halka kendi fikirlerini açıkça söylemesidir."
Bu iki haber sıkı sıkıya birbirine bağlı ve bizim öngörülerimize de uyuyor.
Daha baştan demiştik ki... Cumhurbaşkanını halk seçeceği için adayın zaten tanınan bir kişi olması gerekir.
Çünkü seçmenlerin çoğu tanımadığı bir kişiye oy vermez... "Diğer adayı" istemiyorsa ya boş oy atar ya da sandığa hiç gitmez. Tanımadığı bir kişiye oy vermesi için ancak diğer adaydan nefret etmesi gerekir.
Araştırma şirketlerine göre, seçmenin ancak yüzde 25 ila yüzde 35'i İhsanoğlu'nu tanıyor. Yani her üç vatandaştan ikisi, "Kim bu Ekmeleddin Bey" demekte.
Bu kadar kısa sürede... Böyle kısıtlı bir bütçeyle, İhsanoğlu'nu tanıtmak kolay değil. Belki reklam dünyasının dâhileri bir şeyler yapabilir ki süre onlar için de yetersiz.
Bu şarlar altında Ekmel Bey çok "makul" bir öneri yapıyor: Yaz sıcağında, hem de ramazan ayında mitinge ne gerek var? En iyisi adayların ekranda tartışması!
Yukarıda "makul" kelimesini tırnak içine aldım çünkü siyasette sıkça kullanılan bir yöntemdir bu:
Önce bir soruna parmak basarsınız: Yaza rastlayan ramazan ayında miting yapmanın zorluğu...
Sonra da (tabii ki kendinize uygun) "makul", "mantıklı", "akılcı" bir çözüm önerirsiniz: Adaylar hep birlikte açık oturuma katılsın...
Ben bu öneriyi Tayyip Erdoğan'ın kabul etmeyeceğine adım gibi eminim.
Çünkü Erdoğan ülkenin en iyi tanınan siyasi markası. Seveni de çok, sevmeyeni de... Ama tanımayan yok!
Erdoğan tarafından eleştirilen köşe yazarlarını düşünün... Okur sayısı on binlerle ölçülen bir yazar, Erdoğan'ın şimşeklerini üzerine çektiği gün, 15 dakikalığına ünlü olmuyor mu? "RTE bana gıcık" yazan tişörtle caddelerde kafelerde boy göstermek istemiyor mu?
Aynı mekanizma "adaylar ekranda tartışsın" önerisi için de geçerli.
Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş'ın katılacağı bir TV programını kim izlemez? Milyonlar ekrana kilitlenir, olay günlerce tartışılır.
Bu da en çok İhsanoğlu'na yarayacaktır. Beğenen de olacak, beğenmeyen de... Ama sadece tek bir programla bütün Türkiye'nin tanıdığı bir aday haline gelecek.
Başbakan Erdoğan, rakibini kendi şöhretinden niye yararlandırsın? "Ekranlara ayrı ayrı çıkalım" diyerek işin içinden sıyrılarak, Ekmel Bey'i tanınmamışlığıyla baş başa bırakacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.