YAZARA MAİL GÖNDER 'Ver kurtul' diyen milliyetçiler de kim?

YAZARLAR

Dün sözünü ettiğim "Çözüm Süreci" araştırmasının en şaşırtıcı sonuçlarından biri neydi, biliyor musunuz? Seçimlerde MHP'yi desteklediğini söyleyen seçmenlerin yüzde 26'sının "Ver kurtulcu" olmasıydı.
Bildiğiniz gibi Kürt- PKK sorununu çözme konusunda birçok öneri bulunuyor. Halkın çoğunluğu, "Kürtlere ekonomik imkânlar ve bir miktar da kültürel haklar verilirse, bu iş çözülür " diye düşünüyor. Ama tabii başka pozisyonlar, başka öneriler de var.
Prof. Hakan Yılmaz ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçlarını, bir grup gazeteci arkadaşla birlikte Boğaziçi Üniversitesi'nin Kennedy Lodge adlı ünlü binasında dinledim.
Masanın çevresinde oturanları en çok şaşırtan verilerden biri işte buydu: MHP seçmeninin dörtte biri, Kürtlere özerklik verilmesini, hatta federasyon olmasını veya bağımsız bir devlet kurmalarını destekliyordu.
Nasıl yani? Hani Türk milliyetçileri, "Kürt Sorunu yoktur, PKK Sorunu vardır... O sorun da silahla çözülür" diye düşünenlerden oluşuyordu? Bu "demokrat", hatta "sol" görüş de nereden çıkmıştı?
Bana sorarsanız, bir milliyetçinin böyle bir tavır almasının, "demokratlıkla" veya "solculukla" bir alakası bulunmuyor.
Halkın kullandığı kavramları, bilhassa siyasi kavramları, sözlükteki tanımlarıyla ele almak, akademisyenleri ve yorumcuları çoğu zaman yanıltmıştır.
Mesela halktan birileri, "özgürlük istiyoruz" diye yaygara kopardığında, aslında talep ettikleri, "imar yasağının kalkması" olabilir.

Milleti saflaştırma operasyonu

Bence "Ver kurtulcu" milliyetçiler de benzeri bir yaklaşım içinde... "Diyarbakır ve havalisini Kürtlere verelim" diyorlar ya... Kurcalamazsanız, bu sözü "sol" bir tutumun ifadesi olarak görürsünüz.
Halbuki bir- iki adım ileriye giderseniz, karşınıza şu fikir çıkacaktır: "Diyarbakır'ı vereceğiz ama artık İstanbul'da oturmak yok. Tasını tarağını toplayıp Kürdistan'a gidecek. Türkiye'ye pasaportla girecek!"
Yani "Ver kurtulcu" pozisyonun altında, Türk milletini, Kürtlerden temizleyerek, saf bir hale getirmeyi arzulayan bir yaklaşım da olabilir.
Bu düpedüz faşist bir anlayıştır. Ve işin içinde İstanbul, Ankara ve İzmir'dekiler başta olmak üzere, Kürt vatandaşların sahip olduğu mallara el koyma hayali de vardır.
Ben bu fikri toplantıda dile getirince... Gazeteci bir abimiz, "Yapma, abartıyorsun; bu çağda böyle bir şey olabilir mi" dedi.
Olur! Bu ülkenin yakın tarihinde neler oldu neler: Ermenilerin (1915), Yahudilerin (1934), Rumların (1942, 1955 ve 1964) mallarına el konulmadı mı, yağmalanmadı mı?
Bugün komşumuz olan topraklarda... Yani Suriye ve Irak'ta, IŞİD örgütünün cani militanları, her kesimden düşman ilan ettiklerinin kafasını kesmiyor mu?
Türkiye dahil, "medeni" dediğimiz ülkelerden binlerce kişi, o canilere katılmıyor mu?
İlk çağlardan bu yana, insanın temel özellikleri (hani "fıtrat" deniyor) evrimleşmedi ki... Düzenler bozulmaya görsün; Pandora'nın Kutusu açılıverir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.