YAZARA MAİL GÖNDER "Tarihimi çok seviyorum"

YAZARLAR

Bu hafta, çok satan kitaplar listesinin bir başka yazarına değineceğiz: Sinan Yağmur... 2014 verilerine göre satışta ve ciroda Uğur Koşar kadar olmasa da, Sinan Yağmur 20 kitaplık listeye iki kitabıyla girmiş durumda: 'Aşkın Gözyaşları' ve 'Aşkın Yedi Hali
- Bişnev
'...
Ancak ben onun "adını taşıyan" başka bir kitabı ele almak istiyorum: 'Tarihimi Çok Seviyorum'. (Hayykitap)
"Adını taşıyan" dedim, çünkü bu kitabı Yağmur yazmamış. Girişte belirtildiğine göre kitapta yer alacak tarihi şahsiyetleri Yağmur seçmiş.
Bu kişiler hakkındaki bilgiler, pek azı tarihçi olan başka yazarlardan derlenmiş.
Belli ki hem Yağmur, hem de yayınevi, bu derleme aracılığıyla diğer kitaplarla sağlanan şöhretin yağını çıkarma derdinde. 'Tarihimi Çok Seviyorum', bir 'gençlik kitabı' olarak hazırlanmış.
Gençlerin kitaptaki şahsiyetleri kendine örnek alması arzulanıyor.
Asıl hedef ise... Çalışkan, cesur, yardımsever, sadık, adaletli, edepli, vefalı gençlerin yetişmesiyle... "Milletimizin", kapitalizmin ve küreselleşmenin boyunduruğundan kurtularak "öz kimliğine" dönmesi...

Büyük Türk Büyükleri

Bunu sağlamak üzere seçilmiş tarihi kişilere baktığımızda ise... Gençlerin örnek alacağı kişilerin çoğunun devlette çalıştığını görüyoruz: Bolca padişah, az sayıda komutan, birkaç tane din adamı...
Ulubatlı Hasan veya Nene Hatun gibileri ise ancak hayatlarını ortaya koydukları ölçüde kendilerine listede yer bulabilmiş.
Bilim ve teknolojiyle uğraşanlar veya sivil bir mesleği olanlar ise 48 kişilik ana listeye, adeta kerhen, zevahiri kurtarmak üzere alınmış: Mimar Sinan ve Hezarfen Ahmet Çelebi... Üstelik ikisi de meslekleriyle doğrudan alakası olmayan birer anekdotla kitapta yer alıyor.
Ayrıca bir de yavru liste var:
Tarihçi, hattat, neyzen veya şair gibi beceri sahibi kişilerden orada üstünkörü söz ediliyor.
Velhasıl kitap tipik "sağcı tarih anlayışına" dayanıyor.
Özetle: "Tarihi büyük adamlar yapar... Eğer yöneticilerimiz iyi olursa; devlet yükselir, millet mutlu yaşar... " Vahim bir zihniyet bu...
Açıklamaya çalışayım:
İçinde ileri teknoloji bulunan mallar üretemediğimiz için...
Yani bilim ve teknolojide nal topladığımız için, bugün ekonomimiz yerinde sayıyor.

Küf kokulu hikayeler
İmparatorluklar çağı padişahlarını veya sadece kılıçlı-piştovlu kara savaşına vakıf komutanları öğreterek mi gençlerin mühendis olmalarını, bilime bilim katmalarını, icatlar yapmalarını sağlayacağız?
Uydular, lazer teknolojisi, milyarlarca kilometre öteden bilgi gönderen araçlarla... Bir ara durmuş olan uzayın fethi faaliyetleri yeniden başladı. Buna karşılık Türkiye'nin kendi füze sistemi yok! Hamaset edebiyatına takıldığımız sürece de olmayacak.
"Aman oğlum-kızım hayırlı evlat olsun" diyerek bu tip kitaplardan medet uman aileler var.
Bilgisayar, internet ve cep telefonu çağına uygun yaşam ilkelerini, bu menkıbelerden öğrenemezler ki!
Çoğu eksik veya hayali olan bu hikayeler yerine...
Mesela Osmanlı saray entrikalarını anlatmak dahi, günümüzün acımasız rekabet ortamında gençlerin işine daha çok yarayacak, dünyayı gerçekçi bir şekilde kavramalarına yardımcı olacaktır. İnanın!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.