YAZARA MAİL GÖNDER Genç öğretmenlerin sosyal medya misyonu

YAZARLAR

Bu ülkenin nasıl bir yer olduğunu anlatan örneklerden biri, arabesk hakkındadır. Bütün toplumun tartıştığı bu müzik türü hakkındaki ilk ciddi araştırma, 1990'da yayınlanmıştı. Yani arabeskin çıkışından 20 yıl sonra!
Halbuki üniversitelerin bir görevi de "toplumun kendi hakkında düşünmesini" sağlamak, "Biz neyiz, neyi, niye yapıyoruz" gibi sorulara cevap bulmak değil mi?
Geçenlerde "cep telefonları eğitim sistemine entegre edilmelidir" dedim ya... Gelen mesajların çoğu aynı doğrultudaydı:
"Telefonlarını oyun oynamak, birbirlerine abuk sabuk mesajlar atmak, internetteki ıvır zıvıra bakmak için kullanan gençler zamanlarını boşa harcıyor." (Sanki yetişkinler çok üretken!)
Peki ama niye böyle? Gençlerin ceptelle ilişkisini ortaya koyan araştırmalar var mı? Yoksa üniversiteler, arabesk olayında olduğu gibi yine uyuyor mu?
(Not: Bu tip her yazıdan sonra aynı şey olur. Bir üniversiteden, "Öğrencimiz bilmem kim o alanda lisansüstü tezi yazdı" diye mesaj gelir. Sanki Türkiye'deki 200'e yakın üniversiteden iki-üç tezin çıkması, akademyamızı affettirmeye yetermiş gibi...)
Belki bizimkilere ilham verir umuduyla, geçen gün okuduğum bir araştırmayı özetlemek isterim:
CNN-ABD, "13 yaşındakilerin gizli dünyası" başlığıyla bir araştırma yaptırmış. Tahmin edileceği gibi... Gençlerin ceptellerine olan bağımlılıkları yaşlı kuşakların aklının almayacağı bir seviyede...
Mesela biri "Cep telefonumdan ayrı düşmektense bir hafta aç kalırım daha iyi..." diyor. Bir başkası, telefonu olmadığında kendini "çıplak" hissediyormuş.

Büyük endişe

Araştırmacılar ailelerden de izin alarak ülkenin dört bir yanından 200 kadar 8'inci sınıf (13 yaş) öğrencisinin mesajlarını ve site davranışlarını (Facebook, Twitter, Instagram) altı ay boyunca takip etmişler.
Sonuç... Sosyal medya bağımlılığının arkasında yoğun bir merak duygusu var: "Akranlarım beni nasıl görüyor?"
Bu yoğun merak duygusu, genci endişeye sürüklüyor: "Şu anda sosyal medyada hakkımda neler söylenmekte? Seviliyor muyum? Beğeniliyor muyum?"
"Mesajımı veya fotoğrafımı kaç kişi beğendi? Arkadaşlarım benden habersiz program mı yapıyor? Benim hakkımda nahoş laflar eden var mı?"
Herkes bilir: O yaşlarda statüye çok önem verilir. Gençler hiyerarşinin üst kısmında yer almak isterler. Akranları tarafından eleştirilmek, ondan da önemlisi umursanmamak ve alay edilmek ise en büyük korkularıdır.
150 bin kadar mesajı inceleyen ekip şunu da saptamış: Gençler yüz yüze söyleyemeyecekleri lafları (mesela: hakaret) sosyal medyada sarf ediyor... Gizli kalması beklenen bilgi ve fotoğrafları kah beğenilmek, kah intikam almak için paylaşıyorlar.
Bu arada ebeveynlerin, gençler arasındaki çekişmeleri pek önemsemedikleri de ortaya çıkmış. Psikologlar, "Halbuki anne-babanın ilgisi o kavgaların yaratacağı travmaların atlatılmasını kolaylaştırıyor" diyor.
Ben de diyorum ki... Madem ceptele ve sosyal medyaya böylesine muazzam bir bağımlılık söz konusu... Neden eğitim-öğretime bu araçlar da dahil edilmesin?
Nasılını ben bilemem. Sosyal medyayı iyi tanıyan genç öğretmenler bunun yolunu bulacaktır. (Yeter ki yaşlı "uzmanlar" engel olmasın.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.