YAZARA MAİL GÖNDER Kemalizm'den sonra hangi ideoloji?

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Sürekli okurlarımız bilir: 1923-1938 dönemini çok eleştirmişimdir. Bunu yapmamın nedeni, Atatürk'ün kendisi değildi. Kurtuluş Savaşı'nın muzaffer komutanı ve cumhuriyetin kurucusu olarak o, tarihsel rolünü oynadı ve 77 yıl önce bugün ebediyete göçtü. Nur içinde yatsın.
Benim asıl meselem Kemalistlerdi. Neticede ordu ideolojisi olan Kemalizm...
Askeri vesayeti kitleler nezdinde meşrulaştırmak amacıyla, Mustafa Kemal'i ölçüsüzce yüceltiyor... Tek Parti dönemini adeta bir Altın Çağ gibi gösteriyordu. Yani Atatürk üzerinden iktidar devşiriyordu.
Yazıları takip edenler fark etmiştir: Kemalizm eleştirisine bundan dört yıl önce son verdim. Eğer illa da tam tarih isterseniz, 1 Eylül 2011 derim.
Çünkü ordu, ağustos şûrasında geri adım attı. Terfi ve atamalara son şeklinin verildiği masanın başına dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan tek başına oturdu. Seçilmiş sivillerin devlet iktidarını askerle paylaşma dönemi sona erdi.
Şartlar değiştiğine göre Kemalizm'i eleştirmenin bir anlamı kalmamıştı: Çünkü o günden itibaren siyasete müdahale gücünü yitirecekti. Nitekim Kemalist sivillerden gelen siyasete müdahale çağrılarına ordu yönetimi olumlu cevap vermedi, veremedi.

Robot Devrimi geliyor

Tarihte çok görülmüştür: Eski dönemin kapanması... Yenisinin hemen başlayacağı anlamına gelmez. Genellikle bir ara dönem yaşar toplumlar.
Daha önce de değinmiştim: Türkiye, devlet düzeyinde bir siyasi ideoloji krizi yaşıyor. Temel soru şu: "Kemalizm'in yerine ne geçecek?"
Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığı alana Osmanlı armasının yerleştirilmesi, geçiş dönemine has bir zihin karışıklığının göstergesi.
Osmanlıcılık ve İslamcılık, muhafazakârmilliyetçi gençlerin hoşuna giden ideolojiler. Peki ama bu ideolojiler çağın sorunlarına, anakronizme düşmeden cevaplar bulabilecek mi?
Mesela yatırım bankası Merrill Lynch için hazırlanan kapsamlı rapora göre, Robot Devrimi 20 yıl içinde gelişmiş ülkelerde üç çalışandan birini işsiz bırakacak.
Yapay zekâyla donatılmış robotlar, Türkiye'ye de gelip vasıfsız işgücünü kapı önüne koyduğunda... Osmanlıcılığın veya İslamcılığın buna cevabı ne olacak? Robotları kırmak mı? Gelişmeleri tevekkülle karşılamak mı?

Rekabet savaşları
"Olur mu öyle şey? Tabii ki biz de çağa uyum sağlayacağız" deniyorsa... Hani o uyumu mümkün kalacak eğitim sistemi?
Japon yöneticiler, "Sosyal bilimleri boş verelim, doğal bilimlere ve mühendisliğe ağırlık verelim" diyor. Çok eleştiri alsa da bu görüş, ülkeler arası yarışta geri kalma korkusunun sonucu. Biz ise yüksek lise ayarında üniversite açıp duruyoruz.
İngilizler de aynı durumda: Hükümetin bilime ayrılan bütçeyi artırması için her görüşten milletvekili bastırıyor. "Aksi halde on yıla kalmaz rekabet gücümüzü yitiririz" diyorlar.
Aslında AK Parti iktidarı Türkiye'nin büyük avantajı: Çünkü öylesine güçlü bir temsil gücü var ki kaynak ayrılacak sektörler arasında tercih yaptığında gelecek tepkiyi rahatlıkla göğüsleyebilir.
Ancak bu tercihler Osmanlıcılık veya İslamcılık bağlamında düşünerek değil, olaylara bilim- teknik- rekabet açısından bakılırsa anlamlı olabilir. Ben söylemiş olayım...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.